Mol Gebeliği

Gebeliğin ilk aylarında görülen bir plasenta hastalığıdır (Trofoblastık hastalık) villuslarda damar gelişimi başlamaz. Embriyon taslağı olur ve mol tarafından yok edilir. Mol gebeliği adı verilen bu değişmeler, düşüklerin yarısına yakın bir bölümünü kapsar. Trofobiastlar gelişmesini durduramazsa daha ilerde Mol hydatıform gelişir. Bunun diğer mollerden farkı hücrelerin hormon salgılamaya devam etmesidir. Bu nedenle yapılan gebelik testleri, kuvvetli pozitif netice verir. Villuslar, saydam, parlak ve çeşitli büyüklükte üzüm salkımı tanelerini andırırlar. Adet gecikmelerinden bir müddet sonra gebelik belirtilerinin yanında hafif kanama, kırlı esmer bir akıntı ve kramp şeklinde ağrılardan şikâyet vardır. Yumurtalıklarda ıkı taraflı kistler yapar. Gebelik, ayına uy; mayacak şekilde buyuk olup, çocuk ki pırtıları ve kalp sesleri alınamaz.
Mol gebeliği vakalarında rahimin mutlaka boşaltılması gerekir. İlk zamanlarda fark edilirse vagınal yoldan, gecikirse ameliyat ile karından rahim boşaltılır. Aksi halde kanserleşme ihtimali vardır. Korionepitelyomaya dönüşebilir. Eğer hasta yaşlı ise ve daha çocuk istemiyorsa rahmin alınma­sında fayda vardır.

Gebelikte mantar hastalığı

25 Kasım 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Gebelerde vajina ve vajina girişi etrafında mantar enfeksiyonu oluşması normal kadınlara göre daha fazladır(20 kat daha fazla), bunda gebede oluşan hormonal değişikliklerin etkisi vardır.

En belirgin ve en sık özelliği kaşıntıdır, kaşınma ve enfeksiyon yüzünden vajen girişi kızarır ve şişer, akıntı olmayabilir, oluyorsa beyaz , süt kesiği tarzındadır.
NOT: Her beyaz ve kaşıntılı akıntı mantar değildir, bu yanlışa düşen gebe ve gebe olmayan bir çok hastamız kendi kendilerine bir takım mantar ilaları kullanıp var olan başka bir enfeksiyonu arttırıp ciddi sıkıntıya düşmektedirler.
-Hekiminize danışmadan kesinlikle kendi başınıza ilaç kullanmayınız.

Dış kısımlarda oluşan mantarlarda dışardan cilde uygulanan krem ve pomadlar ile şikayetlerin giderilmesi yada hafifletilmesi amacıyla gebeliğin erken haftalarında kullanılabilinir. Partner tedavisi mutlaka yapılmalıdır, yoksa eşinizden tekrar bu enfeksiyonu geri alabilirsiniz.

Vajina içine konulan fitillerin vajina duvarından emilmesi çok az düzeyde olsa da vajina içine uygulanan krem veya vajinal tablet uygulamalarından gebeliğin erken dönemlerinde kaçınılmalıdır.

Gebeliğin ilk 14 haftasından sonra doktor tavsiyesi ile mantar enfeksiyonunu tedavi amaçlı uygun vajinal fitil ve kremler ile ağızdan alınan ilaçlar ile tedavi mümkündür.

Korunmak için;
- sentetik iç çamaşırı kullanmamak, pamukluları tercih etmek,
- çok dar giyecekler giymemek,
- ıslak mayo veya çamaşırla oturmamak,
- vajinanın içini çok sık ve sabunla yıkamamaya özen göstermek,
- başkasına ait iç çamaşırı ve bu gibi şeylerin giymemek,
-çok fazla diyet şekeri veya tatlandırıcı kullanmamak gerekir.

Tedavi: tedavi hekimin muayenesinden sonra verdiği ilaçların düzenli kullanımı ile olacaktır, hekiminiz ayrıca size iç çamaşırlarınızı kaynatmanızı ve de sıcak ütü ile ütülemenizi de önerebilir.

Mantar enfeksiyonlarından nasıl korunmalı?

17 Eylül 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Mantar enfeksiyonları, kadınlarda en sık görülen rahatsızlıkların başında yer alıyor. Risk faktörleri; antibiyotik tedavisi, gebelik, doğum kontrol hapları, sentetik giysiler. Kadınlarda gelişen vajinal enfeksiyon (vajinit) etkenleri içinde en sık izole edilen mantar, Candida albicans’dır. Vakaların yaklaşık yüzde 10-15′inde Torulopsis glabrata gibi diğer Candida türleri de etken olabilir.

Kadınların yüzde 75′lik kısmı yaşam süresince en az bir kez vajinal mantar enfeksiyonu geçirirler. Kendi normal vajinal floralarında bulunan mantar hücreleri çeşitli nedenlerle aktif hale gelip vajinit tablosu oluştururlar. Çok nadiren cinsel temasla geçebildiği de görülmüştür. Havuz, deniz gibi dış ortamlardan bir bulaşma söz konusu değildir. Vajinal kandidiazis için risk faktörleri arasında; antibiyotik tedavisi, gebelik, şeker hastalığı, doğum kontrol hapları, rahim içi araç (spiral), HIV, kortikosteroidler, eksojen hormonlar, sentetik giysiler, şişmanlık, kronik servisit ve radyasyon vardır.

Bazı kadınlarda vajinal kandidiazisin neden seyrek, bazılarında neden sık olduğunu açıklamak için konakçı faktörleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Belirti ve bulgular arasında en sık geceleri şiddetlenen ve sıcak ile artan kaşıntı görülür. Dış genital organlarda ve idrar yaparken yanma vardır. Cinsel ilişki sırasında ağrı olabilir. Kötü kokulu olmayan, beyaz renkli, içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde parçacıklar gözlenen bir akıntısı olabilir. Bazen de ince bir akıntı tarzı vardır. Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik, vulva derisinde soyulma ve küçük kanamalar gözlenebilir.

Hastalık birkaç kez tekrarlayabilir
Vajinal mantar infeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay, hem de zordur. Tedavi ile birkaç gün içinde şikâyetler geriler. Hastaların yüzde 5-25′lik kısmında hastalık ileri dönemlerde tekrarlayabilir. Yılda en az dört kez aynı tablo tekrarlar ise rekürren kandidiazisten söz edilebilir.

Mantarın vajinadaki sağlam dokuda derinlere ilerlemesi ve sessiz kalarak ilaçlardan da etkilenmemesi buna neden olabilir. Tedavide hem sistemik, hem de lokal etkili ilaçlar kullanılır. Vajinal ovül (fitil) ve kremler, ağızdan alınan antifungal (antimantar) ajanlar uygun doz ve sürede kullanılır. Tekrarlayan enfeksiyonlarda eş tedavisi de önerilir.

Kişisel hijyende, vajinanın su ile yıkanmaması, nötr pH derecelerine sahip sıvı sabunlar kullanılması, sentetik giysiler giyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, dar giysilerden kaçınılması, havuz ve deniz sonrasında ıslak mayoların değiştirilmesi tedaviyi kolaylaştırır.

Aş ermek bebeği hastalıklardan koruyor

Hamile hanımlar, salgılanan hormonlarla kokuya hassas hale gelir. Bunun sonucunda bazı yemeklerden hoşlanmama, iğrenme söz konusu olur. Bu, aslında anneyi zararlı maddeler içeren besinlerden koruyan bir kalkandır. Yine bazı yiyecekleri canının çekmesi de vücudun ona ihtiyacı olduğu içindir.

Anne olanlar çektikleri, baba olanlar da şahit oldukları için pek çok insanın yaşadığı bu hâdiseyi çok iyi bilirler. Meselenin aslını bilmeyen bazıları; “Yine kim bilir ne yedin?” diye hanımını suçlar.

Hanımlar da kendi aralarında konuşurken; “Aman benim hamileliğim çok sıkıntılı oluyor.” diyerek tekrar çocuk sahibi olmak istemediklerini söylerler. Bazıları da kış ortasında karpuz, yazın portakal isteyerek etraflarındakileri seferber ettiklerinden söz ederler. Mide bulantısı, kusma veya belli gıdalara karşı aşırı isteklilik veya isteksizlik olarak bilinen, hamileliğin göstergesi olan belirtiler, halk arasında aş erme deyimi veya sabah hastalığı ile ifade edilmektedir.

Aş erme belirtileri genellikle hamileliğin ilk üç ayı içinde (7–12 haftalar arası) müşahede edilir. Aş ermenin klinik göstergesi olan bulantı ve kusmaların şiddeti, bünyeden bünyeye ve beslenme muhteviyatına bağlı olarak değişir. Hâmile kadınların çoğunda bulantı ve kusma şikâyetleri, hamileliğin dördüncü ayından itibaren kesilir. Çok az kadında bu şikâyetler dördüncü ve beşinci aya kadar uzayabilir.

Aş ermek hastalık değil

Sızıntı dergisinin mayıs sayısında Dr. Selim Aydın’ın imzasıyla yer alan yazıda son yıllarda yapılan araştırmaların aş ermeye Allah’ın birçok hikmetler yüklediğini belirtiyor. Çünkü aş ermek bir sıkıntı veya hastalık değil, tam aksine yavruyu koruyan bir fizyolojik kalkandır.

Aş ermeye ne sebep olur?

Hamileliğin başlangıcında artan ve anne ile yavru arasındaki alışveriş yolu olan plasentadan salınan östrojen, anne adayının koku alma duyusunun hassasiyetini artırır. Bu açıdan östrojen bakımından daha zengin olan hâmile kadınlar, ilk üç ayda erkeklere nazaran daha iyi koku alırlar. Östrojen ve progesteron hormonları ayrıca beyin sapındaki hassasiyeti artırarak kandaki çok az miktarda bulunan toksinlerin (zehirlerin) keşfedilmesini sağlar. Beynin bu bölgesi kanda bulunan toksinin farkına vardığında, bulantı ve kusma hislerini harekete geçirir.

Hamilelikte bulantı ve kusmayla karakteristik aş erme sendromunu yaşayan kadınların düşük yapma ihtimalinin çok düşük; aş erme sendromu yaşamayan hamilelerin ise, düşük yapma ve sakat bebek doğurma risklerinin oldukça yüksek olduğu da ortaya çıkarılmıştır.

Aş erme ile ilgili şikâyetlerin en yoğun olduğu dönem, aynı zamanda hamileliğin en kritik dönemidir. Gebeliğin bu ilk üç ayında, organlar oluştuğundan embriyonun kimyevî maddelere en fazla hassas olduğu süredir. Bu dönemde hayatî ve mucizevî bir değişiklik yaratılarak, annenin bağışıklık sistemi, embriyonu reddetmemesi için baskılanır. Bu sayede embriyon reddedilmeden rahimin duvarına ağacın toprağa kök salması gibi sıkıca yapıştırılır.

İmmün sistemin baskılanması yavru açısından çok önemli bir avantaj iken, anne için hastalık yapıcı mikroplara karşı açık ve hassas hale gelmesi bir dezavantajdır. Bağışıklık sisteminin baskılandığı bir dönemde hâmile annenin bozulmuş gıdaları ve potansiyel olarak parazit ve hastalık yapıcı mikroorganizmalar taşıyan gıdaları almaması için, annenin beyindeki koku ve tat reseptörleri (alıcılar) çok hassas hale getirilir.

Aş erme döneminde hâmile kadınların en fazla tiksindikleri ve canlarının çekmediği yiyeceklerin başında; et, balık, tavuk ve yumurta gibi gıdalar gelir. Bu gıdaların (modern hijyenik saklama ve gıda ambalajlama şartları hariç tutulursa) hastalık yapıcı mikroorganizmaları ve parazitleri taşıma ihtimali oldukça yüksektir. Aş erme; hastalık değil, anne ve çocuğa şefkat ve merhametin açık bir tecellisinin sahnelendiği fizyolojik uyum hâdisesidir.

Sperm ve yumurta hücreleri arasındaki ilişki

İngiltere’de yapılan araştırma, sperm ve yumurta hücreleri arasındaki kilit ve anahtar mekanizmayı çözdü. Uzmanlar, araştırma sonucunda gebeliğin gelişmesinin sadece yumurtaya bağlı olmadığına şahit oldu.

Bradford ve Leeds üniversitelerinden ortak bir ekibin yaptığı araştırmaya göre, gebelik gelişiminin tamamen yumurtaya bağlı olmadığı tespit edildi.

Yumurta, babanın genetik kodunu okuyor. Sperm ve doğurganlıkla ilgili yapılan keşif sayesinde kadınlara doğurganlık testi yapılmasına gerek kalmayacak.

Ayrıca tüp bebek tedavileri anlamsızca uzatılmayacak, daha acısız gerçekleşecek.

Leeds Üniversitesi’nden David Miller, “Bu araştırma spermlerin neden işe yaramadığının mantıklı bir açıklamasını sunacak” dedi.

Martin Brinkworth isimli uzman ise araştırmanın “Yumurta her şeydir” dogmasına karşı geldiğini söyledi.

Hamilelikte diş sağlığının önemi artıyor

Uzmanlar, hamilelerin diş eti iltihaplanmalarına yatkın olduğunu belirterek, anne olmayı planlayan kadınların gebe kalmadan önce mutlaka ağız ve diş kontrolünden geçmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Erhan Palamutçu, diş eti iltihaplanmalarının özellikle hamileleri normalden fazla oranda etkilediğini belirterek şu bilgileri verdi:

- Eğer dişler üzerinde biriken yiyecek artıkları tamamen temizlenmezse, ‘gingivitis’ adlı basit dişeti iltihabı gelişir. Diş etleri şişer, kırmızı ve kanamalı bir hal alır. Bunu engellemek için etkili fırçalama ve diş ipi gerekir.

İlk üç ay önemlidir

- Sık kusan gebelerde ağızdaki asit seviyesi yüksek olduğu için dişlerde aşınma ve çürüme oranı artar. Bu da yine iyi bakımla önlenebilir. Kusmadan hemen sonra ağzı bol su ile çalkalamak ve yarım saat sonra diş fırçalamak uygundur.

- Gebeliğin ilk üç ayı bebeğin oluşumunun başladığı ve en hızlı gerçekleştiği evrelerdir. Bu dönemde mecbur kalmadıkça diş uygulaması yaptırmaktan kaçınmak gerekir. Bu yüzden gebelik öncesi kontrolden geçmediyseniz bile ilk üç aylık dönemde mutlaka diş hekimine görünmeniz gerekir.

Ağrı bebeğe zarar

- İlk üç aylık dönemde oluşabilecek sorunlarda, daha çok geçici tedaviler uygulanıp, kalıcı tedaviler 3 ile 6 ay arasındaki döneme veya gebelik sonrasına bırakılır.

- Düşük, erken doğum riski, aşırı korku, panik gibi faktörlerin elenmesi ile her dönemde diş çekilebilir, dolgu yapılabilir, apse tedavi edilebilir. Çünkü ağrının yaptığı stres bebek için daha zararlı olabilir.

Gebelikte cinsel ilişki

10 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Gebelik kadın hayatını kökten etkileyen son derece değişik bir süreçtir. Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanısıra pekçok psikolojik değişiklik de ortaya çıkar. Hayatın her evresinde büyük önem taşıyan cinsellik ve cinsel yaşam çoğu zaman gebelikten olumsuz etkilenir. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında bu sürece uyum sağlama aşamalarında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Aslında cinsellik ve cinsel istek insanın içinde doğuştan var olan 5 içgüdüden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir. Gebeliğin fark edilmesi ile birlikte annelik içgüdüsü biraz daha baskın hale gelir. İlk gebeliğini yaşayanlar da dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin bebeğe zarar vereceği düşüncesi anne addayının cinsel isteklerini köreltebilir. Oysa ki normal seyreden bir gebelikte cinsel ilişkinin olumlu yada olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Halk arasında erken dönemde yaşanacak cinsel ilişkinin bebekte sakatlık ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikri hakim olmasına rağmen bunun hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Gebelik ilerledikçe ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime uyum sağladıkça cinsel istekde de bir artış görülebilir.Rahimin iyice büyümesi ile birlikte cinsel ilişki teknik olarak zor bir hal alır. Bu durum zaman zaman anne adayında ağrı ve acıya neden olabilir. Gebeliğin son dönemlerinde bu nedenle cinsel istekte yeniden azalma görülebilir.

Herşeyin normal olarak gittiği durumlarda son 4 haftaya kadar cinsel yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Son 4 haftada ise erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği düşüncesi ile ilişki önerilmez.

Daha önceden tekrarlayan düşük öyküsü olan veya erken doğum yapan kadınlarda ilk 2 ayda ilişki kısıtlanabilir. Yaşamakta olduğu gebeliğinde herhangi bir dönemde vajinal kanama olması durumunda ve düşük tehdidi, erken doğum tehtidi olan kadınlarda ilişki kesinlikle yasaklanır. Bu yasak tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak saptanana kadar devam eder.Erkekde veya kadında teşhis edilmiş genital enfeksiyon varlığında da enfeksiyon tedavisi tamamlanıncaya kadar yasak konmalıdır. Riskli gebelikler sınıfına giren plasenta previa durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiden kaçınmak gerekir.

Gebe kadın psikolojik korkular nedeni ile ilişkiden kaçınıyorsa bu durumu anlayışla karşılamak ve zorlamamak gerekir.

Gebelik için uygun cinsel ilişki

10 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

Uygun zaman
Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.
İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken “bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir” şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassasdır.

Uygun Şekil
Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükrük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH’ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

İlişki sonrası
Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

Vajina dışarıdan kulanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır.(Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez.İlşiki öncesi yapılan duş vajen pH’ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

Özet
Gebe kalmayı planladığızda 3 ay öncesinden korunmayı bırakın
Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun
Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin 48 saat boşalmamasının ideal olduğunu unutmayın
Sabah erken saatte ilişkide bulunun
Kayganlaştırıcı kullanmayın
Hiçbir zaman vajinal duş yapmayın
Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin
Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun
Su altında ilişkide bulunmayın

Kızlık Zarı Bozulmadan Gebelik Oluşabilir mi? – Kızlık Zarı

29 Haziran 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Evet. Gebelik oluşma sı için kızlık zarının bozulması şart değildir. Yukarıda anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.

Diğer bir yol da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır.

Spermler oldukça hareketli hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da iç genital sisteme geçerek gebeliği başlatabilirler.

Gebelik Nasıl Oluşur?

26 Haziran 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Erkek çocukta, spermler testisler de (erkek yumurtalıkları) ergenlik çağının başlangıcı ile üretilmeye başlar.

Tüm spermler başlangıçta testislerin bir bölümünde hareketsiz bir şekilde depolanırlar. Daha sonra testislerin alt bölümüne geçen bir grup sperm orada olgunlaşarak hareketlilik kazanır ve özel kanallardan geçerek, çeşitli sıvılarla karışıp, cinsel ilişki esnasında vajinaya boşaltılan ejekulatı, (meni) (sperm+sıvı bileşimini) oluştururlar.

Erişkin çağında insanoğlunun her cinsel birleşmesinde vajinaya ortalama 2-2.5 mililitre hacminde (mililitrede ortalama 70 milyon sperm bulunan) ejekülat boşalır.

Tek bir spermin kadın yumurta hücresini dölleyeceği göz önünde bulundurulursa, her cinsel ilişkide 100-150 milyon spermin vajinaya bırakılması, yumurta hücresinin döllenme şansını arttırmak için olduğu açıktır.

Spermlerin büyük bir kısmı ilişki sonrası vajinadan dışarı dökülür. Küçük bir kısmı spermlerin yaşaması için uygun ortam olan servikal kanala.(rahim ağzındaki kanal) girmeyi başarabilir(şekil). Bunların bir kısmı servikal (rahim ağzı) kanal girintilerine, bir kısmı da rahim boşluğundaki girintilere takılıp hedefe ulaşamazken, bir kısmı da yumurta hücresinin yanından geçerek karın boşluğuna dökülür.

Kadının yumurtlama gününe denk gelen cinsel ilişkide 100-150 milyon adet olarak yola çıkan spermlerden yalnız 200 tanesi yumurta hücresine ulaşmayı başarır. Bunlardan sadece bir tanesi bu engelli yarışmayı kazanıp kadının yumurta hücresinin içine girip döllenmeyi gerçekleştirir.

Döllenen yumurta tüpler yolu ile rahim içine gelip rahim içini döşeyen, gebelik için tüm hazırlıklarını yapmış tabakaya (endometriyum) yuvalanır.

Bu yuvalanma esnasında bazen lekelenme tarzında, bazen de bir adet kanamasını miktar ve süre olarak taklit eden vajinal kanama olur. Her yuvalanma işlemi esnasında vajinal kanama olması beklenmez. Bu kanama hastanın doktora yanlış son adet tarihi beyan etmesine neden olur. Bu olaya halk arasında üste/üstüne görme olarak denir.

Unutulmamalıdır ki her cinsel ilişki hamilelik ile sonlanmaz. Normal sağlıklı çiftlerin korunmadan cinsel birlikteliği ile gebe kalma şansları ilk ay %25, ilk altı ay içinde %60, on iki ayda %80 ve 18 ay gibi bir süre içinde %90 dır.

Sonraki Sayfa »