Göğüs Ucunda Görülen Paget Hastalığı

Nadiren görülse de Paget Hastalığı; süt kanallarında başlayan ve göğüs ucuna hatta koyu renklı uç kısımlara kadar geçebilen bir hastalıktır.

Memenin Paget Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Memenin Paget Hastalığı‘nın sebebi bilinmediğinden ancak oluşumuna dair görüşler vardır. Teorilerin bir kısmı kabul edilmiştir bunlardan birisi; meme dokusunda oluşmuş kanserli hücrelerin bir kısmının süt kanalları yolu ile meme başına ilerlemesidir, bir diğer görüş ise meme başının çevresindeki hücrelerde kansere dönüşüm olmasıdır.

Memenin Paget Hastalığı için Risk Faktörleri Nelerdir?

Meme kanseri çeşitlerinde ki risk faktörleri Paget Hastalığı için de aynıdır. Belirgin risk faktörleri; ileri yaş, daha önce meme kanseri gelişmiş olması, ailede meme kanseri ya da over kanseri gelişmiş olması, ergenlik döneminde ya da daha erken yaşta göğüs duvarına radyasyon tedavisi uygulanması, kişinin yaşına ve boyuna göre kilosunun fazla olması, menopoz dönemi sonrası fazla kiloa lımı, ilk reglinin oniki yaştan önce olması, menopozun ellibeş yaş sonrasında olması, uzun süreli östrojen tedavisinin uygulanması olarak sıralanabilir.

Ancak bu risk faktörlerinden bir ya da ikisinin taşınıyor olması kişinin mutlaka meme kanseri olacağı anlamına gelmemelidir. Bilinen risk faktörü taşımayan kişilerde de meme kanseri gelişimlerinin görüldüğü unutulmamalıdır.

Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın belirtileri ise, meme başı ve koyu renkli kısımda oluşan egzamatik değişimler, yanma, kaşıntı, kabuklanma hatta zaman zaman kanama, kızarıklık ve pullanma şeklinde sıralanabilir. bunların dışında elle hissedilebilen kitleye de rastlanır.

Teşhis ve Tedavi Nasıldır?

Bazen hastalık yalnızca göğüs ucunda akıntı şeklinde seyreder, tümör oluşumu yoksa tedavi kolaylaşır. Bu durumda öncelikle deri iltihabı ve infeksiyon denilebilir. Uygulanan tedavi ile iyileşme görülmezse meme başından ve alttaki meme dokusundan biyopsi yapılması gerekir.

Sonraki aşamada hastalığın ne kadar yayıldığını görmek için mamografi gereklidir. Paget Hastalığı’nın tedavisi, tümörün hangi evrede oluşuna göre meme koruyucu ya da mastektomi uygulanır. Kötü bir görünümde olmasına karşın Paget Hastalığı’nın tedavi sonrası prognozu iyi denilebilir.

Anne sütü

Birçok kadına göre annesütü mucizevî bir besindir; çünkü anne sütü, anneyle bebek arasında hem fiziksel hem de duygusal bir bağ kurulmasına neden olur. Anne sütü ile beslenmenin birçok yararı vardır; bunlardan en önemlisi anne sütünün besin değeridir. Anne sütünde tüm vitamin ve mineraller ideal bir denge çerçevesinde yer almaktadır; bu nedenle anne sütü, bebeği annenin bağışık olduğu enfeksiyonlara karşı korur ve bebeğin enfeksiyonlara karşı bağışıklık seviyesini artırır. Anne sütünün içeriğinde bulunan besin türleri çok çeşitlidir, bu nedenle çocuğunuza sunmak istediğiniz çeşitlilik anne sütü ile sağlanır. Bebeğinizin anne sütü istediğini fark ettiğiniz an, onu hemen sütünüzle besleyin. Anne sütü içen bir bebek çok fazla kilo almaz, hazır süt ise bebeğinizin kilosunu bir anda artırıverir.
Anne sütü bebeğinizin kilosunu muhafaza eder ve kilo artışını dengeye oturtur. Anne sütü ile beslenme planı ilk günlerde tam olarak rayına oturmamış olsa da, annenin vücudu “colostrum” adı verilen sarı renkli bir madde üretir. Bu madde yüksek miktarlarda antikor ve protein içerir. Hayata gözlerini yeni açan bir bebeğin “colostrum” adı verilen bu maddeyi annesinin memesinden alması vücudunu birçok bakteriye ve virüse karşı dirençli hale getirir. Hormon sistemi tamamen değişen bir annenin sütü doğumdan kısa bir süre sonra hemen gelmeye başlar. Anne sütü ilk aktığında, beyaz ve mavi karışımı bir renk alır ve çok ince bir kıvamdadır. Dengeli ve sağlıklı beslenen bir annenin sütünde bulunan vitamin ve mineral oranları da dengelidir.

Bebeğinizi emzirmeniz için 8 önemli neden
1. Anne sütünde bulunan yağm hazmedilmesi inek sütünde bulunan yağın sindirilmesinden daha kolaydır. Anne sütü, yağda çözülebilir vitaminlerin kana daha kolay karışmasını sağlar.
2. Anne sütündeki kalsiyum ve diğer besin değerleri bebek için daha faydalıdır.
3. İnek sütündeki antijen maddeler, yeni doğan bebeklerde birçok alerjik reaksiyona neden olmaktadır. Oysa, bebekler anne sütüne karşı çok nadir olarak alerjik reaksiyon gösterirler.
4. İçerdiği bazı hormonlar nedeniyle anne sütü, bebek gelişimi ve büyümesini kolaylaştırır.
5. Anne sütü ile büyümüş bebeklerde menenjit ve kan enfeksiyonu vakalarına daha az rastlanır. Anne sütü ile beslenen bebeklerin lenf kanserine yakalanma riski %500-600 daha düşüktür. Anne sütü ile beslenen bebeklerin kulak enfeksiyonu yaşama riski diğer bebeklerden %50 daha azdır.
6. Anne sütü ile beslenen bebeklerin obezite hastalığına yakalanma riski oldukça düşüktür. Hazır süt ile beslenen bebeklerin karımda yüksek miktarda insülin oranına rastlanırken, anne sütü ile beslenen bebeklerde bu oran çok düşük çıkmaktadır. İnsülin yağ hücrelerini artıran bir çeşit kim­yasaldır. Çocuklarda görülen obezite riski ileriki yıllarda kalp-damar hastalıklarına neden olmaktadır.
7. Doğumu takip eden ilk 15 hafta içinde anne sütü kullanılırsa, bebeğin ishal ve solunum yolları enfeksiyonu ve kulak ve idrar yolu enfeksiyonu gibi enfeksiyonları yaşama riski en aza indirgenmiş olur. Anne sütü bebeğin kan basıncını yani tansiyonunu düzenler.
8. Anne sütünün anne üzerinde bazı olumlu psikolojik etkileri de vardır. Anne sütü anne ve bebek arasında duygusal bir bağ oluşmasını sağlar.

Anne sütünde toksik maddeler var mıdır?
Anne sütünde toksik maddelerin bulunduğuna dair endişeler vardır. Yapılan bir araştırmanın sonucunda hazırlanan rapora göre, anne sütünde 350 farklı toksik maddeye rastlanmıştır. Toksik maddelerin anne sütüne geçme nedeni olarak, zirai ilaçların meyve ve sebzeleri etkilemesi ve güneş losyonları gösterilmektedir. Anne sütü bu tür faktörlerden dolayı toksik madde tehdidi altında ise, inek sütü de aynı riski paylaşmaktadır. Bu nedenle, inek sütünün anne sütünden daha az toksik madde içerdiğini düşünmek yanlış olur. Anneler, hamileliğin ilk dönemlerinden doğum anma kadar yiyip içtiklerine çok dikkat etmelidir. Birçok uzmana göre, anne olmaya hazırlanan bayanlar kendilerine hamilelik öncesi detoks programı yapmalıdır. Anneler emzirme dönemi sırasında diyet yapmamalıdır. Toksinler vücutta bulunan yağ depolarının içine yerleşir. Bebeğini anne sütü ile besleyen bir annenin kilo kaybı yaşaması durumunda, vücudunda yer alan toksinler yağ hücrelerin­den çıkarak kana karışır. Bu da anne sütünün içinde bulunan toksik madde oranını artıracaktır. Anneler hamilelik döneminde yedikleri gıda maddelerine dikkat ederek sağlık açısından tehlikeli olmayan kozmetik ürünlerini kullanırsa, anne sütünün içeriğindeki toksin oranı konusunda endişelenmeye gerek yoktur. Bu nedenle anne sütünün en doğal ve en güvenilir beslenme şekli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Anne sütünün geldiği ilk günlerde birtakım sorunlar yaşarsanız sakın moralinizi bozmayın. Böyle bir durumda size en yakın sağlık ocağına ya da özel bir polikliniğe başvurarak doktorunuzun önerilerini dinleyin. “Anne-destek-hattı” birçok annenin emzirme sırasında deneyimlerini paylaştığı bir telefon hattıdır. Çaresiz kaldığınız durumlarda başka annelerin tecrübelerini dinlemeniz sizin için yararlı olabilir.

Truscreen ve Rahim Ağzı Kanseri

Tıp Doktorları taramlar konusundaki en son gelişmeleri takip etmeli ve kadın hastaları bilgilendirerek tarama konusunda en doğru kararı vermelerine yardımcı olmalıdırlar.ABD’de 2000 yılında yapılan ulusal çaptaki bir sağlık anketine göre,yakın dönemde servikal tarama testi yaptırmamış olan kadınların yarısına yakını (% 48) bu ihmale spesifik bir gerekçe göstermemiş ve ana sebep olarak en fazla doktorun testin gerekliliğini açıkça belirtmediğini söylenmişlerdir.

Wellensiek ve ark.nın yaptıkları çalışmada da serviks kanseri ve servikal tarama hakkında bilgi sahibi olanlarda tarama testi yaptırma oranının arttığı bildirilmiştir.

Aygül ve ark.GATA ‘da yaptıkları araştırmada da daha önce servikal tarama testini duyan kadınlar ile hiç duymamış olanlar arasında servikal tarama yaptırma açısından anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.Kadınların dörtte birinin daha önce servikal tarama testini hiç duymadığını belirttiği halde ismini bilmedikleri testi yaptırmış olmaları çalışmada saptanan önemli bir bulgudur.

Bu sonuç, kadınların büyük bir bölümünün bilinçli olarak değil, jinekolojik muayene sırasında sağlık personelinin konuya hassasiyeti sonucu servikal taramadan geçirilebildiklerini düşündürmektedir.Kadınların servikal tarama ile ilgili bilgi düzeylerine göre yaptırma durumları incelendiğinde; testin kimler tarafından,hangi hastalığın tanısı için ve ne sıklıkta yaptırılması gerektiğini bilmeyenlerin daha düşük oranda yaptırdığı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur.

TruScreen serviks dokusundaki kanser ve prekanseröz değişiklikleri saptamada kullanılan ve anında sonuç veren yeni bir servikal kanser tarama cihazıdır.

TruScreen, tek kullanımlık başlıklar (SUS –Single Use Sensor) ile yazıcının da dahil olduğu içinde mikro bilgisayar bulunan özel küçük bir konsol ve bu konsola bağlı el probdan oluşmaktadır.

Avustralya’ya ait devrim niteliğinde yeni bir teknoloji olan Truscreen, sitolojiye dayalı testlerde ve anında sonuç vermeyen tüm testlerde yaşanan sorunlara köklü çözümler sunmaktadır.
TruScreen klasik smear testlerinin farklı bir versiyonu veya geliştirilmiş bir hali değildir.
TruScreen, gelişmiş optik ve elektriksel biosensörleri, anında değerlendirme yapabilen bilgisayar işlemcisi ile yalnızca yüzeysel hücre örneklerini değil, servikal dokuyu yerinde inceleme imkânı sağlar.
Pap Smear için sıralanan dezavantajları TruScreen çok büyük oranda avantaja çevirmektedir.
Bu sistem Pap testi veya diğer testlerin yetersiz yapıldığı ya da yapılamadığı,eğitimli eleman eksikliğinin yaşandığı,gerekli altyapının olmadığı, gelişmemiş ve gelişmekte olan sağlık sistemlerinde kaliteli servikal tarama programlarının hayata geçirilebilmesi için üretildi.
Servikal tarama alanında zincirleri kıran TruSceen, farklı etnik ve coğrafi bölgelerden 5.000’den fazla kadın üzerinde denedi.

Anında Sonuç
TruScreen in vivo analizlerde tarama sonuçlarını anında çıktı olarak verir. Zaman konusunda klinik denetim avantajı sağlar. Klinisyen hem rapor sonucu negatif çıkan hastanın kaygılarını giderebilir, hem de tarama sonucu pozitif çıkan hastanın tedavisini yönlendirme ve düzenleme olanağı bulur.

TruScreen’de sonuçları objektif ve kendi kendini denetleyen dijital bir sistemden alındığından, Pap testinin hücresel tanı için gerektirdiği sübjektif insan kararlarına ihtiyaç duyulmaz. TruScreen servikal kanser öncüllerinin tanısında minimal medikal ya da paramedikal eğitimle, herhangi bir altyapıya veya kaynağa ihtiyaç duyulmadan kullanabilmek üzere tasarlanmıştır.

Doktorların en büyük şikâyetlerinden biri olan, test için alınan örneğin transportu esnasında yaşanan sorunlar da sonucun anında verilmesiyle ortadan kalkar.

Ergenlik döneminde adet düzensizlikleri 1

14 Eylül 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Ergenlik dönemlerinde genç kızların âdetini düzenleyen beyin merkezi, olgunlaşma sürecini henüz tamamlamadığından stres, hastalık ve çevre gibi birçok etkenden etkilenir. Bu da adet düzensizliklerine ve adet gecikmelerine neden olur.

Ergenlik dönemleri, duyguların çok hızlı değişim geçirdiği dönemdir. Âdeti düzenleyen merkez, her tür strese açıktır. Öğrencilikte sınav stresi dâhil pek çok duygusal değişim yaşanır. Bu da adet düzenini kolaylıkla etkiler. Genellikle bu durum, adetlerde 2-3 aya varan gecikmeler şeklinde olur. Ergenlik döneminde adet düzensizliğinin uzun sürmesi halinde bu durum, ilaç tedavisi ile düzenlenmelidir.

Kadın Doğum Uzmanı Dr. Hakan Kozinoğlu, kadın sağlığı konusunda merak edilen soruları cevaplandırdı.

- Bazı genç kızlarda, bu dönemde, özellikle yüzde aşırı sivilce, tüylenme olabiliyor. Bu hormonal midir?

Kesinlikle. İlaçla tedavisi vardır. Vakit kaybetmeden başlamak gerekir. Tabii öncelikle tetkik gerektirir. Polikistik over olup olmadığı araştırılmalıdır.

- Polikistik over nedir?

Ne yazık ki, Türkçe karşılığı olmayan bir terimdir. Bu hormonal bir rahatsızlık ve genetik, yani ilaçla tamamen yok edilemiyor. Ama sonuçlarını tedavi etmek mümkün. Yani erkek tipi tüylenme, sivilcelenme, yağlı cilt, adetlerin gecikmeli olması.

- Şişmanlığın bu duruma etkisi var mıdır?

Evet kesinlikle, polikistik overlilerde bir grupta insülin kullanımı ile ilgili direnç nedeniyle kilo alımı kontrol edilemez, diyete iyi cevap alınmaz.

Ergenlik döneminde akıntılı bir rahatsızlık yaşanırsa…

Mikrobik enfeksiyonlardan şüphelenmek gerekir, bakteri, mantar, virüs. Viral enfeksiyonlar daha ziyade cinsel olarak aktif bir hayat ile olur. Mantar ise zaten ortamda var olan doğal floranın bir üyesidir, sanıldığı gibi havuzdan, denizden, cinsel ilişkiden geçmez. Ama bir grip enfeksiyonu sonrası bünyenin zayıf düşmesi veya bir antibiyotik kullanımı sonrası oluşabilir.

- Neden antibiyotik kullanımı sonrası?

Çünkü antibiyotikler vajende yaşayan ve ortamı zararlı bakterilere karşı koruyan doğal bakterileri öldürür, ortamda bulunan ve son derece fırsatçı olan mantar da hızla çoğalır, dengeler bozulur, kaşıntıya sebep olan da mantarın liflerine karşı vücudun alerjik reaksiyonudur.

Viral enfeksiyonlar

- Kadın sağlığını etkilediğini bildiğimiz viral enfeksiyonlar tehlikeli mi?

Evet, bazıları ciddi tehlike. Siğil diye bildiğimiz cilt lezyonlarına yol açan virüs, genital bölgeye çoğunlukla cinsel ilişki ile bulaşır ve hayat boyu da orada yaşar. Malum henüz virüsleri tam olarak yok eden ilaçlar yok.

Hayat boyu yaşaması zaman zaman çıkan siğillerle sınırlı kalmayıp bazıları, kanser yapıcı özelliğe sahip olabiliyor. Yani bir anlamda cinsel ilişki ile geçen kanser de diyebiliriz. Tabii bu yakın takip ile önlenebilir ve tedavi edilebilir, yeter ki ihmal edilmesin.

Umutsuzluk ya da çaresizliğe kapılmamak lazım. Bilinçli davranmalıyız. Öncelikle korunmak konusunda yani kondom kullanmak konusunda kararlı olmak lazım. Ancak bu tek başına yeterli değil, özellikle siğillerde, tedavi edilmedikleri dönemde çok daha fazla bulaşıcı oluyor. Önce tedavi. Kişilerin partnerlerini uyarmaları da bu bilince dahil. Üstelik artık kansere sebep olan tipleri ayırt eden testler de var.

- Üşütmek ile enfeksiyon olunur mu?

Islak mayo ile dolaşmak ya da çıplak ayakla yürüyüp yumurtalıkları üşütmek diye bir durum yok aslında. Bu toplumsal hafızaya her nasılsa yerleşmiş bir kara mizah. Ama bu konuda kızını uyarmayan anneye rastlamak zordur herhalde.

Ergenlik döneminde adet düzensizlikleri 2

14 Eylül 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Ergenlik döneminde adet düzensizlikleri 1 başlıklı yazımızda ergenlik dönemlerinde genç kızların sıklıkla karşılaştıkları âdet düzensizlikleri ile ilgili açıklamalara yer verdik. Bu yazımızda da ergenlik dönemi sonrasında karşılaşılan adet (regl) sorunları ve düzensizliklerine yer vereceğiz.

Kadın Doğum Uzmanı Dr. Hakan Kozinoğlu, adet düzensizliği hakkında merak edilen konularla ilgili sorularımızı yanıtladı…

- 20′li yaşlarda her şey iyi giderken birden adet araları kısaldı ya da ara kanamalar oldu, kanama miktarı arttı. Bunun sebepleri ne olabilir?

Pek çok sebebi olabilir. Cinsel hayatı olanlarda öncelikle gebelik testi yaptırılmalı. Eğer hamilelik söz konusu değilse; düşük tehdidi, dış gebelik, vs. ihtimaller için, rahim içi polip, myom, hormonal düzensizlikler gibi sebepleri aranmalı.

Sorunlar rahim ağzından da kaynaklanabilir. Ayrıca bu yaşlarda en az görülen bir sebep de -ki biz bunu hiç gözden kaçırmak istemeyiz- çok nadiren kanserdir.

Tiroid bezinin az çalışması halinde ya da beyindeki merkezin süt hormonunu fazla salgılaması durumunda ve polikistik over vakalarında, genelde adet aralarında uzama görürüz.

- Adet aralıkları ne olmalı, ne zaman endişe duyup doktorumuzu aramalıyız?

Normal olan 23 gün alt sınır, 34 gün üst sınırdır. Mesela eğer adet araları 20 güne geldiyse bunu tekrar en az 26-27 güne çıkartmaya çalışırız, üstelik genelde kanama miktarları da artmıştır ve kanama süresi de bir hayli uzamıştır. Bu, kabul edilebilirden fazla kan kaybı demektir. Sosyal yaşantıyı da huzursuz hale getirir. Halsizlik yapar, yani uzun dönemde anemi sebebidir.

Normalde kanama ilk gün en fazladır, ikinci günü de buna katabiliriz. Sonra 2-3 günde giderek azalır ve biter. Bu şekilde değilse, 3-4 gün çok kanıyor, sonra 7-8 gün de sürüyorsa buna tahammül etmeye çalışmak hata olur, ciddi bir ihmal olur.

- Yumurtalık kistlerinin tedavisi, her zaman ameliyat mıdır?

Bu karar, kistin büyüklüğüne ve yapısına bağlıdır. Basit kist görüntüsünde ise 9-10 cm’ye kadar ameliyata alınmadan izlenebilir. Bazen kist duvarı yırtılır (patlamaz), bu basit kist ise ve kanamıyorsa sorun yoktur.

- Myomlar için de ameliyat şart mıdır?

Hayır, myomlar her 5 kadından 1′inde vardır. Nadiren ameliyat gerektirir. Rahim iç duvarını iterek şiddetli adet kanamasına sebep oluyorsa ya da 8-10 cm’lik büyüklüklere ulaştı ise ameliyat gereği doğabilir. Çok nadiren kanserleşirler, bu ihtimal de, tek başına ameliyat kararı verdirmez.

- Dış gebelikler ameliyat gerektirir mi?

Rahim içinde olması gereken gebelik rahim dışındadır ki bu genelde tüplerde olur. Tüp duvarı gebelik sonlandırılmazsa yırtılır ve çok şiddetli iç kanama olur, bu ölümcül bir tehlikedir. Eğer gebelik hormonu miktarı uygunsa, bazen sadece izleyerek ya da genelde ilaçla gebeliğin sonlanmasını sağlıyoruz.

İlaca rağmen sonlanmazsa, ya da ilaç verilecek düzeyi geçti ise, karnı açmadan Laparoskopi ile tüpten gebeliği alıyoruz.

Kadın ve Sağlık Sitesi

”Türkiye’nin En Büyük Kadın Sitesi” sloganıyla yayın hayatına başlayan www.kadinca24.com, örgü modelleri cinsel pozisyonlar oya modelleri gibi konularda bilgilendirmeyi, aynı zamanda internette dolaşırken sıkılmadan vakit geçirmenizi sağlayan bir platform olmayı amaçlamaktadır.

www.kadinca24.com editörleri olarak sorunlarınıza çözümler bulmak ve bilgilerin paylaşıldığı nezih bir ortam yaratmayı amaçlamaktayız.

Sizlerin önerileri ve destekleri bizim için çok önemli!Şimdiden gösterdiğiniz ilgiden dolayı hepinize teşekür ederiz.

Sağlıklı yaşam sitesi

Sağlıklı Yaşam Sitemiz bir süreliğine kapalı kalacaktır.

Yaklaşık 1 hafta sonra tekrar En doğru şekilde sizlere saglikli yasama dair tüm haberleri vermeye başlayacağız…

Sinirsel Baş Ağrısı ( Migren ) İçin Bitkisel İlaçlar

Nane yağı, Pelesenk yağı ve Papatya yağı kullanılır

Kekik yağı, Lavanta yağı da kullanılabilir

Şakaklara ve alın bölgesine yağlar su ile yada ıslak pamuğa dökülerek (seyreltilerek) masaj yapılır.

Sağlıklı Yaşam

Gece Yatmadan Önce Yemek Yemek

12 Mayıs 2009 admin  
Kategori: Genel sağlık

Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa yandınız. Yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyoruz. Yoksa Kilo almaktan kurutlamazsınız…

Kırışıklıkları Engelleme ve Kırışıklardan Kurtulmanın Yolları

Deri yaşlanmasının en önemli belirleyicisi genetik faktörlerdir. Güneş ve sigara ise erken deri yaşlanmasının en önemli çevresel etkenleridir.

Kırışıklarınız sizi rahatsız ediyorsa, bunlardan kurtulmanın birden fazla yolu vardır. Dermatokozmetik ürün kullanımı,cilt yenileme yöntemleri,dolgu ve botoks enjeksiyonları ile plastik cerrahi girişimler bu listenin başında yer alır.

1- Dermatokozmetik Ürünler Yöntemi

Doğru dermatokozmetik ürün seçimi yaşlanmayı geciktiri ve Kırışıklık tedavilerini destekler.
Kişinin kendi cilt tipine uygun bakım ürün seçimi konusunda bir dermatolog tavsiyesi alması gerekir. Retinoik asit, alfa / betahidroksi asit, koenzim Q10, antioksidan, peptid, kolajen içeren dermatokozmetik ürünler dermatokozmetik uygulamaları desteklemek amaçlı da kullanılabilir.

2-Lazerle Cilt Yenileme Yöntemi

Nonablatif lazerlerle derinin dermis denilen alt tabakasında oluşan ısı etkisiyle yeni kolajen ve elastin sentezi sağlanır. Düzenli aralıklarla birbirini takip eden birkaç uygulama sonrasında deri daha sıkı ve canlı görünür.

3-Kimyasal Soyma Yöntemi

Yüzeysel soyma işlemiyle epidermis denilen derinin üst katmanının bir kısmı soyularak, yeni hücre oluşumu uyarılır. Düzenli aralıklarla tekrarlandığında, birkaç uygulama sonrasında kırışıklarda, lekelerde ve izlerde azalma saptanır.

4-Botoks Enjeksiyonu Yöntemi

Alın bölgesi ve göz etrafındaki kazayağı görünümünün giderilmesinde kullanılır. İşlemin 4 – 6 ayda bir tekrarlanması önerilir.

5-Yumuşak Doku Dolgu Enjeksiyonları
Derin kırışıklıkların giderilmesi amacıyla kullanılır. İşlemin 6-12 ayda bir tekrarlanması önerilmektedir.

Cildin görünümünün iyileştirilmesi için şu önlemler alınmalıdır.

Güneşten korunun
Kış aylarında bile güneş koruyucu kullanın
Yaz aylarında geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve beyaz giysiler giyin
Direkt güneş ışığına maruz kalmayın
UVA +UVB filtreli minimum 15 koruma faktörlü ürünleri tercih edin
Nemlendirici kullanın
Ürün seçiminde dermatolog görüşü alın
Sigara içmeyin

Sonraki Sayfa »