Doğum sonrası seks
31 Mayıs 2010 zifiri
Kategori: Cinsel Sağlık
->

• Doğum sonrasında özellikle emziren kadınlarda yüksek miktarlarda salgılanan prolaktin adlı süt hormonu, libidoyu yani cinsel isteği azaltıcı bir etkiye sahip. Bu yüzden doğum sonrası cinsellikten uzaklaşma yaşanabiliyor… Devamını oku
Menopoz hakkında doğru bilinen 11 yanlış
31 Mayıs 2010 zifiri
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri

Kadının hayatında bir dönüm noktası olsa da menopoz, her kadının yumurtlama fonksiyonunun sona ermesiyle birlikte yaşadığı doğal bir süreç. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mete Bostancı, menopoz hakkındaki yanlış bilgileri açıkladı. Devamını oku
Cinsel sağlıkta özel durumlar
04 Ocak 2010 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
->
Bu bölümde kısaca önemli olaylar ve hastalıklar üzerinde duracağız. Ameliyatlar cinsel organların işlevini etkileyebileceği gibi, kişide “sakatlanmışlık” duygusu da yaratabilir. Kalp krizi gibi ciddi hastalıklardan sonra cinsel ilişkinin ciddi yeni bir sorun yaratabileceği korkusu son derece engelleyici olabilir. Özgül sorunlarda uzmanla bu konuyu tartışmak ve daha ayrıntılı görüş almak mümkündür, ama vakaların çoğunda psikologlar ve danışmanlar da destek ve yardım sunabilir.
GEBELİK SIRASINDA CİNSELLİK
Kadınların çoğu gebelik sırasında libido değişiklikleri yaşar. Çeşitli araştırmaların sonuçları gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında cinsel ilgide azalma görülebildiğini, buna karşılık bazen ortadaki üç ayda libido artışı olabildiğini düşündürüyor.
Bunların sorumlusunun gebelik sırasında gerçekleşen büyük hormonal değişiklikler mi, yoksa sürecin zorunlu kıldığı sosyal ve duygusal uyum adımları mı olduğunu söylemek güçtür.
Geçmişte gebelik sırasında cinsel ilişkinin ve orgazmın fetüse zarar verebileceği düşünülüyor ve cinsel ilişkiden kaçınılıyordu. Yeni araştırmalar bunun çoğunlukla gerçekdışı olduğunu gösterdi. Bazen, geçmişteki gebeliklerinin belli aşamalarında sorunları olmuş bir kadına gebeliğin o aşamasında cinsel ilişkiden kaçınması önerilebilir. Örneğin daha önce gebeliğin ikinci üç aylık diliminde rahim boynunun açılması nedeniyle düşük yapmış bir kadına, sonraki gebeliğinde bu aşamada cinsel ilişkiden kaçınması söylenebilir.
Gebelikte, özellikle de gebeliğin sonlarına doğru cinsel ilişki teknik beceri ve biraz deneme sınama gerektirebilir! Yüz yüze birbirine sarılmak güç olabilir, bu yolu denemeyi boş verin. Kadının üstte olduğu pozisyon, arkadan girme ya da yan yana pozisyon türleri denenebilir. Oral seks ve birbirine mastürbasyon yapmak gibi başka iyi seçenekler de vardır.
Erkek gebeliğe eşlik eden vücut değişikliklerini çok uyarıcı bulabileceği gibi, bunlar engelleyici de olabilir. Özellikle vajina farklı, daha yumuşak ve daha nemlidir. Ayrıca vajina akıntısı daha fazladır. Gebelik genellikle çift için hem neşeli, hem de gerilimli bir dönemdir ve her iki eş de cinselliğe farklı anlarda farklı yaklaşabilir. Bol bol sarılarak, birbirini okşayarak ve cinsel birleşmeyle ya da cinsel birleşme olmaksızın birbirini rahatlatarak yakın bir temas içinde olmak her iki eşin de gereksinim duyacakları güveni sağlayabilir.
DOĞUMDAN SONRA CİNSELLİK
Araştırmalar kadınların çoğunun cinsel ilişkiye doğumdan 12 hafta sonra, üçte birinin de doğumdan altı hafta sonra başladıklarını gösteriyor. Doğumdan sonra cinselliğin kalitesi birçok faktörden etkilenir. Yeni anne baba rolü eşlerin ikisi için de yorucu ve dikkat dağıtıcı olabilir. Kadının vajinasında dikişler olabilir ve bazı kadınlarda bunlar cinsel ilişki sırasında ağrıya yol açarak sorun yaratmaya devam edebilir. Hatta zor bir doğum deneyimi vajinizme neden olabilir .
Vajinal doğumdan sonra vajina gevşeyebilir ve penisi yeterince sıkı sarmalamayabilir. Pelvis tabanı egzersizleri kadının vajinasının yeniden şekle girmesine yardım edecektir.
Emzirme de çiftin cinsel yaşamını etkileyebilir. Tam gün emzirme yorucudur, zaman aiır ve bölünen uykusuyla kadın cinsel ilişkiden haz alamayacak kadar yorgun olabilir. Emzirmenin kadında libido üzerindeki etkileri tartışmalı bir konudur. Emziren kadında hormon düzeyleri libidonun azalması gerektiğini gösteriyor, ama bazı kadınlar emzirmenin erotik bir deneyim olduğunu söylüyor. Eşlerinin emzirmesini gören erkekler farklı tepkiler veriyor ve bir kısmı bundan rahatsız oluyor.
Genelde çiftlerin çoğu doğum öncesine göre bu dönemde daha az seviştiklerini söylüyor.
AMELİYATTAN SONRA CİNSELLİK
Prostat ameliyatları
Orta yaşlı ve yaşlı erkeklerde prostat büyümesi yaygın bir şikâyettir ve çoğu zaman erkek bu bölgedeki herhangi bir ameliyatın iktidarsızlığa ya da sertleşme sorunlarına neden olacağını varsayar. En yaygın prostat ameliyatı yöntemi idrar yolu içinden yapılan TURP işlemidir (transü-retral prostat rezeksiyonu) ve iyi ellerde bu ameliyat vakaların yalnızca %5′inde sertleşme sorununa yol açar.
Öte yandan, prostat kanseri nedeniyle yapılan ameliyat ve radyoterapide erektil işlev bozukluğu riski yüksektir. Standart bir prostat ameliyatında (prostatektomi) erkeklerin yaklaşık %80′inde erektil sorunlar gelişir ve son araştırmalar radyoterapide de sonuçların benzer düzeyde olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, sinir koruyucu prostatektomi olarak adlandırılan bir teknikte hastaların %80′inde ameliyattan 18 ay sonra sertleşme yetisinin sürdüğü ya da yeniden kazanıldığı bildiriliyor.
Bazı merkezlerde sinir greftleri yerleştirme teknikleri de uygulanıyor ve sertleşmeyi korumada iyi sonuçlar alınıyor. Bununla birlikte, kanser tedavisinde gerekli ameliyat tipi kişiden kişiye değişir ve bazı durumlarda sertleşme sorunları kaçınılmaz olabilir.
Bununla birlikte, erkeklerin çoğu sertleşme ve orgazma ulaşma yetilerinde herhangi bir bozulma olmasa da, eskisi gibi meni çıkaramadıklarını fark ediyor. Bu durumda meni, idrar kesesine boşalıyor. Buna geriye doğru boşalma (retrograd ejakülasyon) adı veriliyor. Orgazmdan hemen sonra idrardan alınan spermlerle eşe suni döllenme yapılarak başarılı sonuçlar elde edilmekle birlikte, genellikle erkek bu durumda kısır kalabilir.
Ameliyatın nedeni prostat kanseriyse, östrojen tedavisi ya da erkek cinsel hormonu testesterona karşı ilaçların kullanılması ve testislerin çıkarılması gibi başka bazı yöntemlere başvurmak gerekebilir. Bunun nedeni prostat kanserinin gelişmek için testesterona ihtiyaç duymaşıdır. Bu gibi tedaviler sonunda libido azalması olasılığı yüksektir.
Histerektomi
Rahmin orgazm için önemli olup olmadığı tartışması henüz açıklığa kavuşmadı. Bazı çalışmalarda rahmin alınmasından (histerektomi) sonra kadında cinsel doyumun arttığı bildirilirken, bir bölümünde de azaldığı sonucuna varılıyor. Birçok kadın da herhangi bir değişiklik olmadığını bildiriyor.
Rahmin alınmasına her iki yumurtalığın alınması eşlik ettiyse, hormonal nedenlerle libido azalması görülebilir. Yumurtalıklar alınmamışsa, kadınların çoğu ameliyattan önce yaşadıkları sorunlardan (örneğin şiddetli, uzun süreli ve sancılı kanamalardan) kurtulup cinsel yaşamlarının yeni bir evresine girmekten mutlu oluyor.
Mastektomi
Göğüsleri alınan (mastektomi) kadınların üçte biri, hiç değilse geçici olarak cinsel nazlarının azaldığını belirtiyor. Mastektomi vücudun görüntüsünde sarsıcı bir değişikliğe neden oluyor ve bazı kadınlar cinsel olarak şekil bozukluğuna uğradıklarını ve artık çekici olmadıklarını düşünüyor. Ameliyattan sonra kadınlara memenin yeniden oluşturulması ve meme protezleri konusunda öneriler yapılabilir. Ayrıca eşlerin ve danışmanların, ameliyatın cinselliğe yansımaları olabileceği gerçeğini gözden kaçırmamaları gerekir.
Barsak Ameliyatları
Önemli bazı barsak ameliyatlarında barsağın ucu dışarı açılır; bu işleme, ince barsak söz konusuysa ileosto-mi, kalın barsak söz konusuysa ko-lostomi adı verilir. Barsak ağzına bir torba yerleştirilerek, barsak içeriği burada tutulur. Bu tür bir ameliyatın büyük psikolojik etkileri olabileceği ve kişinin cinsel işlevini etkileyebileceği açıktır.
Kaldı ki, bazı ameliyatlarda cinsel organlara giden sinirler de zarar görür ve bu nedenle de cinsel sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle rektumun (kalın barsağın son bölümü) alındığı ameliyatlarda bu daha sık görülür. Bu gibi vakalarda erkeklerin yaklaşık üçte birinde erektil sorunlar gelişir ve kadınların üçte biri nedbe (yara) dokusu oluşumu nedeniyle cinsel ilişki sırasında ağrı çeker. Bununla birlikte, ameliyattan birkaç yıl sonra cinsel işlevde düzelme olduğu da görülmüştür.
İleostomi ya da kolostomi geçirmiş kişiler yeni eşlerinin vücutlarındaki kusuru keşfedeceği, eski eşlerinin cinsel açıdan onları istemeyeceği, sevişme sırasında torbanın patlayacağı ya da hoş olmayan sesler ve kokular yayacağı endişesiyle dehşete düşebilir. Açıkçası, zamanla duruma uyum sağlanır ve yeni ya da eski eşlerin veya danışmanların konu ya duyarlı yaklaşması yardımcı olabilir. Birçok insan bu gibi ameliyatlardan sonra evlenerek çocuk sahibi olur. Kaldı ki, eşler her ikisinin de kabul edilebilir ve zevkli bulduğu yeni sevişme yöntemleri geliştirebilir.
KALP KRİZİNDEN SONRA CİNSELLİK
Cinsellik kalp krizinden sonra “normale geri dönüşün” bir parçası olarak görülmelidir. Kriz sonrasında önemli komplikasyonlar yoksa sevişmemek için hiçbir neden yoktur (ve zaten önemli sorunlar varsa kişi kendini kötü hissedeceği için cinsellik aklına gelmeyecektir). Cinsel ilişkide harcanan çabanın iki kat merdiven çıkarken harcanan çabaya eşit olduğu söyleniyor; bu mümkünse,rahat bir ortamda fazla atletik hareketler yapmadan sevişmek de mümkündür.
Seyrek olarak cinsel ilişki anjinayı tetikleyebilir. Bu nedenle önceden bir dilaltı tableti (gliseril trinitrat) ya da spreyi alınabilir. Bazen kalp krizinden sonra yüksek tansiyon tedavisi başlatılır. İdrar söktürücüler (diüretikler) ya da beta blokerler gibi bazı tansiyon ilaçları zaman zaman erekti! sorunlara ya da libido azalmasına neden olabilir. Bu olursa doktora başvurarak dozu ya da ilacı değiştirin.
İNMEDEN SONRA CİNSELLİK
Bir araştırmada inme geçiren erkek hastaların çoğunda inmeyi izleyen yedi hafta içinde cinsel istek ve sertleşmenin geri geldiği bildiriliyor. İnmeden sonra kişinin bir tarafında felç ya da kas zaafı kalabilir, dolayısıyla sevişme sırasında bunun dikkate alınması gerekir. Kalp krizinde olduğu gibi, bazen yeni ilaçlar cinsel işlevi etkiler; bu gibi durumlarda doktorla görüşmekte yarar vardır.
OMURİLİK YARALANMALARINDAN SONRA CİNSELLİK
Aktör Christopher Reeve boynundan aşağısının felçli kalmasına yol açan yaralanmadan yalnızca birkaç ay sonra libidosunun bütünüyle yerinde olduğunu ve bir gün yeniden baba olmayı umduğunu açıkladığı zaman hayli şaşkınlık yaratmıştı.
Gerçi her bireyin ayrı ele alınması gerekir, ama eldeki kanıtlar omurilik yaralanması geçiren ve felçli kalan birçok kadın ve erkeğin cinsel isteğinin normal olduğunu düşündürüyor. Bazı erkekler yaralanmadan sonra iktidarsız oluyor, ama çoğu olmayabiliyor. Boşalma sertleşmeden daha fazla etkileniyor. Cinsel organlarda herhangi bir his olmasa da, birçok paraplejik kişi yaralanma önce-sindekinden farklı olmakla birlikte, orgazm olabildiklerini anlatıyor.
Veriler kadınların bu durumdan daha az etkilendiğini düşündürüyor ve birçok kadın yeni yaşamlarına uyum yaparak haz alınan bir cinsel yaşama kavuşuyor. Kadınlarda doğurganlık genellikle etkilenmiyor ve âdet kanamaları eskisi gibi devam ediyor. Erkeklerde boşalma olup olmamasına bağlı olarak kısırlık görülebilir, ama bazen yapay döllenme bir seçenek olabilir.
Anestezi
27 Temmuz 2009 admin
Kategori: Genel sağlık
Anestezi doktoru, operatör gibi bir uzman mıdır ?
Evet. ikisi de tıp fakültelerinden mezun olmuş ve ihtisaslarını yapmış kimselerdir.
Ameliyatlarda anestezi yapanların doktor olmaları gerekli midir ?
İmkânlar oranınca evet. Anestezi uzmanı olan bir doktorun ameliyatta anestezi yapması tercih edilir. Anestezi günümüzde çok ilerlemiş olan bir ihtisastır ve bir anestezi uzmanının ameliyatta hazır bulunması ameliyatın başarılı olması için çok önemli bir korunma tedbiridir.
Bir anestezi uzmanının uzmanlık eğitimi neleri ihtiva eder ?
Bir doktorun bir anestezi uzmanı olabilmesi için asistanlık devresinden sonra resmî bir hastanede anestezi konusunda dört yıl bu branşta çalıştıktan sonra anestezi uzmanlık imtihanına girmesi ve başarı ile geçmesi gerekmektedir.
Doktor olmayan anestezistler hâlâ çalıştırılmakta mıdır ?
Evet. Bunun nedeni de hastanelerde yeterli sayıda uzman anestezist doktorların bulunmayışıdır.
Anestezist için neden ayrıca ücret ödenmektedir:
Çünkü o da ihtisas yapmış bir doktordur. Onun ameliyattan önce yapılan konsültasyonda ileri sürdüğü görüşler, anesteziyi kullanması ve anesteziden sonra hasta ile ilgilenmesi, ameliyatın başarısında büyük rol oynar. Ameliyat sonrası hastanın iyileşmesinde de yardımcı olur.
Çocuk doğumunda anestezist görevlendirilmesi yararlı mıdır ?
Evet. Onların bu durumlarda görevlendirilmesi doğumlarda ölümleri ve çocuğa ait komplikasyonları büyük ölçüde azaltabilmektedir.
Doğum hallerinde çok acı çekilmesi gerekli midir ?
Hayır. Modern anestezi metotlarıyla ancak doğum hallerinin başında çekilen hafif sancılar gereklidir. Bundan sonra gelecek sancılar ve çocuğun doğumu anneye hiçbir zarar getirmeden anestezi yoluyla önlenebilinir.
Çocuk sezaryen usulüyle dünyaya getirilecekse anestezi lüzumlu mudur ?
Evet. Sezaryen bir ameliyattır ve öteki bütün ameliyatlar gibi anesteziyi gerektirir.
Ameliyat öncesi «değerlendirmeye ilâç kullanma kararı» ne demektir ?
Anestezist hastanın geçmiş hayat durumunu ve ne gibi hastalıklar geçirmiş olduğunu gözden geçirir ve ne cins anestezi kullanacağını elde ettiği bilgilere göre kararlaştırır. Eğer anestezi uzmanı hastanın anesteziden ve ameliyattan sağlam çıkamayacağı kanaatine varırsa ameliyatın tehir edilmesini tavsiye eder. Anesteziden önce hastaya hastane odasında uyuşturucu ve yatıştırıcı ilâçlar verilir. Bu şekilde hasta, anestezi uygulanmasına alırlık derecesi artmış olur.
Anestezi indüksiyonunun anlamı nedir ?
Bunlar anestezinin başlangıç usulleridir. Bugün anestezi hiç heyecana veya korkuya kapılmadan yapılır. Önceden hastaya verilen ilâçlar ve damara yapılan enjeksiyonlarla hastanın uykuya dalmasının teminiyle anestezi hiçbir acı vermeden rahatça yapılabilmelidir.
En genel tip anesteziler hangileridir ?
a. Bugün en çok kullanılan anestezi sistemi solunum yoluyla yapılan anestezidir. Bununla beraber bugünkü anestezi uzmanlarının büyük çoğunluğu dengeli anestezi sistemi diye adlandırdık, lan bir sistemi kullanmaya başlamışlardır. Bu sistemde hastanın uyutulması için birçok değişik usullere başvurulmaktadır. Hastayı uyutmak için «penthotal» veya benzeri «İnnovar» ilâçlar damardan enjekte edilmektedir. Bundan sonra acıları önlemek için hastaya «diazot monoksit» (güldürücü gaz) ve oksijen verilmektedir. En sonunda, operatör teknik işlemlerine başlayabilmesi için adaleleri gevşetecek .ilâçları, damar yoluyla enjekte edilir. Ameliyat devam ederken de, gerektiği miktarda yukarıdaki ilâçlardan verilmesi sürdürülür. Bazı hallerde «diazot monoksit» e eter ilâve edilir. Başka durumlarda «diazot monoksit» yerine «Fluothane» kullanılabilinir. Eter, günümüzde artık fazla kullanılmamakla beraber, yine de çok kıymetli anestezik bir ilâç olarak uygulanmaktadır. Kullanıldığı zamanlar kana ciğerlerin yolu ile çekilmektedir. Oradan beyine giden eter, bir şuursuzluk hali meydana getirmektedir. Eter «açık damla» usulüyle veya özel makinelerle kullanılabilir. Bazı vakalarda ağızdan soluk borusunun üst kısmına solunum borusuna bir tüp yerleştirilmesi de gerekli olabilir. Bu yol anestezinin kontrolünü kolaylaştırır ve anestezinin tam olması için bir^ garanti teşkil eder. Ancak eterin patlama özelliği olduğundan, bu gibi patlamalara karşı emniyet tedbirlerinin önceden alınması gereklidir. , Fluothane (halothane), yanma ve patlama hassaları olmayan bir gazdır, son yıllarda büyük ölçüde kullanılmaya başlanmıştır. Solukla, içeriye çekilen anesteziler arasında en güçlü anestezi maddesi olarak kabul edilen bu gazın en büyük mahzuru bazı hastaların karaciğerlerine zararlı olabilmesidir. Son yıllara kadar çok az kullanılmış olan başka bir solukla içeriye alman anestezi gazı, «siklopropan» dır. Bu gaz her zaman fazla miktarda oksijen ile birlikte birçok vakalarda da daha uzun bir anestezi temini için başka ilâçlarla birlikte kullanılmaktadır. Bu gazın da tek mahzurlu yanı patlayıcı olmasıdır.
b. Bele, omurilik sıvısına iğne ile yapılan anestezi. Bu tip anestezi genellikle belden aşağısında yapılacak bir ameliyatta kullanılmaktadır. Omurga kemiği kanalına «Novocaine» veya buna benzer bir ilâç enjekte edilerek yapılır. Bu tür anestezi yalnız ameliyat edilecek kısmı uyuşturur ve ameliyat olan hasta uyanık kalır. Günümüzde omurga kemiğine yapılan anestezi, çoğunlukla başka damara yapılan enjeksiyonla birlikte yapılır ve bunlar sayesinde hasta ameliyat sırasında hafif bir uykuya dalar,
c. Epidural ve caudal (kuyruk sokumu) anestezi. Bu tip anesteziler omurilik anestezisinin benzeridirler ve vücudun muhtelif kısımlarını uyuştururlar. Bu tür anestezilerin omurilik anestezisinden farkları omurga kanalının içine değil de dışına yapılmalarıdır.
d. Lokal veya bölgesel anestezi. Lokal anestezide çoğunlukla «Novolaine» kullanılır ve bu anestezi türü vücudun muhtelif yerlerine tesir eden sinirlere enjeksiyon yoluyle yapılır. Bu usul anestezinin tesir süresi kısa olduğundan bu karakteristiği önlemek için daha uzun bir sancı giderme süresi verebilecek başka sistemler geliştirilmiştir. Bunlar «Xylocaine», «Carbocaine» ve «Nesacaine»dir. Ancak bu ilâçlarla anestezi süresini uzatmak mümkündür. Bunların bazılarının toksik tesirler yaptıklarından kullanmalarda çok ihtiyatlı olunması gerekmektedir. Lokal veya bölgesel anestezilerin tesir süresini uzatabilmek için çok kez enjeksiyondan önce anestezi karışımına az bir miktar adrenalin ilâve etme usulü kullanılmaktadır. Adrenalin kan damarlarının büzülmesine yol açtığından kanda absorbe olan anesteziyi azaltmakla ameliyat yapılacak yerden uzaklaşmasını önlemektedir.
e. Damardan yapılan anestezi. Damara enjekte edilen ve baygınlık veren birçok ilâç mevcuttur. Bu yolda kullanılan ilâçlar çoğunlukla «Penthothal»dır. Bunların fonksiyonları hastayı uyutmak (narkoz)tır.,Sancıyı önleyecek nitelikleri olmadığı için bunlar ameliyattaki anestezide tek başına kullanılmazlar. Bu sebeple bunlar asıl anesteziye yardımcı olarak kullanılırlar ve hasta uyutulduktan sonra anestezik durumun devamının temini için diazot monoksit «Fluothane» gibi ilâçların kullanılması gerekmektedir. Bazı vakalarda «Siklopropan» da kullanılabilir. Bu gibi anestezilerde anestezist, damardan verilen ilâçları daima azar azar vermeye dikkat eder. Çünkü bunlar nefes alma gibi bazı hayatî fonksiyonları, zorlayarak zayıflatabilir.
f. Mevizî anestezi. Bu tür anestezi ağız, burun, göz gibi organlarda kullanılır. Bu anestezi bir pamuklu aplikatör veya sprey kullanmakla yapılır. Başka kullanılan bir usul de, gereken yere göz damlalığı ile ilâcın damlatılmasıdır. Mevzii anestezide kullanılan ilâçlar genellikle kokain ve pontokain’dir. Bunların da devam süresi kullanılan solüsyona biraz adrenalin katılmasıyla elde edilebilir.
Anestezi verilirken hangi gazlar kullanılır ?
Diazot monoksit, siklopropan halothane veya etilen.
Gazların rahatsız edici kokuları var mıdır ?
Hayır.
Ameliyata başlanmadan önce hasta muhakkak surette uykuya dalmış olacak mıdır ?
Evet. Anestezi tam etkisini göstermeden ameliyata başlanılmaz.
Bir hastanın kendi anestezisini seçmesi doğru bir hareket midir ?
Hayır. Yapılacak ameliyata göre operatör ve anestezist hangi anestezinin kullanılmasının gerekli olduğunu çok daha iyi kestirecek durumdadırlar.
Ameliyat olmakta olan hastalar anestezinin tesiri altındayken önemli sırları istemeseler de açıklayabilirler mi ?
Hayır. Bu çok yaygın, fakat tamamen asılsız bir inançtır.
Ameliyat tamamlanmadan anestezinin tesiri geçtiği vaki olmuşmudur ?
Hayır. Anestezist her zaman anestezinin ilâve gerektiğini bilir ve gerek duyunca ameliyat sırasında anesteziyi artırır.
Ameliyat tamamlandıktan sonra anestezi tesirinin bitmesi ne kadar sürer ?
Bu büyük ölçüde verilmiş olan anestezinin miktarına ve cinsine bağlıdır. Omuriliğe yapılan anesteziler genellikle ameliyatın bitiminden bir ilâ üç saat arasında tesirini kaybeder. Genel anestezi ameliyat bitiminden birkaç dakika sonra tesirini kaybedebilir; fakat bazı zamanlarda bu birkaç saat da sürebilir.
En emniyetli anestezi türü hangisidir ?
Günümüzde uzman anestezistlerin yapacağı her tür anestezi emniyetlidir. Anestezide kazaların sayısı o kadar azdır ki, bugün ameliyatlarda ancak çok küçük bir problem olarak kabul edilmektedir.
Bir tip anestezi ötekinden daha emniyetli olarak kabul edilebilir mi ?
Bunun için kesin bir şart yoktur. Kullanılacak anestezi, yapılacak ameliyata, ameliyatı yapacak doktora Ve ameliyat olacak hastaya, vs. bağlıdır. Hastanın ameliyatında yapılacak anesteziyi seçmesini anesteziste bırakması her zaman tavsiye olunur.
Anesteziden komplikasyonlar en iyi hangi, şekilde önlenebilir ?
Bütün ameliyat boyunca hastanın gerektiği miktarda oksijen alması teinin edilmesi ve hastanın akciğerlerine dışarıdan gereken havanın girmesini garanti etmekle. Bu ölçüler ameliyat boyunca uzman doktor-anestezistler tarafından kontrol edilip gerekenler yapılır.
Bir anestezinin uzaması ne dereceye kadar emniyetlidir ?
Gerekli miktarda hastaya oksijen verildiği müddetçe, anestezinin bazen on veya on iki saate kadar uzamasında hiçbir tehlike yoktur. Günümüzde her alanda yapılan yeni tür operasyonlarda hastaların saatlerce anestezi altında kalmaları gerekmektedir.
Soluk borusu içinde (endotrachea) anestezi ne demektir ?
Bu tür anestezide ağızdan veya burundan bir tüp doğrudan doğruya soluk borusu içerisine yerleştirilmekte ve anestezi solunum yoluyla verilmektedir. Bu, solunum anestezisinde en emniyetli sistemdir. Çünkü bu metotla nefes alma en etkili şekilde kontrol altında tutulabilmektedir.
Omuriliğe yapılan anestezilerden sonra genellikle baş ağrıları meydana gelir mi ?
Omurilikten anestezi olan hastaların yaklaşık yirmi kişiden birinde anestezi sonrası baş ağrıları meydana gelmektedir. Bunlara şimdi bazı önleyici tedbirlerle engel olunmaktadır.
Omurilik anestezisinden sonra meydana gelen baş ağrılarının devam süresi ne kadardır ?
Bunlar ortalama iki veya üç gün sürer.
Omurilik anestezisinden sonra gelen baş ağrıları nasıl tedavi edilir ?
a. Çok miktarda su alınmalı. Günde sekiz on bardak kadar.
b. Aspirin gibi ağrı kesen ilâçlar alınmalı.
c. Omurga kanalında su miktarını artırmak için gereken enjeksiyonlar yapılmalı.
Büyüklerde olduğu gibi bebeklere ve çocuklara da anestezi verilir mi ?
Evet. Çocuklar ve bebeklerin anesteziye tahammülleri çok iyidir.
Ameliyat esnasında hastanın genel durumundan anestezist mi sorumludur ?
Evet. Ameliyat süresince anestezist yalnız nefes almasını değil, nabzını, kalbin çalışmasını ve tansiyonunu kontrol altında tutar.
Aşağıda ameliyatlar için genellikle kullanılan anestezilerin listesi bulunmaktadır.
Beyin => Genel veya bazen lokal, damardan yapılan enjeksiyonlarla. Bazı hallerde bunlar yapılmamaktadır.
Göz => Genel, mevziî veya sinirleri tıkama yoluyla yapılan anestezi.
Kemik => Genel, omurilik veya kısmen sinirleri tıkama yoluyla yapılan anestezi.
Ağız => Lokal veya kısmen sinirleri tıkama yoluyla.
Bademcik => Çocuklarda genel. Büyüklerde lokal veya genel.
Tiroid => Genel. Çok kez solunum borusuna yerleştirilen tüp yoluyla. Az vakalarda kısmen veya lokal.
Göğüs => Genel anestezi. Çok az vakalarda lokal anestezi kullanılabilir.
Kalp ve akciğerler => Soluk borusundan yerleştirilen tüp yoluyla genel.
Karma ait organlar => Hastanın rahatsızlığının özelliğine göre genel veya omurilik anestezisi. Omurilik anestezisine başvurulduğu zamanlarda genellikle hastanın anesteziden önce uyutulması için damardan verilen uyutucu ilâçlar kullanılır.
Böbrekler, mesane ve prostat => Genel veya omurilik anestezisi.
Rektum, anus (makat) ye tenasül organları => Genel, omurilik veya kuyruk kesiminden yapılan (caudal) anestezi. Çok kez önceden uyutmak için damardan enjeksiyonlar gerekli olabilir.
Üst uçlar => Genel, lokal veya bölgesel sinir tıkayıcı anesteziler.
Alt uçlar => Genel, omurilik, lokal veya kısmî anestezi.
Anestezist operatöre çok kez gereken öğütleri verir ve anestezi altında olan hastanın durumu hakkında gerekli bilgileri ulaştırır.
Bir hasta, önceki bir ameliyatta anesteziye karşı olumsuz bir tepki göstermişse bu her anestezide olumsuz tepki göstereceğine delâlet eder mi ?
Hayır. Son yıllarda anestezi dalında o kadar büyük ilerlemeler kaydedilmiştir ki bu gibi tekerrürlerin meydana gelmesine imkân yoktur.
Hasta daha önceki bir anestezide olumsuz tepkiler göstermiş olduğunu anestezist’e bildirmeli mi ?
Evet. Anestezi doktoruna bundan önceki bir ameliyatta veya anestezide göstermiş olduğu olumsuz tepkiler hakkında geniş bilgi vermesi her zaman faydalıdır.
Ameliyattan önce yemek yediğini hasta anesteziste bildirmeli midir ?
Evet. Hastanın anesteziye boş, midede gelmesi çok önemlidir. Eğer hasta ameliyattan önce yemek yemişle bunu anesteziste bildirmesi şarttır.
Vajinal duş
14 Temmuz 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
Vajinal duş nedir ?
Vajinal duş, vajinal akıntı ya da diğer materyali mekanik olarak temizlemek için vajina içini basınçlı su ya da başka bir sıvı ile yıkamak anlamına gelir. Öte yandan vajinal duş için kullanılan çeşitli parfümlü materyal ya da ilaç da mevcuttur.
Kadınlar neden vajinal duş yaparlar ?
Adet kanaması sonrası vajinada kalan kanı temizlemek için
Cinsel ilişki sonrası hamile kalmamak ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunmak için (vajinal duş be gebelikten korur ne de cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar)
Vajial kokuları azaltmak için. Vajina bölgesinde kötü koku olan kadınlar mutlaka jinekologlarını ziyaret etmelidirler. Vajinal duş durumu düzeltmek yerine daha da kötüleşmesine neden olur.
Bazı kadınlar düzenli olarak vajinal duş yapmadıkları taktirde kendilerini temiz hissetmezler.
Kronik vajinal mantar enfeksiyonu, ya da kronik bakteriyel enfeksiyon varlığında tıbbi olarak içerisinde bazı özel solüsyonlar ile vajinal temizlik önerebilirler. Bu amaçla yapılacak olan vajinal duş yalnızca doktorunuzun önerisiyle ve onun reçete edeceği solüsyonlar ile yapılmalıdır.
Vajinal duş sağlıklı mıdır ?
Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı vardır: HAYIR
Özellikle gebelikten korunmak için vajinal duş uygulaması son derece etkisiz bir yöntemdir. American Journal of Public Health dergisinde yer alan bir araştırmaya göre vajinal duş bir kadının hamile kalma olasılığını sadece %30 oranında azaltmaktadır.
Düzenli yapılan vajinal duş kadının vajinadaki kimyasal dengesini bozarak enfeksiyonlara eğilimli hale gelmesine neden olur. Duş sırasında yeni mikroorganizmaların vajinaya girişine neden olunabilir. Bu mikroplar rahim ağzı, rahim ve tüplere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler. Yapılan araştırmalar düzenli vajinal duş yapan kadınlarda bakteriyel vajinozis başta olmak üzere çeşitli vajinal enfeksiyonlarla cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha fazla rastlanıldığını ortaya koymaktadır.
Daha ciddi bir komplikasyon ise pelvik iltihabi hastalıktır (PID). Düzenli olarak avjinal duş yapan kadınlarda pelvik iltihabi hastalık geçirme riski %78 daha fazladır. PID uzun dönemde kısırlık ve hatta tedavi edilmediği taktirde hayati tehlikeye neden olabilen bir durumdur.
Bu nedenle rutin temizlik için düzenli vajial duş yapılması sağlıklı değildir ve günümüzde kesinlikle önerilmemektedir. Vajinayı temizlemenin tek güvenli ve sağlıklı yolu vajinanın kendi kendini temizlemesine izin vermektir. Vajinadaki kimyasal denge çok hassastır ve bu dengedeki küçük sapmalar ciddi olumsuz etkilere neden olabilmektedir.
Vajina kendi kendini nasıl temizler ?
Vajina kendi mukus salgısı ile kendi kendini doğal olarak temizleme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle ilişki sonrası, tuvaletten sonra ya da yıkanırken vajina içini yıkamamaya özen gösterin. Dış bölgeleri temizlemek için ılık su ve parfümsüz beyaz sabun kullanabilirsiniz. Doktorunuz önermedikçe kadın hijyenine yönelik sabun, sprey, pudra türü maddelerin kullanımı yeterli bir vajinal temizlik için gerekli değildir. Üstelik bu tür maddeler vajinada irritasyon ve alerjik reaksiyona neden olabilir.
Aşağıdaki durumların varlığında jinekoloğunuzla görüşmelisiniz:
Vajinada ağrı
Vajinada yanma hissi
Vajinada kaşınma
Vajinadan kötü koku gelmesi
İdrar yaparken yanma
Normal akıntıdan daha farklı türde ve renkte içinde peynir kesiği ya da kireç benzeri parça içeren akıntı
Muayeneye gitmeden önce asla vajinal temizlik yapmayınız. Bu tür bir temizlik vajinal akıntıyı uzaklaştırarak jinekoloğunuzun tanıya ulaşmasını güçleştirir.
Vajinal duş bir doğum kontrol yöntemi değildir ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.
Orgazm
11 Temmuz 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
Orgazm tamamı ile beyin ve vücudun birarada hareket etmesi ile ilişkili bir olaydır.
İnsan beyni seksüel uyarıları duyu organları vasıtası ile alır, işler ve öğrenilmiş tecrübelerin ışığında gövdenin cevap vermesini sağlar. Beyindeki seksüel uyarı görme (partneri çıplak olarak görme), dokunma, işitme (partnerin sesini duyma), koku gibi duyusal faktörler veya düşünce (seksüel fantazi) ile başlayabilir. beyin ve vücut seksüel uyarılmayı ayrı ayrı başarabilmelerine rağmen orgazm ancak bulnarın birarada hareket etmeleri ile gerçekleşebilir. Kadınlarda sadece düşünce yolu ile hiçbir fiziksel temas olmadan orgazm yaşanabilir ancak bu durumda da beeynin ürettiği orgazmı vücüt yaşamaktadır. Doğum esnasında bile bu uyarıların bulumasına rağmen orgazmın olmaması bu hadisenin zihinsel yönünü işaret etmekte ve daha ziyade öğrenilmiş bir fonksiyon olduğunu düşündürmektedir.Orgazm bazı yazarlara göre sadece cinsel bir zevk değil gebeliğin oluşmasında etkin rol oynayan bir faktördür. Bu yazarlara göre rahim kasılmaları spermlerin tubalara daha kolay ulaşmasını sağlar.
Kadında orgazm 4 aşamada incelenir.
1.Uyarılma fazı: Seksüle uyarılmanın ilk belirtisi memelere ve genital organlara giden kan miktarında artma ve göllenmedir.Bu göllenme vajinal dokuların arasına sıvı sızmasına ve bu sayede vajinal sekresyonda artış ve ıslanmaya neden olur.Benzer şekilde meme uçları biriken kana bağlı olarak belirginleşir.Rahim yukarıya doğru çekilir, büyük dudaklar şişer ve açılır, klitoris kabarır.
Bu safhada olan olayların özetine bakacak olursak
10-30 saniye içinde vajinada ıslaklık başlar
Vajinanın alt kısmı genişler
Rahim ağzı ve rahim yukarı doğru çekilir
Labialar düzleşir ve araları açılır
Küçük dudaklar büyür
Klitoris büyür
Meme uçları kasların kasılması sonucu dikleşir
Memelerin boyutları büyür.
2.Plato fazı: Bu faz esnasında vajinanın dış 1/3 kısmındaki kan göllenmesi nedeni ile vajinanın şekli değişir buna orgazmik platform adı verilir. Rahim iyice yukarıya doğru çekilir. Klitoris daha da belirginleşir ve büyük dudakların rengi koyulaşır.
Bu fazda olan olaylar
Cinsel arzularda artış iyice belirginleşir
Kan birikimine bağlı olarak vajinanın dış kısmı iyice şişer.
Vajen üst kısmı balonlaşır ve vajinada hafif bir ağrı olur.
Eğer uzun sürerse vajinal ıslaklık azalabilir.
Klitoris iyice şişer.
Küçük dudaklar normalin 2-3 katı büyür.
Dudakların açılması ile vajina girişi daha belirgin hale gelir
Küçük dudakların rengi koyulaşır.
Memelerin uç kısmındaki areola adı verilen koyu renkli alan belirginleşir.
Emzirmemiş kadınlarda meme boyu %25 artar. Emzirenlerde bu artış olmayabilir
%50-70 kadında ateş basması olur
Kalp hızı artar.
Bacaklarda ve kalçalarda kasılmalar olur.
Kadının vücudu tam bir cinsel birleşmeye hazırdır.
3.Orgazmik faz: Kadın orgazmının en kısa süren fazıdır.Rahim, vajina ve anüsde eş zamanlı, ritmik düzenli kasılmalar olur.Bu kasılmalar 0.8-1 saniye aralıklarla gerçekleşir. Kadında bir orgazm esnasında bu türden 3-15 kasılma olur.
Orgazmik fazda yukarıda belirtildiği gibi kasılmalar olur
Ateş basması tüm vücuda yayılır
Vücutta buluna hemen hemen bütün kaslar kasılır
Orgazm esnasında kişinin beyin dalgalarında değişimler görülür
Ürethradan (mesanenin dışa açıldığı yer) sıvı salgısı olur.Bazı yazarlar bunu kadının boşalması olarak tanımlar
Kadının yüz kasları da kasılır ve sanci acı duyarmış gibi bir görüntü yaratır.
Orgazmın tam zirve noktasında kadın vücudu kaskatı kesilir.
4.Çözülme fazı: Önceki fazlarda gerçekleşen değişimlerin normale dönme sürecidir.
Eğer seksüel uyarı devam ederse kadın daha fazla sayıda orgazm yaşayabilir
Vajina normal dinlenme halindeki durumuna döner
Memeler, büyük ve küçük dudaklar ile rahim normal renk, boyut ve pozosiyonuna döner
Klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı bir hal alır.
Ateş basması kaybolur
Hızlı soluk alıpverme ve terleme görülür
Kalp hala daha hızlıdır
Kadınlar erkeklerden farklı olarak cinsel uyarı devam ettiği sürece ard arda orgazm olabilirler. Oysa erkeğin yeniden orgazm olabilmesi için yaklaşık 30 dakikalık bir süreye ihtiyacı vardır.
Orgazm olmamasına anorgazmi adı verilir. Bu durum anksiyeteye yol açar ve sonuçta kişinin kendi kendine olan saygısı yitirmesi ve depresyon ile sonuçlanabilir. saf orgazmik disfonksiyon kadınlard nadir olarak görülür. Her ilişkide orgazm yaşanacak diye bir kural yoktur.Zaman zaman orgazm olmaması son derece normal bir durumdur. Orgazm olmaması ile breber cinsel isteksizlik ve disparonia olması önemlidir. Eğer kişi partneri ile orgazm yaşayamıyor ise bu o kişiye karşı olan ilgi kaybından dolayı olabilir. Bu tür kişiler genelde başka bir partner veya mastürbasyon ile orgazma ulaşabilirler.
Orgazm bozuklukları 3 kategori altında incelenebilir:
1. Rastgele (Random) anorgazmi: Zaman zaman orgazm yaşanamaması
2. Koital anorgazmi : Cinsel birleşmede orgazm olmaması ancak mastürbasyon vb. gibi yöntemler ile orgazma ulaşılması
3. Erken orgazm: Kadınlarda çok nadir olarak görülür. Bu pekçok kadın için yakınılacak bir durum değildir. Çünkü kadınlar erkeklerden farklı olarak arka arkaya pekçok kez orgazm olabilirler.
Orgazm bozukluklarının %5′den daha azında altta yatan organik bir sebep bulunabilir. En sık karşımıza çıkan sebepler diabet, alkolizm, nörolojik bozukluklar ve nörolojik ilaç kullanımıdır.Psikolojik etkenler ise travma, problemli bir çocukluk geçirilmiş olması, düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmamaması, ergenliğe geçiş döneminde problemli ve travmatik cinsel deneyimlerin yaşanması ve cinsel kimlik çatışmaları sayılabilir.
Peki orgazm kadının mutluluğu için gerekli midir?
Özellikle ülkemizde milyonlarca kadın orgazmın ne olduğunu dahi bilmeden mutlu bir şekilde yaşamaktadır.Ancak eğer orgazmı yaşasalardı hayatları muhtamelen daha keyifli olacaktı. Orgazm normal bir vücut fonksiyonudur. Eğer kadın orgazm yaşamıyorsa ilişki sonrası kendini huzursuz hissedebilir. Çünkü pelvik organlarda toplanan kan rahatsızlık yaratabilir.Bazı yayınlarda orgazm yaşamadan cinsel ilişkiyi bitiren kadınlarda bel ve sırt ağrılarının görüldüğü bildirilmektedir.
Özellikle son zamanlarda gerek görsel gerekse yazılı basında konu ile ilgili haberlerin yer alması orgazmı bilmeyen kadınların aklını karıştırmaktadır. Sürekli duyduğu bu olayı yaşayamamanın getirdiği stres nedeni ile pekçok çiftin cinsel hayatları zedelemekte ve sonuçta olumsuz olaylar görülebilmektedir. Bu nedenle pekçok kadın orgazm olmasa bile orgazm taklidi yaparak partnerini kandırma yoluna gitmekte bu da olayı bir kısır döngüye sokmaktadır.
Orgazm problemi yaşayan kadınların bunu gurur meselesi yapmadan ilgili merkez ve kişilere müracaat etmeleri hem kendilerini hem de partnerlerini memnun edecek sonuçlar doğurabilecektir.
Aids nedir ve nasıl bulaşır ?
06 Temmuz 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
HIV kelimesinin açılımı Human Immunodeficiency Virüs’tür (İnsanların Bağışıklık Sisteminin Çökmesine Neden Olan Virüs). Bu ifade, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilen bir virüs anlamına gelmektedir. Bağışıklık sisteminiz normalde, sizi bakteri ve virüs gibi mikroplardan korur. HIV, vücut sıvıları yoluyla bulaşır. HIV virüsü taşıyan birisiyle korunmadan seks yaparsanız veya aynı iğneyi paylaşırsanız HIV virüsü size de bulaşır. Ya da HIV virüsü taşıyan bir anne HIV’i bebeğine bulaştırabilir.
HIV nedir ?
HIV, AIDS’e yol açan virüstür. HIV, Human Immunodeficiency Virus (Bağışıklık Sisteminin Çökmesine Neden Olan Virüs) kelimelerinin kısaltmasıdır.
HIV virüsü taşıyan insanlar “HIV pozitif” veya “HIV enfeksiyonlu” olarak adlandırılır.
HIV virüsü, bağışıklık sisteminize zarar vererek sizi hasta eder. Bağışıklık sistemi vücudunuzu mikroplardan korur. Bağışıklık sisteminiz çalışmadığında, mikroplar sizi daha kolay hasta edebilir.
Ancak, hasta görünmeyebilir veya hissetmeyebilirsiniz. HIV virüsü taşıdığınızı bile bilmeyebilirsiniz.
AIDS nedir ?
AIDS, HIV virüsü bağışıklık sisteminizi zayıf hale getirdikten sonra ortaya çıkan hastalıktır. AIDS, Acquired Immunodeficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) kelimelerinin kısaltmasıdır.
AIDS hastası insanlar, bağışıklık sistemi güçlü olan insanları etkilemeyen mikroplar nedeniyle kötü enfeksiyonlara yakalanırlar. AIDS hastası olmadan yıllar önce HIV virüsü almış olabilirsiniz.
HIV virüsü nasıl bulaşır ?
HIV virüsü iki temel yolla bulaşır.
Seks
HIV vücudunuza HIV virüsü taşıyan birisinin kanı, spermi veya vajinal akıntıları yoluyla bulaşır. Bu durum, vajinal, anal veya oral seks sırasında gerçekleşebilir.
Lateksten yapılmış bir prezervatif kullanarak HIV virüsünden korunabilirsiniz. Doğum kontrol hapları ve lateks olmayan prezervatifler, sizi HIV virüsünden koruyamaz.
HIV virüsü hem bir erkekten hem de bir kadından bulaşabilir. Herhangi bir cinsel hastalığınız varsa HIV virüsünün size bulaşma ihtimali daha yüksektir.
İlaçlar
HIV virüsü taşıyan birisiyle kirli bir iğneyi paylaşırsanız, virüs bulaşabilir. Dövme ve vücuda piercing yaptırma işlemlerinde kullanılan iğneler, temiz değilse HIV bulaştırabilir.
HIV virüsünden korunma yolları
1) Cinsel ilişki sırasında lateksli prezevatif kullanmak.
2) Başkasının kullandığı iğne vb. kana değen maddeleri kullanmak.Vücuda yapılan dövme ve piercing gibi işlemlerde kullanılan iğneler temiz değil ise hiv virüsüne yakalanma riskiniz artar.
- Hiv virüsü öpüşmekle,tuvaletlerden,aynı havayı solumak,tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, deriye dokunma, okşama, kucaklama,yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, duş, çeşme musluğu, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması ile hiv virüsü bulaşmaz
HIV kadınlara nasıl bulaşır
Bir Erkekle Seks %36
İğne Paylaşımı %14
Sebebi Bilinmiyor %50
HIV ile ilgili Uyarı İşaretleri
Bazı HIV virüsü belirtileri şunlardır :
1-Öksürme, ishal, kilo kaybı, gece terlemesi, yorgunluk hissi
2-İlginç renkli veya kokulu bir vajina akıntısı
3-Yinelenen veya kalıcı vajina enfeksiyonları
4-Vajinada veya vajina çevresindeki yara veya acı
5-Adet dönemlerinde ani bir değişim
6-Adet dönemleri arasında karın ağrısı
7-Seks sırasındaki olağandışı acı veya ağrı
8-Dilinizde veya ağzınızın içinde beyaz noktalar veya yaralar
HIV testi yaptırma
Aşağıdaki durumlar sizin için geçerliyse HIV testi yaptırmalısınız:
İğneleri paylaşıyorsanız
Eşiniz ilaç kullanmışsa veya kullanıyorsa
Vücudunuzda herhangi bir HIV belirtisi varsa
Prezervatif kullanmadan seks yaptıysanız da test
yaptırmalısınız. Test yaptırmak basit ve kolaydır. Test sonucunda virüs taşıyıp taşımadığınızı öğrenebilirsiniz. Ancak, virüsün bağışıklık sisteminize ne kadar zarar verdiğini öğrenemezsiniz.
Nasıl test yaptırabilirim
Bazı yerlerde, adınızı vermeniz gerekmez, testin sonuçları yalnızca size bildirilecektir.
Diğer yerlerde, sonuçlar sağlık yetkilinize veya danışmanınıza da bildirilir. Ancak, sağlık yetkilileri genellikle siz izin vermedikçe sonuçları başkasına vermezler.
Tedavi olma
HIV için herhangi bir tedavi bulunmamaktadır. HIV virüsü taşıyan binlerce kişide yapılan çalışmalar, kombinasyon tedavisinin, insanların daha iyi hissetmesine ve daha uzun yaşamasına yardımcı olabildiğini göstermiştir.
Bir doktorla, hemşireyle veya danışmanla konuşun. Tedavi seçenekleri hakkında size daha fazla bilgi verebilir.
Gereken Cevapları Alma
Bugün, birçok yerde AIDS testi yaptırabilir ve AIDS konusundaki sorularınıza yanıt alabilirsiniz:
Sağlık bakanlığına bağlı birimlerde veya yerel sağlık kuruluşlarında
Devlet kliniklerinde
Özel doktorlarda
Özel laboratuarlarda
Birçok devlet kliniğinde
test işlemi ücretsiz olarak veya çok az bir ücretle gerçekleştirilmektedir. Ayrıca, doktorunuz da HIV testi yapabilir ve sonuçları verebilir. Evde test yaptığınız takdirde sonuçlar için danışabileceğiniz yerler bulunmaktadır.
Hamile olan veya hamile kalmayı planlayan kadınlar için daha fazla bilgi verilebilir.
HIV virüsüyle nasıl savaşabilirsiniz ?
HIV virüsü taşıdığınızı bir kere öğrendikten sonra, sağlık uzmanlarıyla birlikte hareket etmeniz her zaman çok önemlidir. Nasıl yürüdüğünü biliyorsanız, tedavinize devam etmek her zaman daha kolaydır. Virüs nasıl çoğalıyor? İlaçlar, virüsle savaşmanıza nasıl yardım ediyor? Virüsünüzün ve ilaç tedavinizin ne durumda olduğunu daha iyi anlamanıza yardımcı olmak için bu soruların cevapları verilmiştir.
HIV de dahil olmak üzere virüsler, kendi kendilerini kopyalayamazlar, çoğalamazlar.Varlığını sürdürmek için HIV virüsünün vücudunuzdaki sağlıklı bir hücreyi işgal etmesi gerekmektedir
HIV virüsü, CD4 hücrelerini işgal etmeye eğilimlidir. CD4 hücreleri vücudun bağışıklık sisteminin sizi hasta edebilecek mikrop ve virüslere karşı korumasına yardımcı olan özel hücrelerdir
SIK SORULAN SORULAR:
Ben HIV (+) Bir Kişiyim. Bu AIDS Hastası Olduğum Anlamına mı Geliyor?
“HIV (+)” test sonuçları, sizin AIDS’e neden olan virusla (HIV) enfekte olduğunuz anlamına geliyor. CD4+ T hücre sayınız 200hücre/mm3′ün altına düştüğünde ve/veya AIDS ile ilişkili bir hastalık (fırsatçı enfeksiyonlar ve Kaposi Sarkomu gibi) gelişirse HIV AIDS hastalığına doğru ilerler.
CD4+ T hücre sayısı ne demektir?
CD4+ T hücre sayısı kişinin ölçülen CD4+ T hücre miktarı demektir. HIV kişinin bu hücrelerini enfekte eder ve çoğalmak (kendi kopyasını yapar) için bu hücreleri kullanır. Bu hücreler zarar gördükçe kişinin bağışıklık sistemi zayıflar ve kişi fırsatçı enfeksiyonlara (bakteriyel, viral, parazit ve mantar gibi) daha çabuk yakalanır.
Viral yük nedir ?
Viral yük insanın kanında bulunan virus (HIV) miktarıdır. Yüksek miktarda viral yükü olan olan kişi, düşük viral yükü olan kişiden daha çabuk AIDS geliştirir.
CD4+ T hücresi nedir ?
CD4+T hücrelerine, akyuvarlar, T yardımcı hücreleri de denilmektedir. İnsan bağışıklık sisteminde diğer hücrelerle birlikte hastalıklara karşı savaşırlar. HIV, çoğalmak için bu hücreleri kullanır. Sağlıklı bir kimsede CD4+T hücre sayısı 800-1200/mm3 kadardır.
Hangi testler yapılabilir ?
Türkiye’de kan ve kan ürünlerini toplayan ve saklayan merkezlerde (Kan Bankaları-Kızılay Kan Merkezi gibi) alınan her kan bağışında, HIV, Hepatit-B ve Hepatit-C virus antikorları veya antijenleri açısından tarama yapılması kanunen gereklidir.
Nerelerde bakılabilir ?
Tanı ELISA yöntemiyle konur. ELISA virusun bulaşmasından sonra 10-12 haftada sonuç verebilir.
HIV tedavisine başlamadan önce doktorunuz tam bir hikaye almalı, fizik muayene yapmalı ve kan testlerini istemelidir. Bu testler tam kan sayımı, viral yük testi ve CD4+ T hücre sayımını içerir. Ayrıca enfeksiyonlar için gerekli diğer testler (sifiliz, tüberkülin deri testi, toksoplazma antikor testi ve kadınlar için jinekolojik Pap Smear testi) yapılmalıdır. Viral Yük testi ve CD4+ T hücre ölçme testi, HIV tedavisine başlamadan önce mutlaka yapılmalıdır.
Nasıl bir doktora gitmeliyim ?HIV tedavisi kompleks bir tedavi olduğundan doktorunuzda HIV ve AIDS tedavisi konusunda uzman olmalıdır. Tedaviniz hakkında karar verirken yakından çalışabileceğiniz birine ihtiyacınız olur ve bu yüzden kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir kişi olmalıdır. Bu HIV tedavisinin yararları ve riskleri hakkında herşeyi rahatlıkla sorabilmeniz için önemlidir. Ayrıca Türkiye ‘de AIDS tanı ve tedavisi hakkında sizi yönlendirebilecek ve yardımcı olabilecek merkezler bulunmaktadır.
Erkekte cinsel birleşme sırasında ağrı
04 Temmuz 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
Erkekte cinsel birleşme sırasında duyulan ağrının hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır; psikolojik sorunlar ağrı yerine sertleşme güçlüğüne yol açar. Ağrının yaygın nedenleri şunlardır.
Yaralar
Sert ve uzun süreli ilişkilerde penis üzerinde yaralar oluşur.Enfeksiyon bu yaraların ağrımasına yol açar.
Sünnet derisi darlığı
Sünnet olmamış erkekler bazen sünnet derisini geriye çekmekte zorlanır ve sertleşmeyle bu alan dar gelir ve ağrı verir. Sünnet derisinin arkasındaki alanın temizliği de zor olabilir ve bunun sonucunda gelişen bir enfeksiyon ağrıyı daha da artırır. Bu sorun sık sık yaşanıyorsa sünnet düşünülmelidir.
Sünnet derisi darlığına bağlı seyrek görülen bir komplikasyon da parafimozistir; bu durumda erkek sertleşmeden sonra sünnet derisini geriye çekemez. Sünnet derisi dar bir bant gibi penisi sararak şişmeye ve ağrıya neden olur. Bu durumda derhal bir acil servise başvurulmalıdır; ihmal edilirse bu durum kalıcı hasara yol açabilir.
Enfeksiyonlar ve deri reaksiyonları
Herpes enfeksiyonu penis üzerinde ağrılı, kaşıntılı kabarcıklara neden olur; birkaç gün sonra bu kabarcıklar patlar ve kabuk bağlar. Genital siğiller deri üzerindeki küçük karnabaharlara benzer.
Özellikle eşlerinde mantar olan erkeklerde de zaman zaman mantar (kandida) gelişebilir ve penis başında tahriş, kızartı, bazen de şişmeye neden olur. Sünnet derisinin altında kalın beyaz bir akıntı toplanabilir.
Belsoğukluğu ve etkeni belirlenemeyen (non-spesifik) üretrit idrar yolunda yanma ve akıntıya yol açtığı gibi idrar yaparken ve boşalma sırasında ağrıya da neden olur. Bu enfeksiyonlardan birinden kuşkulanılırsa, hastaneye ya da ürologa başvurularak tam bir kontrolden geçilmelidir.
Bazı erkeklerde sıradan prezervatiflerde kullanılan lastiğe ya da kayganlaştırıcıya karşı alerji vardır. Günümüzde büyük firmalar hipoalerjik prezervatifler de üretiyor. Ayrıca masaj yağı, banyo köpüğü, duş jeli ya da sabun da deri reaksiyonlarına neden olabilir.
Seyrek rastlanan nedenler
Sertleşince penisin bükülmesine neden olan doğumsal bozukluklar da ağrıya neden olabilir. Peyronie hastalığı adı verilen bir durumda penisin gövdesi boyunca bağ dokusu gelişmiştir ve asimetrik ağrılı sertleşmeye yol açmaktadır. Bu sorun birkaç ayda ya da birkaç yılda kendiliğinden düzelebilir, ama cinsel birleşme mümkün değilse yardım istenmelidir. Bu tarz durumlarda bir ürologa danışmak gerekir
Bazı erkeklerde boşalma sonrasında penis başında öylesine yoğun bir duyarlılaşma gelişir ki erkek boşalmaktan korkar. Bazı genç erkeklerde de torbaların kasılmasını sağlayan kremaster kası fazla çalışır ve cinsel ilişki sırasında spazm tarzında ağrıya neden olabilir. Boşalmadan uzun süre uyarılmış kalma da kasıklarda zonklayıcı ağrı yapabilir.
Priapizm penisteki sertleşmenin saatlerce geçmemesi ve ağrıya neden olmasıdır. Kalıcı hasar gelişebileceği için, derhal acil servise başvurulmalıdır.
Ergenlik ve cinsellik
02 Temmuz 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
Erotik düşünceler, cinsellikle ilgili bütün konulara derin bir ilgi, vücutla ilgili yoğun endişeler, davranışlar konusunda kafa karışıklığı (başkalarının davranışlarıyla karşılaştırma) ve anne-babanın uyarılarıyla vücudun dürtüleri arasında köşeye sıkışmışlık duygusu: ergenlik çağında cinsellik çok heyecan verici olabileceği gibi, erişkinlerdeki gibi suçluluk, kaygı ve karmaşık sorunlarla da dolu olabilir. Bununla birlikte, cinselliğin istenmeyen sonuçları olan cinsel enfeksiyonların ve gebeliğin ergen üzerindeki etkileri erişkinde-kinden çok daha hırpalayıcıdır.
Günümüzde gençler anne-babalarının gençlik dönemleriyle karşılaştırıldığında daha özgürmüş gibi görünüyor, ama cinsel olarak kendilerini kanıtlamaya zorlayan çevre baskısı ergenliği daha da sersemletici bir deneyime dönüştürüyor. Günümüzde ergenler arasında ilk cinsel deneyim yaşı giderek düşüyor ve istenmeyen gebelik oranı artıyor. İngiltere’de ergenlerde gebelik oranı yaklaşık 100 000 iken, yakın zamanda yapılan bir araştırma erkeklerin %50’sinin, kadınların ise üçte ikisinin cinsel ilişkiye çok erken başladığı inancında olduğunu gösteriyor.
Birçok ergen cinsel ilişki için henüz çok erken olduğunu düşünebilir; ancak kafaları mastürbasyon, âdet kanamaları, gece boşalmaları ve kendi cinsel yönelimlerine ilişkin sorunlarla meşguldür. Ergenin çevresindeki erişkinler de bazen birbiriyle çelişen tavsiyelerde bulunarak, ergenin kafasının daha da karışmasına neden olabiliyor. Türkiye’de ergenlik çağındaki gençlerin bütün bu konularda güvenilir kaynaklardan önyargısız ve açık yanıtlar elde etme olanakları son derece sınırlı olmakla birlikte, son yıllarda bu doğrultuda bazı adımlar atılmaya başlandı.
MASTÜRBASYON
Kendi kendini tatmin ya da mastürbasyon (kişinin haz almak ve orgazma ulaşmak amacıyla kendi cinsel organlarını okşaması) ergenlik çağındaki erkek çocuklarda doğal sayılıp, geniş kabul görüyor, ama ergenlik çağındaki çok sayıda genç kız da mastürbasyon yapıyor ve erişkinlik çağında da buna devam ediyor. Ergenlerde mastürbasyon cinsel haz-ları ve boşalmayı kendi başına güvenli bir yoldan keşfetmeye olanak veren yararlı bir yöntemdir ve sonraki cinsel aktivitelerde ön sevişme sırasında kişinin nelerden hoşlandığını anlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin orgazma ulaşabileceğini göstermeye de yardım eder.
Erkekler elleriyle ya da bir yüzeye (örneğin yatağa) dayanarak penisin gövdesini ve başını ovuşturma yoluyla mastürbasyon yapar. Kızlar art arda hafif hareketlerle klitorisi uyara-bilir ve vajina ile göğüslerini okşayabilirler. Mastürbasyonda “normal” kabul edilebilecek bir sıklık yoktur; bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada bir ya da daha seyrek mastürbasyon yapabilir. Ayrıca mastürbasyon yapmak istememek de son derece normaldir.
Geçmişte mastürbasyonun doğal olmadığı, hatta zararlı olabileceği, insanın kör olmasına yol açabileceği düşünülürdü. Oysa günümüzde en güvenli seks olarak değerlendiriliyor ve birçok erişkinin yaşam boyu uyguladıkları son derece normal bir davranış olarak kabul ediliyor.
EŞCİNSEL DUYGULAR
Ergenlik çağı genellikle duyguların çok yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde tutkulu arkadaşlıklar geliştirilir ve her iki cinsten hayran olunan kişilere karşı derin duygular beslenebilir. Ergenlerin çoğu kendi cinsinden bazı kişilere bağlanır ve eşcinsel mi (homoseksüel, aynı cinse ilgi duyan), yoksa heteroseksüel mi (karşı cinse ilgi duyan) oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabilir. Ergenler kendi cinslerinden kişilerle çeşitli cinsel deneyimler de yaşayabilir. Bütün bunlar son derece normaldir ve kişinin kendi cinselliğini keşfetmesinin bir parçasıdır.
Eşcinsel duygular ve deneyimler yaşayan birçok kişi daha sonra hete-roseksüel ilişkilere girer. Diğer bazıları kendi cinslerinden kişilere karşı güçlü duyguları olduğunu hisseder ve bu tercihi yaşam boyu sürdürür. Bazı kişiler de, tek bir kişiyle kalıcı bir ilişki sürdürebilmelerine karşın, her iki cinse de ilgi duyabilir. Her iki cinsiyetten kişiyle ilişkisi olan kişiler kendilerini “biseksüel” olarak adlandırabilir.
Toplumların çoğunda aileye önem verilip heteroseksüel ilişkiler normal kabul edilirken, homoseksüel ilişkiler anormal, günah ya da sapkınlık sayılır. Dolayısıyla heteroseksüel dünyaya uyum yapma baskısı çok kuvvetlidir. Oysa gerçekte insanların çoğu için cinsellik geniş bir yelpazedir; kişi karşı cinsle cinsel ilişkiyi tercih edebilir, ama bazı koşullarda aynı cinsten kişilere de ilgi duyabilir ya da bunun tam tersi yaşanabilir.
Eşcinsellerin çoğu çok küçük yaşlardan başlayarak kendilerinin “gay” olduklarını bildiklerini söylüyor. Cinselliği konusunda kişinin kafası karışıksa, kendisine zaman tanıyarak bu konuyu dikkatle irdelemesi gerekir. Bazı kişiler kendi cinselliklerini reddederek evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya kadar gidiyor, ama bu çoğu zaman daha büyük bir mutsuzluğa neden oluyor. Gerçi eşcinsel yaşam birçok soruna ve çatışmaya yol açabilir, ama bu konuda dürüst olmak daha iyi olabilir.
OYNAŞMA
Cinsellik konusuna merak duymak ve bazı şeyleri denemek normaldir. Gençlerin çoğu cinselliği dudaktan öpüşerek, dilleriyle öpüşerek, bazen de elbiselerinin üzerinden birbirlerinin vücuduna dokunarak dener. Öte yandan, kişiler bazen elbiselerini çıkararak da birbirlerinin vücudunu okşayabilir ve birbirlerine mastürbasyon yapabilir. Bunlar cinsel birleşme öncesindeki “ön sevişmeye” benzer ve sonunda cinsel birleşmeyle sonuçlanabilir.
Dolayısıyla, denemelerin hazzına varmak istiyorsanız başlangıçtan itibaren her iki eşin nereye kadar gitmeye hazır olduğunu belirlemekte yarar vardır. Ne kadar “kendinden geçerse geçsin” hiç kimsenin diğerini oynaşma ya da öpüşmeyi bir adım ileri götürme konusunda zorlamaya hakkı yoktur. Oynaşma cinsel birleşmeye götürüyorsa, gebeliğin ve enfeksiyonların önlenmesi için prezervatif kullanma konusu ele alınmalıdır . Ayrıca oynaşma sırasında meninin vajinanın yakınına boşalma-ması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır; bu durumda cinsel birleşme olmadan da gebe kalmak mümkündür. Dahası, eşlerden birinin cinsel organına dokunduktan sonra ötekinin cinsel organlarına dokunan parmaklarla enfeksiyon bulaşabilir. Enfeksiyonları önlemek için derideki ya da parmaklardaki kesikler su geçirmeyen plastikle kapatılmalıdır; erkek ve kadın prezervatifi de kullanılabilir. Oral seksin güvenli olması için çeşitli tatlarda prezervatifler satılmaktadır.
Oynaşmanın sınırları konusunda her iki eş de aynı görüşteyse, bu yöntem cinsel birleşmenin doğurabileceği sorunlar olmaksızın cinsellikten zevk almanın çok hoş ve oldukça güvenli bir yolu sayılabilir.
İLK CİNSEL BİRLEŞME
İlk cinsel birleşme, erişkinler dünyasına adım atmada önemli bir geçiş töreni olarak görülür. Üzerinde doğru dürüst düşünmeden hızla bu adımı atmak kolaydır. Yeni bir durum söz konusu olduğu için, deneyimli iki kişi arasında bile ilk cinsel ilişkide çoğu zaman birçok beceriksizlik yaşanır. Her iki eş de deneyimsizse, durum daha da güç olabilir; eşlerin ikisi de çekingen, sinirli ve endişeli lacaktır.
Dolayısıyla, kişilerin zaman ayırarak önce birbirlerini tanımaları ve birbirlerinin vücutlarına alışmalarında yarar vardır. Daha da önemlisi, prezervatif kullanılması konusu ve gebeliği önleyici yöntemler önceden ele alınmalıdır. Gençlerin %70-80′i ilk cinsel birleşmede prezervatif kullandığını belirtiyor. Gençlerde doğurganlık yüksek olduğu için, kadının istenmeyen gebeliği önleyici (kontraseptif) hap kullanması, erkeğin de enfeksiyonları önlemek için prezervatif kullanması akla uygun olabilir (aşağıya, Gebeliği önleyici yöntemler bölümüne bakınız).
GEBELİK,GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER VE CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
Cinsel ilişki gebeliğe, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara ya da her ikisine birden yol açabilir. Bunların ikisinin de olmaması için her iki eşin de eşit sorumluluk yüklenmesi, istenmeyen bir gebelik olursa bu sorunun üstesinden gelmede eşit rol almaları gerekir. Bu gibi konularda, medikososyal merkezlerine, AÇSAP merkezlerine, sağlık ocaklarına ve hastanelerin ilgili birimlerine (aile hekimi, jinekoloji, üroloji) başvurulabilir. Telefonla danışmanlık hizmetleri veren merkezler de vardır. Bu gibi merkezlerde çalışan doktorlar sır saklamakla yükümlüdür.
Gebeliği önleyici haplar (kontraseptif haplar) doktorun önerisiyle kullanılmalıdır. Gerektiği gibi uygulanırsa gebeliği önleyici etkisi güçlüdür. Ama cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem alabilmek için daima prezervatif de kullanılmalıdır. Prezervatifler HIV (AİDS), belsoğukluğu, klamidya ve trikomonyaz gibi enfeksiyonlara karşı iyi bir korunma sağlar, ama cinsel organlarla temastan önce takılmalıdır. Genital siğil ve herpese karşı da bir ölçüde koruma sağlar.
Genç kız gebeliği önleyici hap kullanmıyorsa ve prezervatifsiz cinsel ilişki yaşanırsa ya da ilişki sırasında prezervatif yırtılır ya da penisten çıkarsa, gebelik riskini azaltmak için olayı izleyen 72 saat içinde acil kontraseptif kullanılabilir (buna “ertesi sabah hapı” adı da veriliyor, ama ilişkiden sonra üç gün boyunca etkili olduğu için aslında bu doğru bir tanımlama değil). Bu yöntemde 12′şer saat arayla ikişerden dört hap alınır ve gebe kalma riski yüzde 2-3′e düşürülür. Türkiye’de de Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması merkezlerine ya da kadın doğum kliniklerine bu amaçla başvurulabilir; ayrıca, HIV bulaşma kuşkusu olduğunda, 48 saat içinde bu birimlere yapılacak bir başvuru ile HIV virüsünü çok büyük olasılıkla yok eden bir tedavi protokolü uygulanabilir.
Cinsel yaşamı yok eden faktörler
30 Haziran 2009 admin
Kategori: Cinsel Sağlık
İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları..
Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. Bu sorunlara katkıda bulunan faktörler arasında çok fazla alkol; bazı ilaçlar ve kontrol altında olmayan tıbbi sorunlar; yorgunluk ve iyileşme stresi, korku, evlilik çatışmaları, önceki cinsel sorunlar, ailevi, hukuki ya da mali sorunlar veya depresyon ya da diğer stresler geliyor. Kadınların cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunların başında ağrılı cinsel ilişki geliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani “disparoni” organik ve yüzeysel nedenlerden oluşuyor.
YÜZEYSEL NEDENLER
Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vaginal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).
DERİN DİSPARONİ
Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir. Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.
BULAŞICI HASTALIKLAR
Genital herpes, bel soğukluğu, AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sorun doğuruyor. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşmeyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların fiziksel şikayetleri cinsel yaşamı da keyifsiz hatta imkansız kılıyor.
İLAÇLAR YOL AÇABİLİR
Erkek cinselliğini etkileyen nedenlerin başında fiziksel olanlar geliyor. Özellikle belli bir yaştan sonra kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkiliyor. Bu ilaçlar arasında: Hipertansiyon ilaçları; idrar söktürücü ilaçlar; Trankilizanlar; antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalp atışı için kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebiliyor. Erkeklerin cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunlar arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu
Keyifsiz ilişkide psikolojik faktörler
- Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgi ve kapasitenin azalmasında önemli rol oynuyor:
- Depresif, üzgün ruh hali,
- Uyumada güçlük çekmek ya da çok uyumak,
- Normalden daha çok ya da az yemek yemek,
- Aşırı kilo ya da aşırı zayıflık,
- Uzmanlar özellikle işte yaşanan stresin altını çiziyor ile stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik olarak çıkar uyarısında bulunuyor.
Birlikteliği canlandırmanın yolları
- Yapılan araştırmalara göre cinsel gereksinimlerini ve kaygılarını tartışan çiftler sorunlarıyla daha iyi baş ediyor.
Iyi iletişim daha iyi cinsel ilişkiye yol açıyor.
- Kaygı ve korkunuzu ya birbirinizle ya da doktorunuzla konuşun.
- Rahatsız edilmeyeceğiniz, tanıdığınız, huzurlu bir yer seçin.
- Yiyeceklerinize dikkat edin, cinsel iştahı artıracak meyve, sebze yiyin. Protein ağırlıklı beslenin. Afrodizyakları yeterince tüketin.
- Yemekten sonra cinsel ilişkiye girmeyin. Uzmanlar 1- 3 saat beklemek gerektiğini belirtiyor. Böylece gıdaların sindirilmesine izin verin. Diğer fiziksel aktiviteler gibi gıdaların sindirilmesi daha fazla kan gerektirir. Gıdaları sindirmek için çok kan kullandığınızda kalbiniz kan gerektiren diğer etkinlikler için daha fazla çalışmak zorunda kalır. l
- Egzersiz kendinizi daha iyi ve daha güvenli hissetmeniz için mükemmel bir yol. En az haftada 3 gün egzersiz yapmaya çalışın. l Dinlenmiş ve stressiz olduğunuz bir zamanı seçin. l
- Cinsel ilişki için en iyi zaman dinlendirici bir gece uykusundan sonra sabah erken ya da kısa bir gündüz uykusu sonrasıdır.

