Tatil dönemlerinde sağlıklı kalma ipuçları
07 Ocak 2010 admin
Kategori: Saglikli Yasam
->
Dr. Oz, dünyanın birçok ülkesinde de ilgiyle takip edilen show programında tatil döneminde nasıl sağlıklı kalabileceğinize dair önemli bilgiler verdi. İşte Dr. Oz’dan, önümüzdeki hareketli tatil döneminde mikroplardan uzak kalmak için dikkate almamız gereken birinci sınıf sağlık önerileri…
Tatilin başlamasıyla birlikte birçok kişi dünyanın çeşitli yerlerine uçmaya başlayacak. İşte size ve ailenize tatil döneminde sağlığınızı bozmamanız için birkaç sır…
Nereye giderseniz gidin ve hangi araçla seyahat ederseniz edin, daima yanınızda içinde el dezenfektanı, anti bakteriyel ıslak mendil ve Kuzey Amerika Ginsenginden bulunan bir “yolculuk seti” bulundurun.
Kuzey Amerika Ginsengi, gribin azalmasında etkili olduğu kanıtlanmış unsurların başında geliyor. Bu maddeyi kullanan topluluklarda virüs yayılımının daha az olduğu görülüyor.
Uçakla seyahat edecekseniz…
- Uçağa binmeden önce bir ölçü Kuzey Amerika Ginsengi alınız. Hastalıkları önlemek için başvurulacak bir numaralı tedbir…
- Etrafınızda öksürenlerden kendinizi koruyunuz. Ortadaki koltukta öksürdüyseniz, en çok mikrop hemen arkanızda ve koridorun diğer tarafında oturan kişinin suratına gider.
- Havalandırmayı kapatmak yerine “düşük” ayarda çalıştırınız. Ayrıca, göğsünüzün alt kısmının önünde elinizi yumruk yapınız ve havalandırmayı bu noktaya doğrultunuz. Böylelikle oluşacak mini hava akımı devresi diğer yolcuların üzerindeki havalandırmadan size gelebilecek havayı geri itecektir.
- Portatif masayı ıslak mendille temizleyiniz – uçaklardaki masaların yüzde 60’ı bakterilerle kaplıdır. Ayrıca, uçakta tuvalete girmeden önce ve çıktıktan sonra kapı kollarını ıslak mendille tutarak açıp kapatınız.
Nihayet otel odanıza ulaştınız. Tatilinizi sağlığınızı bozmadan geçirmek için neler yapabilirsiniz
- Yatağın üzerindeki örtüyü derhal kaldırınız. Bu örtüler hiçbir zaman yıkanmaz ve bakteri doludur. Sizden önceki müşterilerden kalan mikroplarla kaplıdırlar. Hiçbir riski olmayan bu pratik önlemi uygulayıp, örtüleri katlayarak tekrar dokunmanız gerekmeyecek şekilde odanın bir köşesine kaldırmak akıllıca olacaktır.
- Banyoya koydukları bardaklar da genellikle bulaşık makinesinde yıkanmaz. Dolayısıyla, bu bardaklar cam ise, muhtemelen bir bezle silinmiş ve tekrar yerine konmuştur Plastik olanlarından isteyiniz.
- Televizyonun uzaktan kumandası hiçbir zaman temizlenmez. Ya bir plastik poşete koyup kullanınız ya da kullanmadan önce ıslak mendille iyice temizleyiniz.
(Hastanelerde de en kirli olan yer, ne yatak, ne de bankonun üstüdür. En kirli şey daima televizyonun uzaktan kumandasıdır, çünkü bunu temizlemek kimsenin görevi değildir.)
İki farklı soğuk algınlığı virüsüne birden yakalanmak mümkün
05 Ocak 2010 admin
Kategori: Genel sağlık
Bu yıl Science dergisinde yayınlanan bir çalışma, virüsün iki ayrı türünün aynı anda hastalığa yol açtığı durumlarda genlerin “recombination” (yeniden birleşme) adı verilen bir süreç içerisinde birleştiğini gösterdi.
En yaygın soğuk algınlığı vakalarına yol açan “rhinovirus” virüsünün en az 99 türü var. Uzun süredir teorik olarak bir insanın birden fazla soğuk algınlığı virüsüne yakalanabileceği düşünülüyor. Ama yaygın soğuk algınlığı üzerine yapılan araştırmalar, bazı sürprizleri de ortaya çıkarıyor.
Çalışma yeniden birleşmenin, tipik soğuk algınlığı mevsiminde yeni türleri hızla ortaya çıkarabileceğini gösteriyor.
Elektronik dergi PLoS One’da bu yıl yayınlanan bir çalışmada da Çinli bilim adamları, soğuk algınlığı geçiren 64 çocuk üzerinde yaptıkları incelemede, “yeniden birleşme” ve “üçlü enfeksiyon” bulgularını ortaya çıkardı.
Çocuklarda bir tür soğuk algınlığı, grip ya da adenovirus türü solunum yolu virüsleri bulunuyordu. Ama rhinovirusun farklı türlerini sadece çok küçük bir kesim taşıyordu.
Ancak iki soğuk algınlığına yakalanmanın hastalığı uzatacağı veya daha ağır belirtilere yol açacağını gösteren hiçbir kanıt yok.
Gripte Antibiyotik Etkisiz Kalıyor
08 Aralık 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
->
Gereksiz yere ya da hekim tavsiyesi dışında kullanılan antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalarla enfekte olan hastaların yaşamını yitirebildiği bununla birlikte nezle, grip gibi hastalıklarda antibiyotik etkisiz kalıyor.
Gereksiz yere ya da hekim tavsiyesi dışında kullanılan antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalarla enfekte olan hastaların yaşamını yitirebildiği belirtildi.
Uzmanlar, antibiyotiklere karşı mikropların direnç kazanmaması için, hekim reçetesi olmadan bu tür ilaçların kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, ”Eğer gereken çaba gösterilmez ise dünyayı antibiyotik öncesi dönemde insanları tedavi etmede yaşanılan sıkıntılar bekliyor” uyarısında bulundu.
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Neşe Saltoğlu, 18 Kasım ”Antibiyotik Farkındalık Günü” dolayısıyla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin gereksiz yere tüketilmesinin toplum sağlığı için önemli bir tehdit olduğunu söyledi.
Gereksiz ve uygunsuz antibiyotik kullanımının, hem ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğine hem de antibiyotik direncinin ortaya çıkmasına neden olduğuna dikkati çeken Saltoğlu, ”Antibiyotik direncinin gelişmesi, antibiyotiklerin etkisiz hale gelmesi demektir. Bu ise hastalıkların tedavisi açısından çok ciddi bur durumdur. Dirençli mikroorganizmaların tüm dünyada yayılması ve antibiyotik yan etkilerinin görülmesi de cabasıdır” uyarısında bulundu.
Saltoğlu, antibiyotiklerin gerekmediği halde kullanılması ya da yetersiz, uygunsuz süre ve dozda alınmasının direnç gelişimine neden olduğunun altını çizerek, ”Antimikrobiyallere direnç, hem toplum kaynaklı hem de hastane enfeksiyonlarında giderek artan önemli bir sağlık sorunudur. Dirençli bakterilerle gelişen enfeksiyonlar, ciddi seyirli hasta oranlarının artması, tedavi başarısızlığı, hatta ölümle sonuçlanmaktadır” dedi.
Yeni bir antibiyotiğin geliştirilmesi ve kullanıma sunulmasının yaklaşık 10 yıl gibi bir zaman aldığını belirten Saltoğlu, ”Uygunsuz kullanımlar sonucunda ise antibiyotikler kısa bir süre sonra kullanılamaz hale geliyor. Günümüzde tüm antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalarla enfekte olan hastalar bu nedenle yaşamlarını kaybediyor. Eğer gereken çaba gösterilmez ise dünyayı antibiyotik öncesi dönemde insanları tedavi etmede yaşanılan sıkıntılar bekliyor” diye konuştu.
”NEZLE VE GRİPTE ANTİBİYOTİK KULLANIMI ETKİSİZ”
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Saltoğlu, nezle, grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisiz olduğu için antibiyotik kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, ”Bilindiği gibi üst solunum yolu enfeksiyonların çoğunu soğuk algınlığı, nezle ve grip adını verdiğimiz hastalıklar oluşturmaktadır. Tüm bu hastalıklarda etkenler virüsler olduğu için antibiyotik tedavisi gereksiz ve etkisizdir” şeklinde konuştu.
Saltoğlu, şu bilgileri verdi:
”Toplum kaynaklı enfeksiyonlarda giderek artan direnç sonuçları mevcuttur. Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci İzleme Çalışma Grupları sonuçları, önceki yıllarda bu sonuçları ortaya koymuştur ve direnç izleme çalışmalarını sürdürmektedir. Bunun dışında hastane enfeksiyonları izlemi ile ilgili çalışmalar ve Sağlık Bakanlığı Ulusal Hastane Enfeksiyonları Direnç İzlemi sonuçları da dirençli mikroorganizmaları ve bunlardaki antibiyotik direncini ortaya koymaktadır.”
”HEKİMLERE ANTİBİYOTİK BASKISI YAPILIYOR”
Prof. Dr. Saltoğlu, hasta ve hasta yakınlarının hekimlere antibiyotik yazması konusunda ısrarcı olduğunu belirterek, ”Hekime başvuran hasta sayısının yüksekliği, buna karşın zamanın kısıtlı olması, laboratuvar tanı koymada kimi zaman olanaksızlıklar, hastanın hekime antibiyotik yazması konusunda ısrarcı olması, mezuniyet sonrası eğitim programlarındaki konu ile ilgili bilgi eksiklikleri gibi pek çok faktör uygunsuz antibiyotik kullanımı ile ilgili sonuçlarda etkili olmaktadır” dedi.
Gereksiz antibiyotik kullanımının önemli bir nedeninin de hastanın hekime ulaşmadan çoğu kez eczaneye başvurarak antibiyotiği temin edebiliyor olmasından kaynaklandığını savunan Saltoğlu, ”Yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de reçetesiz antibiyotik kullanımı yasaklanmalıdır. Antibiyotikler ateş düşürücü ilaçlar değildir. Bir veya iki doz kullanılıp hemen kesilmeleri uygun değildir” diye konuştu.
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Neşe Saltoğlu, toplumun bu konuda bilgilendirilmesi, hastanın kendisine yazılan bir antibiyotiği neden kullanması gerektiğini sorgulayan bilince ulaştırılmasının uygunsuz kullanımı engelleyebileceğini sözlerine ekledi.
Dünya Sağlık Örgütü domuz gribi aşısı hakkında ne diyor?
18 Kasım 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) danışmanlık yapan Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu (SAGE) pandemi ile ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.
13 ülkeden 15 bilim adamının oluşturduğu ve domuz gribi olarak bilinen Influenza A (H1N1) virüsünün yol açtığı pandemiye karşı Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) danışmanlık yapan Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu (SAGE) pandemi ile ilgili son gelişmeleri değerlendirdi. Görüşlerini DSÖ’ye ileten grup, dünyadaki Influenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz gribi vakalarının çoğunluğunun ergenlik çağındaki gençlerden ve genç erişkinlerden oluştuğunu, çok genç yaştaki çocuklarda ise hastaneye yatış oranlarının yüksek olduğunu bildirdi. Uzmanlar ayrıca, pandemi aşılarının güvenliliğinin mevsimsel grip aşısından farklı olmadığını ve şimdiye kadar alışılmadık bir yan etkiye rastlanmadığını kaydettiler.
18 Kasım 2009, Farklı ülkelerden 15 uzmandan oluşan ve pandemiyle ilgili konularda Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bilimsel danışmanlık hizmeti veren Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu (SAGE) pandemi ile ilgili son verileri değerlendirerek görüşlerini DSÖ’ye sundu. Uzmanlar halen dünyadaki vakaların çoğunluğunun ergenlik çağındaki gençler ve genç yetişkinler olduğunu, 10 yaş ve üzerindeki adolesan ve yetişkinlere tek doz aşının yeterli olacağını ve pandemik aşıların yan etkiler bakımından mevsimsel grip aşıları kadar güvenli olduğunu bildirdiler.
En çok gençler etkileniyor
Tüm dünyada, Influenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz gribinden en çok ergenlik çağında olanlar ve genç erişkinler etkileniyor. Çok genç yaşlardaki çocuklar ise en yüksek hastaneye yatış oranına sahipler. Farklı ülkelerden alınan verilere göre, hastalığa yakalananların %1 ile % 10’u hastaneye yatış gerektiriyor. Hastaneye yatanların %10 ile %25’i yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınırken, bu vakaların %2 ile % 9’u ciddi ölümcül olabilecek sonuçlar doğuruyor.
Genel değerlendirmede hastaneye yatması gereken hastaların % 7 ile %10’unu hamileliğinin ikinci veya üçüncü üç aylık döneminde bulunan kadınlar oluşturuyor. Hastalığa yakalanan hamile kadınların yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmaları olasılığı, genel nüfustan hastalananlara oranla on misli daha yüksek.
Uzmanlar inaktive adjuvanlı ve/veya adjuvansız pandemi aşılarıyla ilgili olarak hamile hayvanlarda yapılan araştırmalarda doğurganlık, gebelik, embriyo ve fetusün gelişimini bozacak doğum ve doğum sonrası gelişimi etkileyecek herhangi bir etkiye rastlanmadığına dikkat çektiler. SAGE uzmanları, hamile kadınlarda pandemik gribin yaratacağı ciddi sonuçlar da dikkate alındığında, ruhsatlı herhangi bir aşının hamilelerde kullanılmasını önermektedirler.
Pandemi aşısının güvenliliği
Uzmanlar şimdiye kadar dünyada yapılan Influenza A (H1N1) aşısı uygulamalarında beklenmedik veya alışılmadık ciddi bir yan etkinin görülmediğine dikkat çekerek, görülen yan etkilerin de güvenli olduğu bilinen mevsimsel grip aşısının yan etkileri ile aynı olduğunu belirttiler.
SAGE uzmanları ayrıca mevsimsel grip (inaktive) ve pandemik grip aşılarının (inaktive) birlikte uygulanmasında herhangi bir sakınca olmadığını açıkladılar. Güvenlilik profili açısından da herhangi bir sakınca bulunmadığını, bu şekilde uygulanan aşılar sonrasında herhangi bir yan etki artışı gözlemlenmediğini ifade ettiler.
Grip İçin Alınabilecek Önlemler
05 Temmuz 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
Bazen öldürücü bile olabilen gripten korunmanın tek yolu aşı olmaktır. Uzmanlar grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yaptırılması gerektiğini söylüyorlar…
Yaz mevsiminin son günlerini yaşadığımızı şu dönemde, hava sıcaklıklarının değişmeye başlamasıyla birlikte artık grip de kapımızı çalmak üzere. Akut bir solunum sistemi hastalığı olan gribin bazı durumlarda ölümlere yol açtığını belirten uzmanlar, sağlıklı yaşam için mutlaka önlem alınmasını istiyor.
Kimler aşı olmalıdırlar
Grip; hasta kişilerin bulunduğu ortamda, hapşırma ve öksürme yoluyla ve virüs bulaşmış ellerle temas sırasında bulaşır. Virüsü alan kişiler hastalanmadan 2 gün öncesinden başlayarak 7 gün sonrasına kadar çevrelerine virüs yayarlar.
Risk grupları
Küçük çocuklar ve 65 yaş üstü kişiler
Şeker hastaları
Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar
Böbrek hastalığı
Organ nakli yapılmış hastalar
Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar
Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören-
Anne adayları (gebeliğin 3 ayından sonra) . 6 aylık veya daha büyük bebekler
Sağlık sorunları Olanlar
Grip belirtileri şnulardır:
Ateş, titreme
Baş sırt, kol ve bacaklarda ağrı. Boğaz ağrısı ve kuru öksürük.Halsizlik, iştah kaybı . Kas ve eklem ağrısı . Bulantı, gözlerde yanma, burun akıntı
Saglikliol.Net | Sağlıklı Yaşam
Grip ve Grip Aşısı Grip
15 Haziran 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
Grip ve Grip Aşısı Grip, her çalışan kişi için 3-7 gün arasında iş gücü kaybına neden oluyor. 20. yüzyılda, 25 milyon insanın ölümüne yol açan grip enfeksiyonundan korunmada, aşılanma en etkili yöntem olarak kabul ediliyor.
İnfuenza A, B ve C olarak adlandırılan virüslerin etkisiyle ortaya çıkan grip, sonbahar ve kış mevsiminde en sık görülen sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. İnfluenza A, hem insan hem hayvanlarda hastalık yapabilirken, influenza B ve C sadece insanlarda hastalığa neden oluyor. İnfluenza C enfeksiyonu daha hafif seyrediyor ve büyük salgınlara yol açmıyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki kişileri, kronik sağlık sorunları olanları ve çocukları etkileyen gripten korunması için risk grubundakilerin aşılanması öneriliyor. Araştırmalar, dünyadaki işe devamsızlıkların yüzde 10-12’sinden gribin sorumlu olduğunu gösteriyor.
Grip enfeksiyonu, yüksek ateş, adale ağrıları, kuru öksürük, baş ağrısı, titreme, üşüme hissi, gözlerde kızarma, hapşırmayla ortaya çıkmaktadır. Grip virüsü alındıktan sonra belirtilerin başlaması için virüsün kuluçka dönemi 1-5 gün sürüyor.
Yol açtığı sorunlar
Grip enfeksiyonunun dikkat edilmediğinde ciddi sorunları da birlikte getirdiğini unutmamak gerekiyor. Bronşit-zatürre, orta kulak iltihapları, akut sinüzit, solunum zorlukları gibi birçok hastalık grip enfeksiyonuna bağlı olarak gelişebiliyor. Grip mevsimlerinde ve salgınlar döneminde özellikle, erişkinlerde görülen enfeksiyonun uzaması durumlarında dikkatli olmak ve diğer virüs enfeksiyonlarıyla, atipik zatürre, enfeksiyöz mononükleoz gibi hastalıklarla karışmaması için tetkikler yapmaları gerekir. Kişilerin; uzun süren öksürük, ateş, kırıklık, baş ağrısı gibi durumlarda rasgele ilaç kullanmadan doktora gitmeleri gerekmektedir. Bazen sarılıksız seyreden bir enfeksiyöz hepatit hastalığı grip gibi başlayabilir. Boğazda şişlik, iltihaplanma ve yüksek ateşli durumlarda basit bir kan sayımı bile önemli ayırıcı tanı yardımcısıdır.
Hangi yollarla bulaşır?
Virüs, insandan insana öksürük ya da hapşırık sonrası havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşıyor. Damlacıklar havada 3 gün süreyle kalabiliyor. Örneğin bir odada gripli birisinin öksürmesi, aynı odaya 3 gün sonra giren birisini etkileyebilir. Bu yüzden hastalık son derece bulaşıcı özellik taşıyor ve büyük salgınlara yol açabiliyor. Kuzey yarım kürede Ekim ayının başından, Nisan ayının ortalarına kadar influenza virüsü görülüyor. En sık salgın yaptığı dönem Aralık ayı ortası ile Mart ayı başları olarak kabul ediliyor.
Kimler özellikle aşılanmalı?
İnfluenza virüsünün yol açtığı hastalıkların ve ölümlerin çoğu yıllık grip aşıları ile önlenebiliyor. Grip aşısı gripten korunmak isteyen herkese öneriliyor. Çünkü en hafif seyrinde bile grip ortalama 3-7 günlük bir iş gücü kaybına yol açabiliyor. 2000 yılında 50-65 yaş gurubu arasındaki insanlar da kuvvetle grip aşısı önerilen gruba dahil edildi. Çünkü bu kişilerin büyük çoğunluğunda onları grip komplikasyonları açısından yüksek risk grubuna sokan en az 1 kronik hastalık bulunuyor. Bunların dışında kronik akciğer, kalp ve böbrek hastaları, diyabetik hastalar, bağışıklık sistemi yetmezliği, ciddi anemisi olanlar, grip sezonunda gebeliğinin ilk 3 ayını bitirmiş olan kadınlar, huzur evlerinde, bakım evlerinde kalanların ve sağlık personelinin aşılanmasını öneriyoruz.
Grip aşısı yeterince koruyucu mu?
Grip aşısının etkinliği kişiden kişiye göre değişiyor. Genç erişkinlerde aşının hastalığı önleme oranının yüzde 70-90 arasında olduğu belirtiliyor. Yaşlılarda aşının hastaneye yatışları yüzde 70, ölüm oranını ise yüzde 85 oranında azalttığı biliniyor. Ancak birçok kişi, yeterince etkili olmadığını düşünerek aşı yaptırmaktan kaçınıyor. En sık neden, grip aşısı yapıldıktan sonra gribe benzer bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ortaya çıkmasıdır. Unutulmamalıdır ki, influenza virüsünun neden olduğu grip, toplam üst solunum yolu enfeksiyonlarının sadece yüzde 40’ını oluşturur. Oysa başka virüslere ve bakterilere bağlı olarak ortaya çıkan grip benzeri üst solunum yolu enfeksiyonları da vardır. Aşı bunlara karşı koruyucu değildir. Ancak çoğu zaman bu enfeksiyonların seyri gribe göre çok daha hafiftir. Grip aşısı yapılmış birisinde influenza virüsüne bağlı gerçek grip de ortaya çıkabilir. Grip virüsü antijenik yapısını değiştirebilen bir virüstür. Grip aşısındaki influenza virus suşları grip sezonundan 9-10 ay önce belirlenir. Eğer bu süre içinde virüsün antijenik yapısında değişiklik olursa aşının oluşturduğu antikorun virüse karşı koruyuculuğu azalır. Diğer tüm aşılar ya da ilaçlar gibi virüs aşısı da alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Ancak bu aşıya bağlı olarak bildirilen ciddi alerjik reaksiyonların oranı son derece düşük. En sık görülen yan etki enjeksiyon bölgesinde ağrıdır. Bu ağrı bazen 2 güne kadar uzayabilir. Ancak genellikle hafiftir ve kişinin günlük aktivitelerine engel olmaz. Nadiren çocuklarda aşı sonrası 6-12 saat kadar sürebilen ateş ve vücut ağrıları görülebilir. Grip aşısı 6 aydan büyük olan herkese güvenle yapılabilir.
Korunmak için neler yapılmalı?
Gribe neden olan influenza virüsü son derece bulaşıcı bir virüs olduğu için gripli kişilerden uzak durma, sağlıklı beslenme gibi basit önlemlerle önüne geçilmesinin mümkün değil. Hastalığı önlemek için aşılanma, antiviral ilaçlarla korunma ve hastalığın erken başlangıç döneminde antiviral ilaç kullanma yöntemleri arasında karşılaştırmalı çalışma yapılmış ve aşılanma en etkili yol olarak bulunmuştur. Bir başka konu da vitaminlerin koruyuculuğu. Sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde vitaminlere altından kalkabileceklerinden çok daha ağır misyonlar yükleniyor. Vitamin sözcüğünün kökeni vital amindir, yani protein yapısındaki yaşamsal maddeler. Ancak zaman göstermiştir ki, bu bileşikler ne amin yapısındadır ne de o kadar yaşamsal işlevleri vardır. Vitaminimiz eksik olmasın mutlaka, ancak vitaminlere güvenerek hem aşılanmayı hem de gerektiğinde ilaç kullanmayı aksatmayalım.

