kene,sağlık, Hastalık oluşması ve bulguları:
02 Eylül 2010 admin
Kategori: Genel sağlık, Saglikli Yasam
->
Son yıllarda daha sıkça duyulmaya başlayan, bahar-yaz dönemlerinde artış gösteren ve ağırlıklı olarak keneler aracılığıyla bulaşan virütik bir hastalıktır. İlk olarak 1944 yılında Kırım’da, sonra 1956 yılında Kongo’da tanımlanmış ve sonra aynı hastalık olduğu anlaşılmıştır.
Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler.
Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.
Kenelerin kan emişi genellikle uzun bir süreçtir. Sinekler gibi hemen sokup kısa sürede kan emişini bırakmazlar. Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz. Bu hortum, geri çıkışı engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca, zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.
Hastalık oluşması ve bulguları:
Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir.
Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.
İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.
Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.
Tedavi: Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.
Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir.
Korunma:
Hastalık, kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla veya kene sokması sonucu virüsü alıp hasta olmuş hayvanların kan ve salgıları ile bulaşabilmektedir. Bu nedenle:
Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.
Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı, paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.
Yeşil alanlara giderken böcek kaçırıcı sıvı ve jeller cilde sürülebilir veya giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa sağlık
sakıncaları olduğu dikkate alınmalıdır. Hayvan besliyorsanız hayvanlarınızı dolaştırırken onlara da bu sıvılardan sürebilirsiniz.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde keneyi çıkartmak için fazla zorlamamalı, halk arasında yaygın olduğu şekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin üzerine kolonya, alkol veya diğer kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Bu maddeler kenenin daha erken aşamada kusmasına ve enfekte sıvıyı vücudumuza salgılamasına neden olabilir.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde eldiven takarak ve bir cımbız ile kene vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola sallanarak bir vida gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.
Hasta kişiler ile temasta vücut sıvıları aracılığıyla bulaşma olabileceği unutulmamalıdır.
Artık piknik yapmak da riskli hale geldi.
Kenelerle karşılaşmamanız dileğiyle,
Dr. Murat FIRAT
Halk Sağlığı Uzmanı
Menopoz hakkında doğru bilinen 11 yanlış
31 Mayıs 2010 zifiri
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri

Kadının hayatında bir dönüm noktası olsa da menopoz, her kadının yumurtlama fonksiyonunun sona ermesiyle birlikte yaşadığı doğal bir süreç. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mete Bostancı, menopoz hakkındaki yanlış bilgileri açıkladı. Devamını oku
Cinsel mutluluğu ne örseler?
31 Mayıs 2010 zifiri
Kategori: Cinsel Sağlık
->

Sigara,içki ve stres…Bunlar yalnızca sağlığı bozmakla kalmıyor, cinsel hayatı da öldürüyor. Sağlıklı bir cinsel hayat için önce kötü alışkanlıklardan kurtulmak lazım. Devamını oku
Kadınlar için 16 cinsel öneri
30 Mayıs 2010 zifiri
Kategori: Cinsel Sağlık

Dışarı çıktığınızda iç çamaşırı giymeyin ve bunu eşinizin kulağına fısıldayın, bir an önce eve gitmek için can atacağına emin olabilirsiniz.
Sac Ekimi ve Yuz Estetigi
29 Ocak 2010 admin
Kategori: Kategorilenmemiş
Sac ekimi ve yuz estetigi hakkinda aradiginiz bir cok bilgi asagida yer alan estetik videomuzda sizleri bekliyor.
Yuz operasyonlari hakkinda bilgiler, kac yas sonrasi yuz estetigi yapilmaya basliyor,kaz ayaklari, mimik cizgileri vb, sorunlar hakkinda bilgiler. Botox hakkinda ayrintili anlatim, ayrica sac ekimi ile ilgili merak ettiginiz bir cok sorunun cevabini uzman doktor Op. Dr. Dilek Avşar cevaplandirmasi seklinde videomuzdan izleyebilirsiniz.
Yuz operasyonlari hakkinda bilgiler, kac yas sonrasi yuz estetigi yapilmaya basliyor,kaz ayaklari, mimik cizgileri vb, sorunlar hakkinda bilgiler. Botox hakkinda ayrintili anlatim, ayrica sac ekimi ile ilgili merak ettiginiz bir cok sorunun cevabini uzman doktor Op. Dr. Dilek Avşar cevaplandirmasi seklinde videomuzdan izleyebilirsiniz.
Motosikletli doktorlar geliyor
18 Aralık 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
Büyük şehirlerde trafiğin yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde, turizm bölgelerinde ve dar yolların bulunduğu yerlerde kara ambulanslarıyla ulaşılmasında güçlük çekilen vakalara motosikletli doktorlar müdahale edecek. Bunun için oluşturulan ekipler için özellikle motosiklet tutkunu hekimler seçildi.
Sağlık Bakanlığı İlk Yardım ve Acil Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Fazıl İnan, bu yıl içinde acil sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere satın alınan 30 motosikletin 16 ile dağıtıldığını bildirdi. Bu hizmetin 3 büyük ilin yanı sıra, tarihi ve turistik yerlerde ve dar yolların bulunduğu bölgelerde verileceğini anlatan İnan, motosikletli sağlık ekiplerinin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Adana, Muğla, Antalya, Mersin, Konya, Nevşehir, Samsun, Aydın, Denizli, Trabzon ve Van’da görev yapacağını belirtti. İnan, İstanbul, Ankara ve İzmir’de bu görevi üstlenecek 4-5 ekip oluşturulduğunu bildirdi.
Ambulans motosikletlerin olay yerinde her türlü acil tıbbi müdahaleyi yapacak donanıma sahip olduğunu anlatan İnan, bu araçlarda kalbi duran bir hastanın elektroşokla yeniden canlandırılabilmesini sağlayacak cihaz, solunumu duran bir hastanın desteklenebileceği ventilatör, kırık ve travmalarda kullanılacak boyunluk ve atel, yanıklarda kullanılacak setler bulunduğunu belirtti.
Motosikletli ekiplerin ilk müdahalesinin ardından gerekirse kara ambulanslarının vakaya en yakın yere ulaşacaklarını ve hastayı hastaneye nakledeceklerini bildiren İnan, ‘Ankara’da Etlik İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ekibimiz var. Ama Ankara’da Kızılay ve Sakarya Caddesi’nde, İstanbul’da ise Kapalı Çarşı, Cağaloğlu ve Beyoğlu’nda, dar sokakları olan ambulansların girmekte zorlandığı mekanlarda hizmet verecekler’ şeklinde konuştu.
ŞEKER YERİNE İLAÇ, GAZOZ YERİNE KEZZAP: ÇOCUĞUNUZU ZEHİRLENME TEHLİKESİNDEN UZAK TUTUN
10 Aralık 2009 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Zehirlenme çocukluk çağının önemli bir sağlık sorunudur. Her yıl yüz binlerce çocuk zehirlenme nedeniyle acil servislere başvurmakta ve bunların birçoğu sakat kalmakta hatta kaybedilmektedir. Zehirlenmelerde en önemli neden ailelerin bilgisizliği veya ihmalidir. İlaçların ilgi çekici renkte ve ilaç kapaklarının kolay açılır şekilde üretilmiş olması da diğer nedenlerin başında gelir. Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak çocuklarda zehirlenme riski ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.
Zehirlenmeyi kolaylaştırıcı faktörler:
• Kalabalık aile
• Aile içi sorunlar
• Anne babanın çok yoğun çalışması, sürekli meşgul olması
• Yeni bir kardeşin doğması
• Yoksulluk
• Taşınma
Zehirlenmelerin % 90’dan fazlası en güvenilir yer olarak bilinen evlerde gerçekleşir.
Zehir danışma merkezlerine zehirlenme nedeni ile bildirilen hastaların % 50 den fazlası 5 yaş altındaki çocuklardır. Çocukluk çağı zehirlenmeleri özellikle iki yaş grubunu ilgilendirmektedir:
I. 9 ay – 5 yaş arası
II. Ergenlik dönemi
İlk 5 yaş grubunda görülen zehirlenmeler daha çok kaza nedeniyle ve erkek çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu yaş grubundaki çocuklar hareketli, merakli ve araştırmacı yapıda oldukları için en riskli grubu oluşturur. Ayrıca her şeyi ağızlarına götürmeye meraklı olmaları ve büyükleri taklit etmeyi sevmeleri de zehirlenmeyi kolaylaştırır. 5 yaş altındaki çocuklarda genellikle tek bir madde ile zehirlenme görülür.
Ergenlik yaş grubunda görülen zehirlenmeler ise daha çok kızlarda görülür ve istemli olarak intihar amaçlı ilaç alımları sonucu oluşur. Ergenlik dönemindeki zehirlenmelerde genellikle birden fazla ilaç alımı söz konusudur.
Zehirlenme çok çeşitli maddelerle olabilir:
a) Katı zehirler: İlaçlar, bitkiler, tozlar (deterjan), tablet şeklinde böcek ilaçları
b) Sıvı zehirler: Losyonlar, sıvı sabunlar, şuruplar, cila ve boyalar
c) Spreyler: Sprey boyalar, böcek ilaçları, temizleyici spreyler
d) Görünmeyen zehirler:Gazlar ve buharlar. Kombi- şofben, araç egzos gazı, soba dumanı
Zehirlenmelerde belirtiler alınan maddeye göre çok çeşitlilik gösterir. Kalp hızında artma- azalma, solunum hızında artma- azalma, tansiyon düşmesi veya çıkması, bulantı kusma, bilinç kaybı, havale gibi çeşitli belirtiler görülür.
Bazı ilaçların çok az miktarları bile öldürücü etkiler yapabilir. Tek bir tablet bile bazen bir çocuğun ölümüne neden olabilir. En tehlikeli zehirlenmeye yol açan maddeler: İlaçlar (antidepresanlar, demir içeren ilaçlar, kalp ilaçları, havale ilaçları), yemek borusunda yanık oluşturabilen temizlik maddeleri (lavabo açıcılar, yağ çözücüler, tuvalet taşı temizleyiciler..), karbon monoksit, böcek ilaçları, hidrokarbonlar(mobilya temizleyiciler, tiner..), yabani mantarlar.
Zehirlenme durumunda acil olarak yapılması gerekenler:
• Doktorunuzun telefon numarasını kolay ulaşılabilecek bir yerde bulundurun
• Zehir danışma merkezinin numarasını evde bulundurun (114- ücretsiz)
• Ambulans numarasını evde bulundurun (112)
• Öncelikle sakin olun
• Zehirlenmenin neden kaynaklandığını anlamak için çocuğun çevresinde bulunan tüm ilaçları gözden geçirin
• Çocuğu tehlikeli ortamdan uzaklaştırın
• Bilinci kapalı ise nefes alıp almadığını ve nabzını kontrol edin
• Hayatı tehdit eden bir durum varsa suni solunum ve kalp masajı için hazırlanın
• Doktorunuzu ararken sakin olmanız ve aşağıdaki bilgileri doğru bir şekilde aktarmanız hayat kurtarıcı olabilir: Çocuğun o andaki bilinç durumu, ilacın tam adı, kaç tablet veya şurup şişesinin ne kadarını içtiği, zehirlenmenin olduğu saat, çocuğun yaşı ve tartısı..
Her zehirlenmede kusturma doğru olmayabilir, Sağlık görevlilerine sormadan hiç bir zehirlenmeyi kusturmaya çalışmayınız. Asitli maddelerde, gaz yağı veya eter gibi petrol ürünlerinde kusturmak hastaya faydadan çok zarar verebilir. Ayrıca hastanın bilinci kapalı ise kesinlikle kusturulmamalıdır.
1970’li yıllardan sonra çocuklar için daha güvenli ilaç paketleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve bunların tüm dünyada kullanılmaya başlamasıyla özellikle ilaca bağlı zehirlenmelerde azalma gözlenmiştir. ABD’de 1970 yılında 5 yaş altında zehirlenmeye bağlı ölüm vakası sayısı 226 iken, 1990 yılında sadece 49 çocuk hayatını kaybetmiştir. Günümüzde akut zehirlenmelere bağlı ölüm oranı % 1’in altındadır.
Toksik bir maddeye maruz kalma öyküsü alınamayan bazı zehirlenme vakalarında gelişen bulgu ve belirtilersık görülen hastalıkları taklit edebilir. Tam tersi de olasıdır. Acil hekimi her zaman zehirlenme olasılığını akılda tutmalıdır. Özellikle ergenlik yaş grubundaki hastalarda sağlık personelini yanıltıcı hikayeler çok sık görülür. Ergenlik dönemindeki vakalarda anne baba ve çocuk ile ayrı ayrı görüşülmelidir
Zehirlenen bir çocukta içtiği maddeye göre tüm sistemleri etkileyen kalıcı hasarlar görülebilir. Bunlar böbrek yetmezliği- dializ hastası olma, kalp yetmezliği, bilinç kayıpları, koma tablosu ve ölümle sonuçlanan çok ciddi tablolar oluşabilir.
ZEHİRLENMELERİN ÖNLENMESİ İÇİN AİLELERE TAVSİYELER
• Hiçbir zaman çocukların önünde ilaç içmeyin. Sizleri taklit edeceklerini unutmayın.
• Çocuklara ilaçları asla şeker diye vermeyin.
• İlaç ve temizlik maddelerini mutlaka kilitli dolaplarda ve çocuğun boyunun erişemeyeceği yükseklikte saklayın.
• Tüm tehlikeli ürünlerin üzerinde etiket olmasına dikkat edin. Zehirli maddeleri asla su bardaklarına koymayın.
• Çocuklarınıza karanlıkta ilaç içirmeyin.
• İlaçları her zaman orijinal paketlerinde saklayın. Tehlikeli temizlik maddelerini (kezzap, eter, tiner..) kola, gazoz şişesi gibi eski içecek şişelerine koymayın.
• Zehirlenmelerin bir bölümü misafirlikte olmaktadır. Misafirliğe gittiğiniz evlerde çocukları mutfak ve banyolarda yalnız bırakmayın. Her aile bu konuda sizin kadar titiz olmayabilir.
Çocukların her türlü ambalajı açabilme ihtimalini unutmayın.
-Tehlikeli hiçbir maddeyi buzdolabina koymayın.
-Böcek ve fare zehirlerini açıkta bırakmayın. Bu tip zehirler deriden emilerek kana karışır, çocukların asla dokunmaması gerekir.
-Evdeki bitkilerinizin yapraklarının zehirli olup olmadığını araştırın.
-Kombi şofben soba gibi ısıtıcıların güvenliğini sık sık kontrol edin.
-Evinizi kurşunsuz boya ile boyatın.
Zehirlenme konusunda her zaman olabilecek en kötü ihtimali düşünerek sağlık personellerinden yardım isteyin. Bir tabletten ne zarar gelir veya kusturdum artık tehlikesi kalmadı gibi düşüncelerle hastaneye gitmeyi ertelemeyin. Çocuğunuzun yanında bulduğunuz tüm ilaçları hastaneye giderken yanınıza alın, hangisinden ne kadar içtiği konusunda eksik bilgi vermemeye gayret edin.
Zehir danışma merkezinin 24 saat hizmet verdiğini unutmayın.
DERİ LEKELENMELERİNDE LAZERLE SİL BAŞTAN!
10 Aralık 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
İlerleyen yaş, güneş ışınları ve çeşitli sebeplerle oluşan deri lekelenmeleri çoğumuzun korkulu rüyasıdır. Ancak teknoloji bu soruna da çözüm sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Erkek deri lekelenmelerine karşı uygulanan en son yöntem olan ‘lazer tedavisi’ hakkında bilgi verdi.
Lazer normal deriye zarar vermeden tedaviyi sağlıyor
Leke tedavisinde yeni geliştirilmiş bir teknik olan lazerde, özel dalga boyunda ışınlar kullanılarak pigment içeren hücrelerin harap edilmesi, deriye renk veren melanin pigmentinin yıkılması veya derinin en üst tabakasının soyulması ile lekeler yok ediliyor. Lazer sistemleriyle yapılan uygulamalarda etraftaki normal deriye zarar vermeden lekelerin tedavisi mümkün oluyor. Lazer hem yüzeysel, hem de derin lekelerin tedavisinde başarı ile kullanılıyor. Lazerle leke tedavisi en sık yüze yapılmakla birlikte boyun, el üstleri ve diğer vücut bölgelerine de uygulanabiliyor.
Lekelenme daha çok yüz, boyun ve el üstlerinde oluşuyor
Deri lekelenmeleri ilerleyen yaş ve güneş ışınlarının yanı sıra hormonal, genetik faktörler, ilaç ve kozmetik kullanımının yanı sıra metabolik hastalıklar sebebiyle de oluşabiliyor. Lekelenme doğumsal olabileceği gibi, sonradan da edinilebiliyor. Derinin en üst tabakası veya deri altı tabaka ile ilişkili olabilen lekelenme, mekanizma olarak melanin pigmentinin artışına veya melanin-dışı pigment birikimine bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Daha çok koyu tenli kişilerde görülen deri lekelenmesi yüz, boyun V’si ve el üstleri gibi kronik olarak güneşe maruz kalan deri bölgelerinde belirgin oluyor.
Leke yüzeysel ya da yeni ise tedaviye yanıt şansı yüksek!
Çoğu zaman kozmetik problemden ibaret olan deri lekelerinin bazıları kansere dönüşüm olasılığını barındırıyor. Güneş ışınlarının yalnızca lekelenme oluşumunda değil, varolan leke bölgelerinin kararmasında ve leke üzerinde kanser oluşumunda da önemli rolü bulunuyor. Leke tedavisinde en temel prensip güneşten korunmadır. Bu sağlandıktan sonra lekelenmenin tipine göre uygun tedavi seçenekleri gözden geçirilebiliyor. Genel olarak lekelenme ne kadar yüzeyselse ve ne kadar yeni ise, tedaviye yanıtı o derece olumlu oluyor.
CİNSELLİK HER ZAMAN ÖNEMLİ
10 Aralık 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
IPSOS Araştırma Şirketi tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye’de erkeklerin Erken Boşalma (EB) konusunda algılarını ölçen araştırmayı Türk Androloji Derneği üyeleri yorumladı.
Dünya genelinde milyonlarca erkeği ilgilendiren ve önemli bir cinsel sağlık durumu olarak kabul edilen Erken Boşalma (EB) konusunda Türk halkının algısını ölçmek amacı ile tasarlanan araştırma sonuçlandı. Araştırmaya, 29–64 yaş aralığındaki çeşitli gelir gruplarından %20’si EB sorunu yaşayan 18 yaş üzeri 800 erkek katıldı.
Araştırmaya katılan erkeklerin %70’i cinselliği “önemli” olarak tanımlarken, haftada en az bir kere cinsel ilişkide bulunduğunu belirtiyor.
Araştırma sonucuna göre EB sorunu olan erkeklerin yalnızca 1/3’ünün profesyonel destek aldığı gözlenirken eğitim seviyesi daha düşük olan erkeklerin, EB konusunda daha fazla profesyonel destek aldığı gözleniyor.
Araştırmayı değerlendiren Türk Androloji Derneği Üyelerinden Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, EB’nin erkeklerde yüzde 30 oranında görülen bir tıbbi bir durum olduğunu belirterek, EB’ye yönelik çeşitli tedavi seçeneklerinin bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kadıoğlu ayrıca, bu konuda doğru bilgilenmenin önemine değinerek profesyonel destek almayan EB hastalarının interneti ana bilgi kaynağı olarak değerlendirdiğini sözlerine ekledi. Doğru bilgilendirme konusunda basına da önemli bir görev düştüğünü söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, doğru bilgi ve tedavilerle EB sorununun önemli ölçüde önlendiğine dikkat çekti.
Türk Androloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Önder Yaman araştırmaya katılan erkeklerin %82’sinin cinsel ilişkilerindeki memnuniyet ve memnuniyetsizlikleri konusunda eşleri ile konuşabildiklerini söyledi. Eşlerin birbirleri ile konuşmasının önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Yaman, yorgunluk, stres ve sinirli ruh halinin erken boşalma sorununu tetikleyebileceğini belirtti.
Türk Androloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Selahattin Çayan, EB sorunu yaşayan ve bu konuda profesyonel destek alan erkeklerin tüm ilişkilerinden haz alma oranının EB sorunu olmayan erkeklere oranla yüzde 20 oranında daha düşük olduğunu söyledi. Araştırma sonucuna göre, 19-29 yaş aralığında EB görülme sıklığının diğer yaşlara göre yüzde 10-15 oranında yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çayan, EB’nin yalnızca genç erkeklere yönelik tıbbi durum olmadığının ve tüm yaşlarda görülebileceğinin altını çizdi.
KADINLARA LOHUSALIK DÖNEMİ İÇİN BAKIM TÜYOLARI
10 Aralık 2009 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Gebelik sürecinde tepeden tırnağa değişime uğrayan kadınlar, minik bebeklerini kucaklarına aldıklarında bu kez de lohusalık döneminin etkisiyle yeni bir geçiş süreci yaşıyor. Kadınların gebelikte olduğu gibi lohusalıkta da özenli ve bilinçli bir bakıma ihtiyacı olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, çiçeği burnunda annelere bakım tüyoları verdi:
Gebelikte oluşan cilt lekelerine karşı lohusalık döneminde vitamin C ve fitik asit gibi bitkisel içerikli doğal ürünlerden yararlanın; lohusalık bitiminde ise peeling uygulaması yaptırın. Vücuttaki çatlaklarını emzirme bitiminde vitamin A tedavisiyle silin. Çatlamaması için göğüs uçlarını ılık suyla temizleyin, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle nemlendirin.
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; doğumdan sonra lohusalık döneminde vücutta görülen bazı değişimlerin normal olduğunu belirterek, bir an önce eski görüntüsüne dönmek isteyen annelerin paniğe kapılmaması gerektiğini söyledi. Doğru ve bilinçli bir bakım uygulayarak özlem duydukları görüntülerine yeniden kavuşabileceklerini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; lohusalar için basit ama etkili bakım tüyoları verdi:
TEMİZLİK MADDELERİNİ DOĞRU SEÇİN: Gebelikte olduğu gibi lohusalıkla da özenli ve bilinçli bir bakıma ihtiyaç var. Gebelikteki hormonsal değişim; cilt, saç, tırnak, damarlar, yağ bezleri ve ter bezlerini de etkiler. Ciltte gebelik süresince hassasiyet görülür; cilt, kimyasal maddelere karşı çok duyarlıdır. Gebelik sürecinde cildi tahriş etmeyen ürün kullanımına mümkün olduğunca özen gösterilmelidir. Bu hassasiyet lohusalık süresince de devam eder. Bebekten dolayı annelerin su, sabun ve deterjanla teması; hassasiyetin daha da belirginleşmesine, ellerde kızarıklığa, çatlaklara ve kaşıntılı lezyonların gelişmesine neden olur. Bu nedenle lohusa annelerin ellerini kurutmayan, yumuşatıcı özelliği olan temizleyicileri tercih etmeli ve her el yıkama sonrası ellerini nemlendirmeleri gerekir.
SİVİLCELER İÇİN MUTLAKA DOKTORA DANIŞIN: Yüzde bulunan yağ salgısı gebelik süresince artar. Bu da gebelikte sivilcelerin artmasına neden olur. Anne adayları; dıştan kullanılacak ürün bile olsa, bunun emilip kana geçme ihtimali bulunduğunu unutmamalı. Özellikle gebelik süresince vitamin A ve yüksek dozda salisilik asit içeren ürün kullanımı önerilmez. Kullanılacak kozmetik ürünler geniş yüzeye uygulanacaksa kullanmadan önce cilt hekimlerine danışılmalıdır. İltihabi akneler mevcutsa, kullanılacak antibiyotiklerin lohusa anneler açısından risk taşımadığından emin olunması gerekir.
PEELİNG KANA GEÇER DİKKAT: Özellikle vücut peelingi amacıyla kullanılacak ürünlerin geniş yüzeyle temas edip kana geçme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Gebelik ve lohusalık döneminde bu yüzden geniş yüzeylere kullanılacak peeling ürünleri seçiminde dikkatli olunmalıdır. Yağlı ciltler için uygun olan temizleyici ve toniklerle yağlanma baskı altına alınır. Cilt hekimlerinin önerdiği güvenilir olan sivilce ilaçlarıyla sivilceler tedavi edilir.
GÖĞÜS UÇLARINI ILIK SUYLA TEMİZLEYİN: Göğüs uçları, cilt çatlaklarının görüldüğü diğer bir bölgedir. Bebeğin meme emmesiyle göğüs uçlarında çatlaklar ve yarıklar oluşabilir. Bazı durumlarda çatlak olan bölgelerden enfeksiyon gelişebilir. Çatlaklardan korunmak amacıyla göğüs uçlarının ılık sularla temizlenmesine özen gösterilmeli, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle emzirmeyi takiben göğüsler nemlendirilmelidir.
AYAKLARI ÇOK İYİ KURULAYIN: Lohusalık döneminde ter bezlerinin sayısında artma görülür. Gebelikte vücutta biriken fazla suyun atılma yollarından biri de terdir. Ayaklardaki fazla terleme mantar hastalığının gelişmesine zemin hazırlar. Ayakların ıslak kalmamasına, çok iyi kurulanmasına ve nemli tutulmamasına önem verilmelidir.
TIRNAKLAR VE ELLER NEM İSTER: Tırnaklar bu sürede daha kırılgan, daha yumuşak olur. Emzirme döneminde kimyasal maddelerle temasın artması, tırnak sorunlarının bu dönemde devam etmesine neden olur. Tırnaklar nemlenmelidir, el bakımına dikkat edilmelidir.
SAÇLARINIZI KİMYASALLARDAN KORUYUN: Değişen hormonlar saçları da farklı şekilde etkiler. Gebelik süresince saçlarda gürleşme, sertleşme görülür. Doğum sonrası ilk 6 ay saç dökülmesi görülür. Bu dökülme geçicidir. En geç bir sene içinde dökülen saçlar tekrar çıkar. Hastalar dökülme süresince saç kozmetiklerinden uzak durmalı, saçlarını mümkün olduğu kadar az boyatmalı, kullanılacak boyaların da bitkisel olmasına dikkat etmelidirler. Emzirme süresince annede gelişebilecek vitamin ve mineral eksikliklerinin de dökülmeyi arttıracağı unutulmamalıdır. Cilt hekimlerinin önerisi doğrultusunda saç dökülmesine uygun tedavi başlanmalıdır.
TÜYLERİ EMZİRME SONRASINA BIRAKIN: Tüylenmede artış hormonların sebep olduğu bir diğer değişikliktir. Emzirme sonrası lazer yöntemiyle istenmeyen kıllar uzaklaştırılır.
LOHUSALIKTA BOTOKS’U UNUTUN: Kozmetik uygulamalar bu dönemde önerilmez. Yapılacak işlemlerin güvenirliği ile yeterli bilgi bulunmadığından dolayı botoks, dolgu ve peeling gibi işlemler emzirme kesildikten sonra önerilir.
CİLT LEKELERİNE EMZİRİRKEN VİTAMİN
LOHUSALIK BİTİNCE PEELİNG TAKVİYESİ
Cilt lekeleri çoğu kadının bu sürede yaşadığı bir cilt sorunudur. Lekeler esmerlerde daha belirgindir. Gebeliğin erken dönemlerinde başlar ve lohusalık döneminde de şiddeti hafifler. Hormonal değişim ve genetik faktörler lekelere zemin hazırlar. Lekeler gebelik ve lohusalık döneminde vitamin C ve fitik asit gibi bitkisel içerikli doğal ürünlerle tedavi edilir. Güneş koruyucular tedavinin en önemli parçasıdır. Lohusalık bitiminde ise kimyasal içerikli renk açıcılar ve peeling yöntemi ile lekelerde belirgin derecede azalma sağlanır. Peeling işlemiyle lekelerde açılma sağlanırken, aynı zamanda ciltte parlaklık, sağlıklı bir görünümde kazanılır.
ÇATLAKLARI A VİTAMİNİYLE
VARİSLERİ LAZERLE SİLİN
CİLDİ NEMSİZ BIRAKMAYIN: Çatlaklar kadınları çok fazla rahatsız eden gebelikte gelişen bir diğer kozmetik sorundur. Özellikle karın, kalça ve göğüs uçlarında görülür. Başlangıçta pembe mor renkte olan çatlaklar ilerlediği zaman sedef ve gümüş rengine dönüşür. Kullanılacak ürünlerle başlangıç aşamasında olan çatlaklar hafifletilebilir. Çatlakların önlenmesinde alınacak en önemli önlem cildi nemlendirmektir. Cildin nemli tutulması ani gerilmeye karşı dayanıklılığı arttırır. Özellikle meyve asidi içeren ürünler çatlakların hafiflemesine yardımcı olur. Emzirme sonrası vitamin A içeren ürünlerle çatlak tedavisi yapılır.
VARİSLERİ LAZERLE SİLİN: Damarlar gebelikte genişleme gösterir. Bu sebepten kılcal damar genişlemeleri ve varislere sık rastlanılır. Emzirme bitiminde yüzdeki kılcal damar genişlemeleri lazer, varisler için skleroterapi yöntemine başvurulur.

