Kadınların sorunu romatizma
04 Ocak 2010 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
->
100 den fazla çeşidi olması yüzünden belki de, çok da iyi tanınmayan bir hastalık romatizma. Hatta bazen, omurga romatizması bel fıtığı, diz romatizması da menüsküs muamelesi görüyormuş. Siz neyiniz olduğundan emin misiniz?
Romatizma hastalığının çoğu zaman ciddiye alınmadığını ve bilimsel olmayan yöntemlerle tedavi edilmeye çalışıldığını, bazen de teşhis ve tedavisinin yanlış yapılabildiğini kaydetti.
Romatizma hastalığının 100′den fazla çeşidi bulunduğuna işaret eden uzmanlar “iltihaplı eklem romatizması” olduğunu da belirtti.
Türkiye’de iltihaplı eklem romatizmasına yakalanan hasta sayısının 100 bin kişi olduğunu vurgulayan uzmanlar “Bu hastalığın kişiye yıllık maliyeti 10 milyar lirayı bulmaktadır. Maliyeti, kalp hastalığından fazladır. Bu hastalık sahipleri, şeker hastalığı gibi sürekli tedaviye ihtiyaç duymaktadır. Ancak Türkiye’de romatizma, kanser ve sedef gibi hastalıklarda kullanılan “methot-reksat” adlı ilaç bulunamıyor. Bu ilacı kullananların yıllık masrafları 50 ile 100 milyon lira civarındadır. Ancak, bu ilaç bulunamadığı için, Türkiye’de aynı işlevi gören pahalı ilaç kullanılmak zorunda kalınıyor.”
Teşhisi oldukça zor
Bazı romatizmal hastalıkların teşhis veya tedavisinin zor olduğuna da işaret eden uzmanlar şöyle devam ediyorlar: “Bazı romatizmal hastalıkların teşhisi zor. Bu yüzden yanlış tedavi uygulanabiliyor. Omurga romatizmaları bel fıtığı, gibi romatizmaları ise menüsküs gibi muamele görebiliyor. Bu yüzden teşhis ve tedavi kesinlikle uzman kişiler tarafından yapılmalı.”
Her bacak ağrısının romatizma sanıldığını anlatarak, bacak ağrılarının gerginlik, uyku bozukluğundan da kaynaklanabileceğini bildirdi. Toplumda çok yaygın görülen ve “huzursuz bacak sendromu” adı verilen rahatsızlığın da bunlardan biri olduğunu ifade eden uzmanlar, gerginliğin azaltılması için, yoga, meditasyon gibi yöntemler uygulamak gerektiğini ifade etti.
Truscreen ve Rahim Ağzı Kanseri
24 Kasım 2009 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Tıp Doktorları taramlar konusundaki en son gelişmeleri takip etmeli ve kadın hastaları bilgilendirerek tarama konusunda en doğru kararı vermelerine yardımcı olmalıdırlar.ABD’de 2000 yılında yapılan ulusal çaptaki bir sağlık anketine göre,yakın dönemde servikal tarama testi yaptırmamış olan kadınların yarısına yakını (% 48) bu ihmale spesifik bir gerekçe göstermemiş ve ana sebep olarak en fazla doktorun testin gerekliliğini açıkça belirtmediğini söylenmişlerdir.
Wellensiek ve ark.nın yaptıkları çalışmada da serviks kanseri ve servikal tarama hakkında bilgi sahibi olanlarda tarama testi yaptırma oranının arttığı bildirilmiştir.
Aygül ve ark.GATA ‘da yaptıkları araştırmada da daha önce servikal tarama testini duyan kadınlar ile hiç duymamış olanlar arasında servikal tarama yaptırma açısından anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.Kadınların dörtte birinin daha önce servikal tarama testini hiç duymadığını belirttiği halde ismini bilmedikleri testi yaptırmış olmaları çalışmada saptanan önemli bir bulgudur.
Bu sonuç, kadınların büyük bir bölümünün bilinçli olarak değil, jinekolojik muayene sırasında sağlık personelinin konuya hassasiyeti sonucu servikal taramadan geçirilebildiklerini düşündürmektedir.Kadınların servikal tarama ile ilgili bilgi düzeylerine göre yaptırma durumları incelendiğinde; testin kimler tarafından,hangi hastalığın tanısı için ve ne sıklıkta yaptırılması gerektiğini bilmeyenlerin daha düşük oranda yaptırdığı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur.
TruScreen serviks dokusundaki kanser ve prekanseröz değişiklikleri saptamada kullanılan ve anında sonuç veren yeni bir servikal kanser tarama cihazıdır.
TruScreen, tek kullanımlık başlıklar (SUS –Single Use Sensor) ile yazıcının da dahil olduğu içinde mikro bilgisayar bulunan özel küçük bir konsol ve bu konsola bağlı el probdan oluşmaktadır.
Avustralya’ya ait devrim niteliğinde yeni bir teknoloji olan Truscreen, sitolojiye dayalı testlerde ve anında sonuç vermeyen tüm testlerde yaşanan sorunlara köklü çözümler sunmaktadır.
TruScreen klasik smear testlerinin farklı bir versiyonu veya geliştirilmiş bir hali değildir.
TruScreen, gelişmiş optik ve elektriksel biosensörleri, anında değerlendirme yapabilen bilgisayar işlemcisi ile yalnızca yüzeysel hücre örneklerini değil, servikal dokuyu yerinde inceleme imkânı sağlar.
Pap Smear için sıralanan dezavantajları TruScreen çok büyük oranda avantaja çevirmektedir.
Bu sistem Pap testi veya diğer testlerin yetersiz yapıldığı ya da yapılamadığı,eğitimli eleman eksikliğinin yaşandığı,gerekli altyapının olmadığı, gelişmemiş ve gelişmekte olan sağlık sistemlerinde kaliteli servikal tarama programlarının hayata geçirilebilmesi için üretildi.
Servikal tarama alanında zincirleri kıran TruSceen, farklı etnik ve coğrafi bölgelerden 5.000’den fazla kadın üzerinde denedi.
Anında Sonuç
TruScreen in vivo analizlerde tarama sonuçlarını anında çıktı olarak verir. Zaman konusunda klinik denetim avantajı sağlar. Klinisyen hem rapor sonucu negatif çıkan hastanın kaygılarını giderebilir, hem de tarama sonucu pozitif çıkan hastanın tedavisini yönlendirme ve düzenleme olanağı bulur.
TruScreen’de sonuçları objektif ve kendi kendini denetleyen dijital bir sistemden alındığından, Pap testinin hücresel tanı için gerektirdiği sübjektif insan kararlarına ihtiyaç duyulmaz. TruScreen servikal kanser öncüllerinin tanısında minimal medikal ya da paramedikal eğitimle, herhangi bir altyapıya veya kaynağa ihtiyaç duyulmadan kullanabilmek üzere tasarlanmıştır.
Doktorların en büyük şikâyetlerinden biri olan, test için alınan örneğin transportu esnasında yaşanan sorunlar da sonucun anında verilmesiyle ortadan kalkar.
Sağlıklı hayatın sırrına sahip bitkiler
03 Eylül 2009 admin
Kategori: Kategorilenmemiş
->
Sağlıklı hayatın sırrı, mutfağınızda bulundurmanız gereken ve ‘10 doktor bitki’ diye nitelenen yiyeceklerde saklı. Kanserden kalp krizine kadar bir dizi ölümcül hastalık ile mücadele eden bu 10 doktor bitki; balık, havuç, sarımsak, karnabahar, fasulye, soğan, zeytinyağı, elma, portakal ve soya fasulyesidir.
ABD’de yapılan, önleyici tedavi ve sağlıklı hayata ağırlık verilen araştırmalara göre balık, kalp krizine karsı iyi geliyor. Somon, alabalık ve ton balığı türleri, taşıdıkları D vitamini ve Omega-3 yağı ile yüksek tansiyonu düşürüyor.
Günde beş adet havuç, kalp krizi riskini üçte iki oranında azaltıyor. Havuç, ayrıca gözler için de yararlı.
Sarımsak, soğuk algınlığına karsı savaşıyor. Enfeksiyonlarla mücadele için, günde iki diş sarımsak yenilmesi, büyük fayda sağlıyor. Sarımsak, bakteriyel ve virütik hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı doğal bir antibiyotik görevi yapıyor.
Karnabahar, kanseri kısıtlayan karotenoid maddesi taşıyor. Özellikle çiğ olarak yenilmesi tavsiye ediliyor.
Fasulye, seker hastalığını önlüyor ve vücuttaki insülin üretimini dengede tutuyor. Soğan, kollestrol düzeyini düşürüyor. Böylece, kalp krizi ve kansere karşı önleyici görev üstleniyor.
Zeytinyağı yüksek tansiyonu düşürüyor ve vücutta tas oluşmasını önlüyor. Zeytinyağı ayrıca, kötü kolesterol LDL düzeyini azaltıyor, iyi kolesterol HDL’yi ise koruyor ya da artırıyor.
Elma kolon kanserini önlüyor. Beyin ve kemiklerin ihtiyaç duyduğu borom maddesini barındırıyor. Elmadaki balic asid ise, boşaltım sistemi için yararlı.
Portakal, C vitamini deposu portakal, hamile kalmayı kolaylaştırıyor, virüsler ve alerji ile mücadele ediyor.
Soya fasulyesi, kemik hastalıklarına karşı, birebir diye niteleniyor ve vücuttaki kemiklerin gücünü koruyor. Yapılan bir araştırmada, proteini etten sağlayan kadınların, soya fasulyesinden sağlayanlar, günde 50 mg daha fazla kalsiyum kaybettiği ortaya kokuyor.
Özetle mutfaktaki 10 doktor bitki ve etkili olduğu alanlar:
- Balık: Kalp krizi, yüksek tansiyon.
- Havuç: Kalp krizi, göz.
- Sarımsak: Enfeksiyon önleyici.
- Karnabaharı: Kanser.
- Fasulye: Seker.
- Soğan: Kolesterol, safra kesesi, böbrekte tas.
- Zeytinyağı: Kolesterol.
- Elma: Kolon kanseri, beyin ve kemik takviyesi, boşaltım.
- Portakal: Virüs, alerji, hamileliği kolaylaştırma.
- Soya fasulyesi: Kemik hastalıkları.
Ramazanda uzmanlardan beslenme önerileri
01 Eylül 2009 admin
Kategori: Saglikli Yasam
Yoğun tempoda çalışan insanların Ramazan ayında zorlanmaları normaldir. Uzmanlar, özellikle gün içinde yoğun bir tempoda çalışanlara sahura kalkmaları tavsiyesinde bulunuyor. Ayrıca oruç tutanlar için ise 10.00 ile 16.00 arası en verimli çalışma saatleri…
Oruç tutarken, günlük beslenmedeki öğün sayısı altıdan ikiye düşüyor. Uzun saatler aç kaldıktan sonra, vücudu yormayacak ve hazmı kolay yiyecekler tüketilmesi gerekiyor.
Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün, akşam yemeğinin hafif yenilmesini, iftarda özellikle iftariye denilen şarküteri ağırlıklı besinlerin az tüketilmesini, hamur işinden uzak durulmasını ve pidenin az tüketilmesini tavsiye ediyor…
Ramazan ayında kimler oruç tutmamalı?
- Parkinson hastaları,
- Alzheimer hastaları,
- Sara hastaları,
- Psikiyatrik bozukluğu olanlar,
- Kanser hastaları,
- Daha önce mide ülseri ve kanaması geçirmiş olan kişiler,
- Reflü şikayetleri olanlar,
- Şeker hastaları,
- Kronik böbrek yetmezliği olanlar,
- Kalp ve tansiyon hastaları,
- Yaşlı ve vücutça düşkün kişiler,
- Mide ve bağırsak hastaları,
- Düzenli ilaç kullananlar,
- Ameliyatlı veya ameliyatın dinlenme döneminde olan kişiler,
- Hamile veya çocuk emziren kadınlar,
- Grip, zatürree, yüksek ateşli ya da ishal olanlar,
- Mevsime veya vücut direncine göre ani başlayan rahatsızlığı olanlar; hiç olmazsa hastalık günlerinde oruç tutmamalılar.
Günün hangi saatlerinde dikkat gerektiren işler yapmalıyız? En verimli saatler hangileridir?
Oruçluyken verimli çalışmanın en önemli şartı; sahura kalkılmasıdır. İş yerinde çalışmak için en verimli saatler saat 10.00-16.00 arasıdır. Bu saatten sonra kan şekerinde düşmeler, uzun saatler susuz kalmanın etkisiyle halsizlik, dikkatsizlik, aşırı sinirlilik, tansiyon düşmesi gibi sorunlar yaşanabilir. Gün içinde kişinin sağlık durumuna göre değişen durumlar olabilir. Sahura kalkıldığı halde saat 12.00-14.00 arasında da bu durumlar görülebilir. Bu tamamen doğru beslenip beslenmediğiniz ve bol su içip içmediğinizle ilgilidir.
Yoğun tempoda çalışan bir kişinin iftar ve sahur mönüsü diğer kişilerle aynı mı olmalı?
Yoğun çalışma ortamındaki kişinin oruç tuttuğu zamandaki ihtiyacı fosfor, potasyum ve magnezyum bulunduran mineralleri içeren gıdaları daha çok tüketmesidir. Bunları da tüm taze meyve ve sebzelerden alabilir. Yoğun çalışan kişiler fazla yağlı ya da mideyi yorucu bir şekilde beslendiklerinde iş ortamında uykuya meyil artır. Vücutta potasyum oranı düşer. Sağlıklı çalışamaz. Bu mineralleri içeren meyve sularını, iftar ve sahur arasında tüketerek günü kolay geçirebilirler. Yoğun iş temposu olanlar, mutlaka sahura kalkmalıdır.
Yoğun tempoda çalışanlar vitamin takviyesi yapmalı mıdır?
Domatesten asla vazgeçmemeleri gerekiyor. Özellikle kayısı tüketerek potasyum almalı, bademden magnezyum almalı, yeşil sebzeleri tüketerek de çinko ihtiyaçlarını gidermeliler. Yoğun çalışan insanda kalp, tansiyon, şeker varsa; zaten bunların doktor kontrolünde olmadan oruç tutması doğru değildir. Yoğun çalışan kişiler fosfor, magnezyum, çinko içeren vitaminlerden sahurda birer tane alabilir.
Oruç tutan kişi önemli bir proje üzerinde çalışıyorsa, bunu ne zaman sunmalıdır?
İftara yakın saatte kan şekeri düşer. Sodyum, potasyon ve klordaki denge bozukluğu uykuyu arttırır. Yorgunluk ortaya çıkar. En uygun saatler; sabah 10.00-11.30 ve 11.30-15.00 arasıdır.
Ramazan’da uzun bir süre aç kalan vücutta savunma olarak metabolizma yavaşlar. Kan şekeri düşer. Onun için sahur, iftar ve iftardan sonra ara öğün olmak üzere 3 hatta 4 öğün tüketmeye çalışmanız gerekiyor. Ramazan ayında en önemli şey; günlük hareketinize göre kalori almanızdır. Günün büyük çoğunluğunu ofiste çalışarak geçiriyorsanız daha az kalori, hareketliyseniz daha fazla kalori almamız gerekiyor. International Hospital Etiler Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Zerrin Aydın, iftar ve sahur için şu önerilerde bulundu:
Sahura kalktığımızda neleri soframızdan uzak tutmalıyız?
Beyaz ekmek, pilav, börek, tatlı, patates ve de konsantre meyve sularını.
Sahurda hangi yiyecekler bizim için daha sağlıklı olur?
Kepekli ekmek, süt, peynir, yumurta, domates ve salatalık.
Yiyeceklerin soğuk ya da sıcak tüketilmesi önemli midir?
İftarda ağır yağlı yiyecekler yerine çorba, etli sebze yemekleri, salata, yoğurt, kepekli ekmek tercih edilmesi çok yararlıdır. Bu arada hazırlanan yemeklerin gerek sahurda, gerekse iftarda çok sıcak veya çok soğuk olmaması ve yavaş yavaş yenilmesi gerekiyor.
İftardan sonra hangi tatlıları tüketmekte bir sakınca yoktur?
İftardan sonraki ara öğünde sütlaç, muhallebi, güllaç, meyve tatlıları, dondurma gibi hafif tatlılar tercih edilmelidir. Meyve de, kesinlikle ihmal edilmemelidir.
Kaç bardak su içersek, vücudumuza iyi davranmış oluruz?
Ramazan’da yeterli su tüketmeye gayret etmek gerekiyor. Sahurda 3 bardak, iftardan sonra da saat başı bir bardak su tüketerek; günde 8 bardak suyu tamamlamaya çalışın.
Kadın (Orta Hareketli )
Sahur
- 1 bardak ılık su.
- 1 kepekli tost.
- 1 su bardağı süt veya yoğurt.
- 2 ceviz, 2 kuru kayısı.
- Domates, salatalık, maydanoz, roka.
- 2 bardak su.
İftar
- 1 bardak su.
- 1 kase ılık çorba.
- 1 kibrit kutusu peynir,1 dilim jambon, 3 hurma,
- 3 zeytin, salata.
- 2 dilim kepek ekmek.
30 dakika ara verdikten sonra:
- 1 porsiyon kıymalı taze fasulye, 4 yemek kaşığı makarna, ayran, avuç büyüklüğünde pide.
Ara
- 1 bardak su, 1 kase sütlaç.
- 1 bardak su, 3 porsiyon meyve.
Son
- 2 bardak su.
Kadın (Ofiste Çalışan)
Sahur
- 1 bardak ılık su.
- 1 kibrit kutusu peynir.
- 1 yumurta, 2 dilim kepek ekmek, 2 ceviz, kuru kayısı.
- Domates, salatalık, yeşilbiber, maydanoz.
- 2 bardak su.
İftar
- 1 bardak su.
- 1 kase ılık çorba.
- 1 kibrit kutusu peynir.
- 3 zeytin, 3 hurma.
- 2 dilim kepek ekmek, salata.
30 dakika ara verdikten sonra:
- 3 köfte kadar et veya tavuk veya balık, 1 porsiyon sebze yemeği, ayran veya cacık.
- 1 avuç büyüklüğünde pide.
Ara
- 1 bardak su, 2 porsiyon meyve.
- 1 bardak su, 1 kase sütlü tatlı veya meyve tatlısı.
Son
- 1 bardak su.
Erkek (Orta Hareketli)
Sahur
- 1 bardak ılık su.
- 2 kepekli tost.
- 1 su bardağı süt veya yoğurt.
- 4 ceviz, 2 kuru kayısı.
- 2 bardak su.
İftar
- 1 bardak su.
- 1 kase çorba, salata.
- 2 kibrit kutusu peynir.
- 3 hurma, 3 zeytin.
- 3 dilim kepek ekmek.
30 dakika ara verdikten sonra:
- 1 bardak su, etli sebze yemeği.
- 1 su bardağı yoğurt.
- 5 yemek kaşığı pilav veya makarna veya püre.
- 1 avuç büyüklüğünde pide.
Ara
- 1 bardak su, 1 kase sütlü tatlı.
- 1 bardak su, 3 porsiyon meyve.
Son
- 2 bardak su.
Erkek (Ofiste Çalışan)
Sahur
- 1 bardak ılık su.
- 3 dilim kepek ekmek, 6 kaşık bulgur, 3 kibrit kutusu peynir.
- 3 köfte kadar et, balık, tavuk.
- 1 su bardağı süt, yoğurt, ayran.
- 2 ceviz, 2 kuru kayısı.
- 2 bardak su.
İftar
- 1 bardak su.
- 1 kase ılık çorba.
- 2 kibrit kutusu peynir.
- 3 zeytin, 3 hurma.
- 2 dilim kepek ekmek.
30 dakika ara verdikten sonra:
- 3 köfte kadar et, tavuk, balık.
- 1 porsiyon sebze yemeği.
- 4 yemek kaşığı pilav veya makarna.
- 1 su bardağı ayran veya cacık.
- 1 avuç büyüklüğünde pide.
Ara
- 1 bardak su, 3 porsiyon meyve.
- 1 bardak su, 1 porsiyon güllaç.
Son
- 2 bardak su.
Sigara kalbi yaşlandırıyor
29 Temmuz 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
Sigara çok önemli bir risk faktörüdür. Sadece kalp damar hastalıklarına neden olmaz, birçok hastalığın da birincil nedenleri arasında yer alır. Sigara kalp damar hastalıklarını gelişme riskini artıran 4 büyük faktörden biridir.
Diğerleri kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliğidir. Sigara içen ve başka risk faktörleri bakımından eşit durumda olan bir şahısta, sigara içmeyene göre kalple ilgili önemli olaylarını (yani kalp krizi geçirme, kalp krizi nedeniyle ölme, hastaneye yatma) ortaya çıkma ihtimali yüzde 120 artar. Yani diğer tüm risk faktörleri eşit eşit olan bir şahısta bu risk 1 ise günde bir paket içende aynı risk 2.2. olur. Başka bir deyişle kalp damarlarının ya da genel anlamda kalbin yaşlanma hızı iki katından daha fazla artar. Sigara yalnızca kalp damarlarını değil, tüm organların damarlarında benzer değişikliklere neden olur. Felç, böbrek yetersizliği, bacak damarlarında tıkanmalar meydana gelme riski sigara ile artar. Birçok kanser türünün ortaya çıkma riskini 20-30 kata varacak dereceler artırır. Ampfizem, kronik bronşit gibi ağır akciğer hastalıklarını er ya da geç mutlaka ortaya çıkacaktır.
Sigarayı bıraktıktan sonra kalp hastalığı riski devam eder mi?
Kalp damar hastalığında sigaraya bağlı hızlanmanın ortadan kalkması sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra azalır, tamamen kaybolması 2-3 yıl içinde gelişir. Ancak yeni bozuklukların ortaya çıkmasında bir rol oynamaktan çıkması, daha önce meydana getirmiş olduğu zararların kaybolmasını sağlamaz. Sigarayı bırakmak için kalp damar hastalığının belirti vermesini beklemek, yangına bacayı sardıktan sonra müdaheye etmeye karar vermek gibidir. Çünkü koroner kalp hastalığında damarlar genellikle yüzde 70′e kadar daralmadıkça belirti vermezler.
Sigarayı bırakmak istenlerin aşırı kilo alması sonucu kalp krizi vakaları var. Sigarayı bırakmak kalp krizi nedeni mi?
Sigarayı bırakmanın hissettirdiği boşluk duygusu ve tatmin eksikliğini gidermek için bir şeyler yemek bir kötü alışkanlığın yerine başka bir kötü alışkanlığın gelmesidir. Bunun yerine düzenli egzersiz yapılması son derece uygun bir çözüm olur.
Çünkü yeterli miktar ve sürede egzersiz hem sigara ya da yemek yemenin sağladığı tatmin benzer bir tatmin duygusu, psikolojik rahatlık verir hem de sigaradan sonra kilo artışının kontrolünde yardımcı olur. Ayrıca metabolizma, damarlar, kalp üzerine de başka olumlu etkilen de olur. Sigarayı bırakırken bunun bir yandan egzersiz programlarıyla birleştirilmesi hem farklı bir anlayışa, yaşam biçimine girmeyi sağlar hem de kişinin sağlığı açısından çok yararlı olur.
Penis büyütme
11 Temmuz 2009 admin
Kategori: Kategorilenmemiş
Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin (sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 14 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 14 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.
Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha büyük bir hal almayabilir.
Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyar övünürler. Erkeğin cinsel organına verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut, gücü simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa indirgenmesinden kaynaklanır.
Ama peniste veya sexte önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Yani, sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla birleştirmeniz en önemli olanıdır. İri bir penise sahip olacağınıza (ki 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı yoktur.
Tabi ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel ilişki sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun yaratacaktır. Normalin altındaki penislere ne yapılabilir; bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerektiğini bildirmek isterim.
Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek dışıdır, kandırmacadır, hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır. Bu yüzden kullanılması zararlıdır. Normal standartlardaki boylar için penis boyunuz ne ise odur, yapabileceğiniz tek şey performansınızı geliştirmek veya boşalma sürenizi uzatmaya çalışmaktır.
İnsan vücudundaki eş organların (eller, gözler, testisler gibi) hiç biri birbirinin aynısı değildir, arada mutlaka bazı farklar vardır.
Tüm insanlarında yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de işlevleri sırasında farklılıklar gösterirler. Bu farklılık bazen çok çok az , bazen ise çok fazla olabilir.
Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup spermleri (meni – ersuyu) kadın vajeninin derinlerine bırakma görevi vardır ve bu görev sırasındada kişiye haz (zevk) vermektedir.
Penislerde hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklı olmaktadır.
Hiç bir penis şekil olarak cetvelle çizilmiş gibi doğru değildir veya düzgün sınırlara sahip değildir. Bu farklar kişiden kişiye göre değişmekte, kiminde çok az bir sağa veya sola eğrilik olurken bazılarında bu daha fazladır. Bazı penislerde ise hem sağa -sola eğrilikle beraber aşağıya da doğru eğrilik olabilir.
Bunun sınırı nedir? Ne kadar eğrilik normaldir, ne kadarı bir anormallik veya sakatlık olarak görülmelidir?
Bunun kesin sınırı şudur; eğer bu eğrilik sizin cinsel ilişki kurmanızı engelliyor, ilişki sırasında size veya partnerinize acı veriyorsa bu düzeltilmesi gereken bir sorundur.
Bir de eğer kişi ciddi anlamda penisinin eğriliğinden estetik açıdan, yani görüntüsünden rahatsız oluyor ve bu yüzden soyunmaktan kaçınıyor veya ilişkiye giremiyorsa bu da düzeltilmesi gereken bir sorun sayılır.
Penis eğriliği düzeltilir mi?
Evet, her şey yapılabildiği gibi (bu gün yeniden el, parmak veya penisin yapılabildiği bir bilgi ve teknolojiye sahibiz) penis eğriliği de düzeltilebilmektedir.
Eğer sizde de penis eğriliği gibi bir şüphe veya sıkıntı varsa çekinmeden ve mutlaka muayeneye gidiniz. Bu şüphe , sıkıntı, veya utanma duygusu ile geçirdiğiniz her süre sizi üzecek ve cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Hekiminiz sizi aydınlatacak ,eğer gerekli ise cerrahi bir müdahale önerecek ve yapacak veya eğer bir sorun yoksa sizin rahatlamanızı ,kendinize güveninizin gelmesini sağlayacaktır.
Şikayet
Penisiniz ağrıyor veya şişti.
Nedenleri
Parafimoz : Sünnet derisi kendi kendine penisin arka tarafına doğru öne gelmeyecek şekilde büzüldü ve çok şişti. Bu durum antibiyotikle veya tam ya da kısmi sünnetle tedavi edilebilir.
Balanit : Penisinizin ucu iltihaplandı ve tahriş oldu. Buna mantar veya bakteri enfeksiyonu veya kimyasal tahriş (giysilerde kalan kuru temizleme maddeleri) neden olur. Çoğunlukla sünnet olmamış veya şeker hastası erkeklerde meydana gelir. Antibiyotik almanız, hayalarınız temizlemeniz ve ağrı giderici merhem kullanmanız gerekebilir.
Priapizm : Hiçbir neden yokken, cinsel arzu veya faaliyette bulunmadan ereksiyon oluyor. Buna genellikle penisi sertleştiren kanın ani ve çoğu kez bilinmeyen bir nedenle boşalmaması yol açabilir.
Bazen bir hastalık ya da omurilik sinirlerinin yaralanması, bezlerdeki bir durum veya ilaçtan kaynaklanabilir. Gerektiği gibi tedavi edilmezse, ereksiyon bir daha mümkün olmaz.
Kanser : Sünnet olmamışsanız fark edemeyeceğiniz küçük, sivilceye benzer bir şey oluştu ve artık kanıyor veya akıntı yapıyor. İdrar yapmak ağrılı hale gelmiş olabilir ve kasıklarınızda yumrular oluştu. Penis kanseri çok ender görülür, çoğunlukla erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir.
Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?
Penis ağrısı çoğunlukla kendi kendine tedavi edilemez. Örneğin ağrıyan veya şişen sünnet derisini zorla öne götürmek veya tahriş olmuşsa altını temizlemek tavsiye edilmez.
Eğer cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı varsa, bu eşinizin vajinasının kuruluğundan kaynaklanabilir.
Penisinizin ucunda cinsel ilişkiden sonra yara oluşuyor ve siz lateks prezervatif kullanıyorsanız, lateks olmayan bir prezervatif veya başka korunma yöntemini deneyin. Ağrı geçiyorsa, muhtemelen latekse karşı alerjiniz var demektir. Lateks olmayan prezervatifler HIV virüsü de içinde olmak üzere cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.
Önleme
Önemsiz tahriş ve iltihaplar çoğu kez temizlikle, özellikle sünnet olmadınızsa, cinsel ilişkiden sonraki temizlikle önlenebilir. Sabun ve suyla yıkamaktan başka özel bir şey yapılması gerekmez.
Oral seks kanser yapıyor
02 Temmuz 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
Yapılan araştırmada kansere neden olan virüslerin oral seksle bulaşabildiği belirlendi.
“Cancer Journal”‘ın yaptığı araştırmada cinsel birleşme esnasında yapılan oral seksin kansere neden olan virüslerin bulaşmasını sağladığını ortaya çıkardı. Ayrıca son 10 yılda ağız kanserine yakalanan insanların sayısı üçte bir oranında artmış.

