Göz tansiyonu en fazla körlük yapan hastalık
09 Ocak 2010 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
->
Glokom yani göz tansiyonu hiçbir belirti vermeyen sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Ancak düzenli göz muayenesi sırasında yapılan ölçümler ile tespit edilebiliyor. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açıyor.
Glokom, halk adında bilinen ismiyle göz tansiyonu hayatın her döneminde görülebiliyor. Kısaca göz içi basıncının yükselmesiyle görme sinirinde oluşan tahribat olarak tanımlanıyor.
Glokom hastalığı hiçbir belirti vermiyor ancak düzenli göz muayenesi sırasında yapılan ölçümler ile tespit ediliyor. Bu nedenle de gözün sinsi hastalığı olarak nitelendiriliyor. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda ise körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açıyor.
Glokom dünyada en fazla körlük yapan ancak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Glokomda erken teşhis çok önemlidir. Çünkü glokom, erken dönemde tedavisi yapılabilen, geciktiğinde ise tedavisi mümkün olmayan bir göz rahatsızlığıdır.
Sinsi ilerleyen bu hastalık, hastaların yüzde 90ında hastanın herhangi bir şikâyeti olmadan ancak göz hekimi tarafından muayene sonucu ortaya çıkarılabilmektedir. Geriye kalan yüzde 10 glokom hastası şikâyeti nedeniyle göz hekimine başvurmaktadır.
Risk grupları
Genellikle 45 yaş sonrasında, ailesinde glokom hastalığı olanlarda, şeker hastalarında, yüksek miyopisi olan hastalarda, düzenli tedavi edilmeyen hipertansiyonlu hastalarda, uzun süre kortizon tedavisi altında olanlarda glokomun görülme riski daha yüksek olmaktadır.
Normal bir insanda gözün içindeki göz içi basıncının 10-20 mm Hg’dir. Ancak göz içi basıncı 20nin üzeri olan her hastada glokom olmayabilir. Örneğin; oküler hipertansiyon dediğimiz hastalar vardır ki, bunların göz içi basınçları 20nin üzerindedir. Ama göz sinirinde problem yoktur.
Yalnız bilinmelidir ki, oküler hipertansiyon hastalarının yüzde 25i daha sonra glokom hastalığına yakalanabilmektedir. Bu nedenle bu hastaların 6 ayda bir göz hekimine başvurmaları gerekmektedir.
Göz tansiyonu teşhisi ve tedavisi
Glokom hastalığının erken teşhisi, teknolojik imkânlar sayesinde günümüzde kolaylıkla yapılmaktadır. En etkili teşhis, normal yıllık göz muayeneleri sırasında göz içi basıncının ölçülmesi ile olmaktadır. Diğer teşhis yöntemleri arasında; göz dibi muayenesi, bilgisayarlı görme alanı, NFA ve TopSS yer almaktadır.
Tedavi; hastalığın teşhis edildiği andaki göz içi basıncı değeri ve görme sinirindeki hasar derecesine göre düzenlenir. Tedavinin esas amacı göz içi basıncını normal değerlerde tutarken, görme siniri ve dolayısıyla görme derecesini korumaktır. Glokomun bulunduğu devreye göre düzenlenecek tedavi sırasıyla; medikal tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavidir.
Aşırısı kurşun gözleri etkiliyor
09 Ocak 2010 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Yaşam boyunca, eski evlerdeki duvar boyaları, içme suyu ve diğer besin kaynaklarında bulunan ve fark etmeden tükettiğimiz kurşunun aşırı olması halinde, erkeklerde katarakt riskini artırdığı belirlendi.
“Kurşun maddesi ile ne ilgimiz olabilir ki?” diye düşünmeyin! Biz farkına varmasak da eski yapılar ve binalardaki duvarların boyalarında, eski metal maddelerin parlatılması ve kaplamalarında, içme suyu ve daha bazı besin kaynaklarında kurşun bulunuyor.
ABD’li bilim adamı Debra Schaumberg’in, Amerikan Tıp Derneği dergisinde yayınlanan araştırması kapsamında, 60 yaş ve üstü 795 kişinin, 1991-1999 yılları arasında kemiklerindeki kurşun miktarının ölçülmesiyle elde edilen verilerin incelendiği bildirildi.
Araştırma, yaşamları boyunca yüksek seviyede kurşuna maruz kalan erkeklerde katarakt riskinin, düşük seviyede maruz kalanlara oranla iki buçuk kat fazla olduğunu ortaya çıkardı.
Kemiklerde biriken kurşunun, düşük seviyelerde kan plazmasında dolaştığı belirtilen araştırmada, kurşunun katarakt oluşumunu tetiklemesinin nedeninin henüz kesinleştirilemediği kaydedildi.
Katarakt ameliyatı ve ameliyat sonrası sorunlar
22 Ağustos 2009 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
->
Katarakt, insan gözündeki lensin kesifleşmesi olup bunun sonucunda görme azalması ve hatta görme kaybı meydana gelir. Tedavisi yapılabilir bir hastalıktır ve tedavisi ancak cerrahi ile mümkün olmaktadır.
Kataraktın tedavisi için pek çok cerrahi yöntem tanımlanmış olmasına rağmen günümüzde sık kullanılan iki yöntem bulunmaktadır. Bunlar ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu ve fakoemulsifikasyondur.
Ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu
- Uygun saha temizliğini takiben ameliyat edilecek göz açıkta bırakılacak şekilde hastanın üzeri örtülür. Göz kapakları bir alet yardımı ile açık tutulur. Göz yüzeyini örten konjonktiva isimli zar korneanın üst kısmından kesilerek açılır ve aynı bölgeden yapılan derin kesi ile göz içerisine girilir. Lensin ön zarı yuvarlak veya düz olarak kesilir. Lensin çekirdeği göze bastırılarak doğurtulur. Geri kalan zar dışındaki lens artıkları emici aletlerle temizlenir.
- Torba şeklinde kalan lensin zarları arasına suni göz içi lensi yerleştirilir. Ön zarın orta kısmı önceden alınmamışsa yırtılarak alınır. Kesi yeri çok ince ipliklerle dikilerek ameliyata son verilir.
Fakoemulsifikasyon
Uygun saha temizliğini takiben ameliyat edilecek göz açıkta bırakılacak şekilde hastanın üzeri örtülür. Göz kapakları bir alet yardımı ile açık tutulur. Korneanın üst veya üst dış kısmından tünel tarzında küçük bir kesi yapılarak göz içine girilir.
- Fakoemulsifikasyon aleti elciği dışında aletler kullanabilmek amacıyla korneanın bir veya iki tarafına küçük delikler açılır. Yapılan kesilerden korneanın altına özel bir jel verilerek gözün şeklini koruması sağlanır.
- Lens ön zarı yuvarlak şekilde yırtılarak alınır.
- Lens ön zarı lens içeriğinden sıvı enjeksiyonu ile ayırt edilir.
- Fakoemulsifikasyon elciği gözün içine sokularak lensin çekirdeği yumuşatılır, parçalanır ve emilir.
- Fakoemulsifikasyon cihazının bir başka elciği ile kalan lens materyali temizlenir.
- Ameliyatın başında yapılan küçük kesiden özel aletler yardımı ile katlanan lens gözün içinde lensin zarlarının içine yerleştirilir. Lens bu esnada açılır. Kesi yerine herhangi bir dikiş konulmadan ameliyata son verilir.
- İkinci bir alternatif olarak kesi yeri biraz genişletilir ve küçük çaplı katlanmayan bir lens yerleştirilir. Bu durumda yine ya dikiş konulmadan ameliyata son verilir ya da bir adet dikiş konur.
Katarakt cerrahisi sonrası ortaya çıkabilecek sorunlar
Katarakt cerrahisi oldukça güvenli bir cerrahi olup sonuçları çok iyidir. Katarakt cerrahisinin meydana getirdiği sorunlar çeşitlilik itibariyle fazla olmakla birlikte görülme sıklığı azdır. Son yıllarda meydana gelen hızlı gelişmeler ve fakoemulsifikasyonun daha fazla uygulanması hasta memnuniyetini artırmıştır. Önemli olabilecek bazı sorunlar yine de görülebilmektedir.
Kornea bulanıklaşması
Özellikle birden fazla cerrahi geçirenlerde ve yaşlı kişilerde kornea arka tabakasının hasar görmesi neticesinde meydana gelir. Çoğunlukla kendiliğinden iyileşir. İyileşmediği ve görmeyi engellediği takdirde kornea nakli gerekebilir.
Gözlük ihtiyacı
Katarakt cerrahisine alınmadan önce bilgisayarlı cihazlarla göz içine yerleştirilmesi gereken lensin numarası belirlenebilir. Buna rağmen cerrahi sonrasında gözlük kullanmayı gerektiren bir kusur ortaya çıkabilir. Bunların başında astigmatizma gelir. Astigmatizma riski fakoemulsifikasyon yönteminde daha azdır.
Göz içi basınç yükselmesi
Ameliyat esnasında kullanılan ilaçlara bağlı olarak erken dönemde sık karşılaşılan bir problem olup ilaçlarla tedbir alınır. Sonra kendiliğinden düzelir. Geç dönemlerde de bu risk bulunduğu için hastaların belli aralıklarla muayeneden geçmesinde fayda vardır.
Gözde reaksiyon oluşması
Her gözde mutlaka reaksiyon olur. Ama bazı gözlerde daha fazla olur.
Göz içi lensi ilgili sorunlar
Göz içi lensler göze uyumlu maddelerden yapılırlar ve çoğunlukla bir sorun çıkarmazlar. Nadiren sorunlar olabilir.
Lens arka zarının kesifleşmesi
Lens ve ameliyat teknolojisinin ilerlemesiyle günümüzde daha nadir görülmektedir. Meydana geldiği takdirde lazerle, ameliyata gerek kalmadan giderilebilir.
Sinir tabakası ile ilgili sorunlar
Nadiren retina dekolmanı ve merkezi görme noktasında ödem oluşması gibi durumlarla karşılaşılabilir.
Enfeksiyon
Katarakt cerrahisi sonrası meydana gelen enfeksiyonlar çok ciddi seyredebilir ve gözün ya da görmenin kaybına kadar gidebilir. Genellikle gözde ağrı, kızarıklık, görme kaybı gibi belirtileri vardır. Derhal tedavi gerektiren bu durum nadiren görülür.
Katarakt cerrahisinin sonuçları
Fakoemulsifikasyon yapılan hastaların %90′dan fazlasında %60-70′in üzerinde görme elde edilmektedir. Ancak gözün sinir tabakası ile ilgili bir problem varsa bu sonucu elde etmek zordur. Katarakt cerrahisinden sonra yakın veya uzak gözlüğüne ihtiyaç duyulabilir.
Göz tansiyonu görme sinirlerini tahrip ediyor
22 Ağustos 2009 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Uzmanlar, göz tansiyonu yüksekliğinin görme sinirinin tahribine yol açan sinsi bir hastalık olduğunu belirtip, ailesinde göz tansiyonu olan kişilerin mutlaka düzenli göz muayenesi olması gerektiği bildiriyor.
Dünyada körlüğe neden olan en önemli ilk üç hastalık arasında gösterilen göz tansiyonu yüksekliğinin körlük oluştuktan sonra tedavisinin mümkün olamadığını vurgulayan İnönü Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selim Doğanay şöyle konuştu:
“Bu nedenle diğer adı glokom hastalığı olan bu hastalığın erken teşhis edilmesi göz sağlığı açısından hayatidir. Her yıl özellikle ailesinde göz tansiyonu olan kişiler, düzenli göz muayenesi olmalı.”
Glokom nedeniyle dünyada 3 milyon kişinin göremediğine dikkati çeken Doğanay, şunları kaydetti:
“Hastalık, zaman zaman bulanık görme, sabahları belirginleşen baş ağrıları, geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi, göz etrafında ağrı, bulantı kusma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
35 yaşın üzerinde, ailede göz tansiyonu yüksekliği olan, şeker hastası, kansızlığı bulunan, yüksek veya düşük vücut tansiyonu olan, yüksek miyop, yüksek hipermetrop ve migren hastalarında ortaya çıkma riski normalden daha yüksektir. Bunun için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli göz muayenelerini yaptırmaları gereklidir.”
Göz tansiyonu en fazla körlük yapan hastalık
22 Ağustos 2009 admin
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Glokom yani göz tansiyonu hiçbir belirti vermeyen sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Ancak düzenli göz muayenesi sırasında yapılan ölçümler ile tespit edilebiliyor. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açıyor.
Glokom, halk adında bilinen ismiyle göz tansiyonu hayatın her döneminde görülebiliyor. Kısaca göz içi basıncının yükselmesiyle görme sinirinde oluşan tahribat olarak tanımlanıyor.
Glokom hastalığı hiçbir belirti vermiyor ancak düzenli göz muayenesi sırasında yapılan ölçümler ile tespit ediliyor. Bu nedenle de gözün sinsi hastalığı olarak nitelendiriliyor. Zamanında teşhis edilip kontrol altına alınmadığı durumlarda ise körlüğe kadar varabilen görme kayıplarına yol açıyor.
Glokom dünyada en fazla körlük yapan ancak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Glokomda erken teşhis çok önemlidir. Çünkü glokom, erken dönemde tedavisi yapılabilen, geciktiğinde ise tedavisi mümkün olmayan bir göz rahatsızlığıdır.
Sinsi ilerleyen bu hastalık, hastaların yüzde 90ında hastanın herhangi bir şikâyeti olmadan ancak göz hekimi tarafından muayene sonucu ortaya çıkarılabilmektedir. Geriye kalan yüzde 10 glokom hastası şikâyeti nedeniyle göz hekimine başvurmaktadır.
Risk grupları
Genellikle 45 yaş sonrasında, ailesinde glokom hastalığı olanlarda, şeker hastalarında, yüksek miyopisi olan hastalarda, düzenli tedavi edilmeyen hipertansiyonlu hastalarda, uzun süre kortizon tedavisi altında olanlarda glokomun görülme riski daha yüksek olmaktadır.
Normal bir insanda gözün içindeki göz içi basıncının 10-20 mm Hg’dir. Ancak göz içi basıncı 20nin üzeri olan her hastada glokom olmayabilir. Örneğin; oküler hipertansiyon dediğimiz hastalar vardır ki, bunların göz içi basınçları 20nin üzerindedir. Ama göz sinirinde problem yoktur.
Yalnız bilinmelidir ki, oküler hipertansiyon hastalarının yüzde 25i daha sonra glokom hastalığına yakalanabilmektedir. Bu nedenle bu hastaların 6 ayda bir göz hekimine başvurmaları gerekmektedir.
Göz tansiyonu teşhisi ve tedavisi
Glokom hastalığının erken teşhisi, teknolojik imkânlar sayesinde günümüzde kolaylıkla yapılmaktadır. En etkili teşhis, normal yıllık göz muayeneleri sırasında göz içi basıncının ölçülmesi ile olmaktadır. Diğer teşhis yöntemleri arasında; göz dibi muayenesi, bilgisayarlı görme alanı, NFA ve TopSS yer almaktadır.
Tedavi; hastalığın teşhis edildiği andaki göz içi basıncı değeri ve görme sinirindeki hasar derecesine göre düzenlenir. Tedavinin esas amacı göz içi basıncını normal değerlerde tutarken, görme siniri ve dolayısıyla görme derecesini korumaktır. Glokomun bulunduğu devreye göre düzenlenecek tedavi sırasıyla; medikal tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavidir.

