Depresyon Sigara Kadar Zararlı

05 Haziran 2010 zifiri  
Kategori: Genel sağlık

Norveç´te 61 binden fazla kişi ile yapılan bir araştırma, depresyonun sigara içmek kadar zararlı olduğunu ortaya koydu.
Yaklaşık 4 yıl süren araştırmada, depresif kişiler arasındaki ölüm oranının sigara içenlerle aynı olduğu belirlendi. Devamını oku

Depresyonu doğal yoldan yenmek için

23 Mayıs 2010 zifiri  
Kategori: Genel sağlık

Depresyon tedavisinde doğal ilaçların antidepresanlar kadar etkili olup olmadığı birçok insanın kafasını karıştırmıştır. Peki uzmanlar bu konuya ne diyor?

Mayo Clinic’te yer alan habere göre, doğal ilaçlar tıbbi teşhis ve tedavininyerini alamaz. Ancak, bazı insanlar için belirli bitkiler ve takviyeler ilaçlarkadar işe yarıyor. Devamını oku

Depresyonu doğal ilaçlarla yenin

23 Mayıs 2010 zifiri  
Kategori: Genel sağlık

Depresyon tedavisinde doğalilaçların antidepresanlar kadar etkili olup olmadığı birçok insanın kafasını karıştırmıştır. Peki uzmanlar met konuya ne diyor?

Mayo Clinic’te yer alan HABERE Gore, ilaçlar doğal Tıbbi teşhis ve tedavininyerini alamaz. Ancak, bazı coğ Click belirli Bitkiler ve takviyeler ilaçlar kadar imkb yarıyor. Devamını oku

Cinsel tacize maruz kalmış çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır ?

09 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanılması, erişkinin cinsel doyum amacıyla, çocuğu veya ergeni cinsel nesne olarak kullanması şeklinde tanımlanmaktadır. Bu yazıda cinsel kötüye kullanıma uğramış çocuk ve ergenlere klinik yaklaşım ve değerlendirme (öykü, fiziksel muayene, laboratuvar testleri) gözden geçirilecektir.

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım, bir erişkinin cinsel arzu ve gereksinimleri için çocuk veya ergeni cinsel bir nesne olarak kullanması şeklinde tanımlanmaktadır. Araştırmacılar, çocuklukta ve ergenlikte cinsel kötüye kullanımın nadir olmadığını düşünmektedir. ABD’de 1976-1986 yılları arasında çocuk koruma kurumlarına bildirilen cinsel kötüye kullanım olgularında dramatik artış gözlenmiştir; 1976′da bildirilen cinsel kötü kullanıma uğramış çocuk sayısı 10.000′de 0.86 iken 1986′da 10.000′de 20.89′a yükselmiştir. Bunun sebebi hekimlerin cinsel örselenmeyi tanımada daha duyarlı hale gelmeleri ve bildirimlerin artmasıdır. Tahminlere göre kızların %20’si, erkeklerin %9′u çocukluk ve ergenlik döneminde uygunsuz cinsel davranışlara maruz kalmaktadırlar. Yapılan başka bir geniş ölçekli araştırmada ise toplum örneklemindeki her 10 erkek ve her 3 kız çocuktan birinin onsekiz yaşından önce cinsel kötüye kullanıma uğrama riski taşıdığını saptanmıştır. Bunların gerçek oranları tahminlerden daha yüksektir, çünkü bunların tanınmaları zor olmakta ve gizlenmektedir. Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de sanıldığının aksine daha yüksek oranlardadır. Ülkemizde Trakya Üniversitesinde yapılan bir çalışmada aile içi cinsel kötüye kullanımının %1.4 oranında olduğu bulunmuştur.
Cinsel kötüye kullanımda çocuk için bir çok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar arasında en önemli rol oynayan ailesel etmenlerdir. Çalışmalarda, cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı gösterilmiştir. Zayıf anne-baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun bulunması (mental retardasyon gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır. Cinsel kötüye kullanım genellikle aşamalı olarak gelişmektedir. Taciz yapan ilk önce arkadaşça ve dostça davranmakta, sonrasında baştan çıkarma aşaması ile devam etmekte, daha sonra ise sessizce zorlama ve baskı başlamaktadır . Cinsel tacize uğramış çocuklarda cinsel örselenmeye uyum sağlama sendromu (child s.xual abuse accommadition syndrome) gözlenmektedir.

Bu sendromda sırasıyla şu aşamalar gerçekleşir:
1. Başlangıçta cinsel kötüye kullanım olayını gizleme (secrecy) söz konusudur. Bu durum, cinsel tacizi yapanın “bu bizim sırrımız, kimseye söyleme!” tarzında yaklaşımı veya tehdidi, çocuğun çevrenin kendisine inanmayacağı endişesi, aile içi bir taciz ise ailenin dağılması endişesi gibi birçok nedenlerden kaynaklanabilmektedir.
2. Bundan sonraki aşamada çocuk kendini çaresiz hisseder (helplessness).
3. Daha sonrasında çocuk kendini hapis olmuş (entrapment) hisseder ve sonrasında duruma göreceli uyum (accomadition) sağlar.
4. Zamanla çocuk veya ergen gücünü toplayarak gecikmiş, çelişkili, içinde bizi ikna edemeyen itirafı (delayed, conflicted, and unconvincing disclosure) gerçekleşir.
5. Sonrasında tekrar geri çekilme (retraction), hiçbir şey olmamış gibi davranma sergilenir.

Cinsel kötüye kullanım iki gruba ayrılmaktadır:
1. Dokunmanın olduğu cinsel kötüye kullanım tipleri: Vajinal, oral, anal cinsel ilişki veya cinsel organların okşanması.
2. Dokunmanın olmadığı cinsel kötüye kullanım tipleri: Teşhircilik, çocuk önünde masturbasyon, pornografi vs.
Epidemiyolojik çalışmalar teşhircilik, uygunsuz okşama ve dokunmanın olduğu cinsel kötüye kullanımın en yaygın görülen tipler olduğunu göstermektedir. Bunu masturbasyon ve koitusun olduğu tipler izler. Koitusun olduğu tiplerde olumsuz etkilenme daha fazladır.

Klinik görünümler:
Cinsel kötüye kullanıma uğrayan çocuklar, üç temel belirti ile hekimin dikkatini çeker:

1. Davranışsal değişiklikler
2. Genital-rektal veya diğer tıbbi yakınmalar
3. Uygunsuz cinsel ilişkinin açıklanması
4. Çocuk ve Ergendeki Davranışsal Değişiklikler:

Cinsel kötüye kullanıma uğramış çocuk ve ergenlerdeki en özgün davranış belirtileri artmış cinsel dışa vurumlar ve davranım bozuklukları tarzında kendisini göstermektedir. Yapılan çalışmalarda cinsel tacize uğramış çocukların daha sık cinsel davranışlar gösterdiği belirtilmektedir. Bu çocukların yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar, teşhircilik, baştan çıkarma veya oyunlarında cinsel içeriğin olması, erişkin veya diğer genç çocuklarla daha sık cinsel ilişkiye girme davranışları gösterdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca bu çocuklarda, aşırı veya açıktan masturbasyon, cinsel organları ile aşırı oynama, yetişkinlere veya çocuklara uygunsuz sarılma ve öpme veya ergenlikte flörte erken başlama sık gözlenmektedir.Cinsel tacize uğramış çocuklar anksiyete ve depresyon belirtileri, korku, bedensel yakınmalar, uyku örüntüsü değişiklikleri ve kabuslar tarzında sorunlar yaşayabilir. Cinsel kötüye kullanıma uğramış erkek çocuklarda en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların gelişimi şeklindedir. Erkek çocuklarda davranım bozukluğunun belirtileri de sıklıkla gözlenmektedir. Kızlarda gözlenen en sık davranış tepkisi ise, özkıyım ve kendine zarar verme davranışlarıdır. Kendine zarar verici davranışlar genellikle vücudunda sigara söndürme, bileğini kesme ve özkıyım girişimleri gibi davranışlar şeklinde kendini göstermektedir.

Tablo I’de cinsel kötüye kullanıma işaret edebilecek davranışsal değişiklikler yeralmaktadır:
Tablo I. Olası Cinsel Kötüye Kullanıma İşaret Eden Davranışsal Değişiklikler

Davranım bozuklukları
Baştan çıkarıcılık
Fobiler
Öfke nöbetleri
Madde kötü kullanımı
Uyku bozuklukları
Saldırganlık
Sosyal çekilme
Gece kabusları
Kendine zarar verme
Depresyon
Yeme bozuklukları
Cinsel dışa vurumlar
Düşük kendilik değeri
Okul problemleri.

2. Genital-rektal veya diğer tıbbi yakınmalar:
Çocukla ilgilenen kişinin cinsel kötüye kullanmaya bağladığı veya hekimin muayene sırasında dikkatini çeken bulgular Tablo II’de sıralanmıştır:

Tablo II. Muhtemel Cinsel Kötüye Kullanıma Bağlı Tıbbi İşaretler
Genital, anal veya üretral travma
Genital veya anal ağrı, kaşıntı, sıyrıklar, kanama
Tekrarlayan üriner enfeksiyon, cinsel yolla geçen hastalıklar, dizüri, veya akıntı
Vulvitis veya vulvovajinitis veya anal inflamasyon
Gebelik
Karın ağrısı, kronik kabızlık, ağrılı dışkılama
Enürezis, enkoprezis

3. Uygunsuz Cinsel İlişkinin Açıklanması:
Muayeneler sırasında çocuk, cinsel kötüye kullanımı hekime açıklayabilir. Aile içi cinsel kötüye kullanım, aile içinden biri veya komşular tarafından ihbar edilebilir.

CİNSEL KÖTÜYE KULLANIMA KLİNİK YAKLAŞIM
Çocukla Görüşme: Çocuktan mümkün olduğu kadar ayrıntılı öykü alınmalıdır. Görüşme sırasında şunlara dikkat edilmelidir:

1-Çocuktan öykü alırken çocuk veya ergenle yanlız bulununuz, dostça ilişkili kurunuz ve destekleyici olunuz.
2-Tanışma sonrasında neden görüştüğünüzü anlatınız ve görüşmenin amacını açıklayınız.
3-Çocuk veya ergen ile aynı düzeyde oturunuz. Görüşmeye arkadaşları, okulu veya ilgileri hakkında yumuşatıcı konuları sorarak başlayınız.
4-Ses tonunuzun ve yüz ifadenizin yargılayıcı olmasından kaçınınız.
5-Onu tehdit edici konuşmalar yapmayınız. Onun güvenini kazanınız ve konuştuklarınızın ikinizin arasında kalacağına güvence veriniz.
6-Başlangıçta açık-uçlu sorular sorunuz. Açık uçlu sorular şu şekilde olabilir: “Birileri sana hoşlanmadığın bir tarzda dokundu mu?”, “Birileri senin özel bölgelerine dokundu mu?”, ” Nasıl oldu?”, “Konuyu biraz daha açar mısın?”, “Hatırladığın başka birşeyler daha var mı?”, “En son olan olayı bana anlatabilir misin?”.
7-Taciz olayından sonra ağrı, kanama veya idrar yaparken yanma olup olmadığını sorunuz. Taciz yapanın ismini ve tacizin nerede olduğunu öğreniniz.
8-Tekrarlayıcı sorulardan kaçınınız.
9-Açık uçlu soruların sorulması bitmiş ve hala cinsel taciz olayı açığa kavuşmamışsa, daha özel sorular sorunuz.
10-Görüşme sırasında çocuğun davranışlarını gözlemleyiniz ve kaydediniz. Kayıtlarınızı çocuğun ifade ettiği tarzda yazınız.
11-Görüşme sonlanırken çocuğa olan şeyleri anlatmasının doğru bir davranış olduğu söyleyiniz.
Anne baba ile görüşme: Anne baba ile konuşurken çocuğu oyun odasına alınız. Anne baba ile görüşme aile öyküsünü ve gelişimsel tıbbi öyküsünü içermelidir.

Fiziksel muayene: Cinsel kötü kulanıma uğramış çocukların çoğunda major fiziksel bulgular yoktur: Fizik muayene sırasında şunlara dikkat edilmelidir:

1-Cinsel taciz şüphesi olan çocuktan tıbbi öykü alınırken ve fizik muayene yapılırken aceleci davranmamak gerekir. Çocuğa ve ergene nasıl fizik muayene yapılacağı anlatılmalıdır.
2-Çocuğun özel bölgelerini çok nazik muayene ediniz. Çocuğun kendi vücudunun bölgeleri için kullandığı sözcükleri tanımlamasını isteyiniz.
3-Muayene konusunda ve çocuğun korkularıyla ilgili sorularını cevaplandırınız.
4-Muayene sırasında anne-babasının yanında bulunmasını isteyip istemediğini sorunuz.
5-Muayene sırasında üzerine örtü örtünüz. Giysilerini çıkarırken odadan çıkarak ona saygılı davranınız.
6-Muayene sırasında basit aritmetik soruları, bilemeceler, vb. sorular sorarak gevşemesini sağlayınız, konuşmalarınızla yüreklendiriniz.

Genitallerin ve anüsun muayenesinde otoskop ve benzeri cihazlar kullanılabilir. Erkek genitallerini ayakta veya yatarak muayene ediniz. Anüsü muayene ederken anal dilatasyon nazikçe yapılmalıdır. Birçok prepubertal kızda vajinal vestibülün, himenin ve dış genitallerin görsel muayenesi yeterlidir. Çoğu kız için en uygun muayene diz-göğüs pozisyonudur. Bu muayenede başparmak ve işaret parmağı ile labialar bilateral olarak tutulur ve dışa aşağıya doğru nazikçe çekip ayırılır. Çocuğun istemsiz olarak pelvik kaslarını kasması nedeniyle vajinal vestibül yapıları görülmeyebilir. Labial traksiyon sırasında çocuğun gevşemesini sağlanmalıdır. Çoğu çocuk diz-göğüs durumunda daha rahat eder. Bu pozisyonda noninvazif olarak posterior himeni, vajinayı, anusu ve sıklıkla serviksi görmek mümkündür.

Cinsel tacizi takiben fiziksel bulgular:
Vajen dokusunun esnek ve travma sonrasında iyileşmesinin çabuk olması nedeniyle çoğu olguda fiziksel bulgu yoktur. Vajenin parmakla muayenesi dokuya zarar vermez. Bu nedenle normal genital muayene taciz belirtilerini değiştirmemektedir. Ayırıcı tanıda önemli olan bir durum da kazalara bağlı olarak sıklıkla kızlarda meydana gelen genitallerdeki yaralanmalardır. Ancak kazalara bağlı oluşan genital yaralanmalarında sıklıkla klitoris, mons pubis ve labial struktürler gibi anterior yapılar hasar görür. Genellikle straddle yaralanmalar (ata biner tarzda) asimetriktir ve himen olaya katılmaz. Aksine penetrasyonun olduğu cinsel tacizlerde doku hasarı primer olarak posterior kommissura, fossa navikularis, ve posterior himendedir. Bu nedenle kızlarda cinsel taciz için yapılan fizik muayenede posterior vestibul yapıları üzerinde odaklaşılmalıdır. Penetrasyonlarda genellikle posterior himende U veya V şeklinde yırtıklar olur. Cinsel tacize uğramamış prepubertal çocuklarda normal himenal açıklık vardır. Fakat posterior himen defekt varlığında duhulün olduğu cinsel tacizlerde himenal açıklığın aşırı derece genişlemiş olması tanıya götürücüdür. Erkek çocuklar nadiren anormal bulgu gösterir. Eğer bulgu varsa sıklıkla anus çevresinde yaralanma aranmalıdır. Penil ve skrotal yaralanmalar sık değildir. Akut anal bulgular şunlar olabilir: şişme, kızarıklık, abrazyonlar ve nadiren fissurlardır. Anal laserasyonlar nadiren skar bırakırlar. Kronik ve tekrarlayıcı travmalarda anal deformite veya tag olması, ampullada gaita olmaksızın 30 sn içinde 15 mm den fazla dilatasyon oluşması veya tam dilatasyondan sonra anal katlantılarda kalınlaşma ve düzensizlik gözlenebilir.

Laboratuvar Bulgular:
Cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklar yönünden araştırılmalıdır. HIV, hepatit B ve sfiliz serolojisi, niesseriya gonore kültürü (vajina, rektum ve boğazdan), klamidiya trakhomatis (vajina, rektum) ve trikomanis vajinalis araştırılmalıdır. Cinsel saldırıya (tecavüz) uğramışlara 72 saat içinde adli jinekolojik muayene yapılmalıdır. Tecavüze uğrayanlarda eğer abdominal duyarlılık veya rijidite var ise vajinal veya rektal perforasyon düşünülmelidir. Vajinal veya rektal kanama varlığında soğuk kompres konmalı yaşam bulguları izlenmelidir. Cinsel saldırıyı takiben adolesanlarda cinsel yolla bulaşıcı hastalıklardan korunma (15): Seftriakson 125 mg tek doz i.m + Metranidazol 2 gr tek doz oral + Oksisiklin 2×100 mg oral 7 gün boyunca verilebilir. Aşılı değilse hepatit B aşısı yapılmalıdır. Post pubertal kızlarda gebelikten korunmak için kontrseptifler verilebilir. Ovral (ethinyl estradiol ve norgestrel) blastosit implantasyonunu engelleyerek etki eder. Önerilen doz ilk 72 saat içinde 2 tablet, 12 saat sonrasında tekrar 2 tablettir. Bulantı en sık görülen yan etkidir.

Yaşanan olay nedeniyle çocuk ve aile suçlanmamalıdır. Çocuğa kendisinin hatası olmadığı anlatılmalıdır. Çocuklara, bazı çocukların başına da benzer şeylerin geldiği veya gelebileceği anlatılmalıdır. Cinsel kötüye kullanıma uğramış çocuklara uygun yaklaşımın sağlanması, çocuğun olayı çözümlemesi ve sıkıntısıyla başa çıkması konusunda yardımcı olacaktır. Bu sebeble cinsel kötüye kullanım olguları ile karşılaşan hekimler nasıl davranacakları konusunda eğitimli olmalı ve klinik yaklaşımları bilmelidir. Pediatristlerin bu olgularda çocuk ruh sağlığı uzmanlarıyla işbirliği içinde olmaları gerekir.

Cinsel İşlev Bozuklukları

08 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Tanımı
Cinsel işlev bozuklukları, cinsel ilgi veya yanıtın normal biçiminin sürekli bozulması durumu olarak tanımlanabilir. Bu tanıma göre daha önceleri, “cinsel sapma” olarak tanımlanan cinsel yönelim bozukluklarından farklı bir gruptur. Yukarıdaki tanımlamanın şu nedenlerden dolayı tatminkar olduğu söylenemez: Birincisi, çeşitli zamanlarda ve farklı insanlarda hatta aynı bireyde farklı zamanlarda cinsel ilgi ve performans spektrumu o kadar geniştir ki, “normal” deyimi neyin normal sayılacağı sorusunu akla getirmektedir. İkincisi herhangi bir bireyin cinsel işlevlerinde bozulma var diyebilmek için o kişi veya partnerinin bir sorun olduğunu düşünmesi gerekir; ancak bu düşünceye arkadaş çevresi, medya, farklı tıbbi görüşler gibi çevresel faktörlerden kolaylıkla etkilenebilmektedirler (Hawton 1989).

Cinsel işlev bozukluğu deyince aklımıza bedensel bir hastalığa bağlı olmayan, kısa bir sürede kendiliğinden düzelmeyen veya kısa süreli de olsa sık tekrar ederek süreklilik kazanmış, transseksüalite ya da homoseksüalite gibi cinsel kimliği ilgilendiren sorunları veya teşhircilik, röntgencilik gibi cinsel eğilim ve dürtü kontrolü sorunlarını içermeyen normal cinsel döngüyü bozan rahatsızlıklar gelmelidir. Bu tanıma örneğin ilk defa geneleve gitmiş aşırı heyecanlı, gitmeden alkol almış, uygunsuz bir ortam ve tavırla karşılaşmış bir delikanlının o gün veya devam eden ve birkaç kez daha ortaya çıksa da sonrasında düzelen sertleşme sorunu dahil edilemez. Ancak o günden sonra bu kaygıyla bir çok ilişkisinde sertleşme sorunu tekrarlıyorsa bu durumda cinsel işlev bozukluğundan söz edilebilir.

Cinsel İşlev Bozukluklarının Sınıflandırılması:
DSM IV’de (APA 1994) Masters ve Johnson’un (1966) tanımlamasından değişiklikler yapılarak (uyarılma ve plato evreleri, uyarılma adı altında birleştirilmiştir) ve Kaplan’ın sınıflaması gözönünde bulundurularak cinsel yanıt döngüsü :

1.Cinsel istek 2.Uyarılma 3.Orgazm ve 4.Çözülme şeklinde tanımlanmıştır.

DSM IV’e göre CİB, cinsel yanıtların bu fizyolojik döngüsünde oluşan bozulmalar veya cinsel birleşme aşamasında oluşan ağrıyla karakterizedir ve CİB birden fazla aşamada görülebilir.

İstek aşamasında her iki cinste cinsel ilgi ve istek bozukluğu (CİİB) veya cinsel kaçınma bozukluğu görülebilir. Uyarılma aşamasında kadında cinsel uyarılma bozukluğu, erkekte ise ereksiyon bozukluğu; orgazm aşamasında kadında veya erkekte orgazm bozukluğu (geç veya ağrılı boşalma/boşalamama) ve erken boşalma; cinsel ağrı bozuklukları ise kendisini her iki cinsiyette disparenü veya kadında vaginismus biçiminde gösterebilir. Ayrıca bu işlev bozuklukları birarada da bulunabilirler
Cinsel İşlev Bozukluğu Nedenleri
Organik (bedensel hastalık) nedenler önemli yer tutmaktadır. Ancak organik nedenler genellikle tek başına değil, psikolojik etkenlerle birlikte cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında rol alır. Organik nedenler temelde:

Vasküler (damarsal) nedenler
Hormonal nedenler

Nörolojik nedenler biçiminde sınıflanabilir.

Hawton’a göre (1989) cinsel işlev bozukluklarının psikolojik nedenleri:
Hazırlayıcı (yatkınlaştırıcı) nedenler:
Yasaklayıcı bir biçimde yetiştirilme, bozuk aile ilişkileri, travmatik cinsel deneyimler, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler (cinsel mitler).

Ortaya Çıkarıcı (başlatıcı) nedenler:
Eşler arası ilişkide bozulma, doğum, partnerde CİB, sadakatsızlık, başarısız deneyim, depresyon ve anksiyete, travmatik cinsel deneyimler, yaşlanma, organik hastalıklara tepki, yetersiz ve yanlış bilgiler.

İdame Ettirici (sürdüren) nedenler:
Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, partnerin abartılı istekleri, partnerler arasında iletişim bozukluğu, suçluluk duyguları, partnerler arasında çekicilik kaybı, cinsel alan dışındaki ilişkilerde bozulma, yakın ilişkiye girme korkusu, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, ön sevişmenin kısıtlılığı, depresyon ve anksiyete.

Ters ilişki nedir (Anal sex)

06 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Anüs,kalın bağırsağın dışa açılan ucu olup, bağırsaklarda emilen besinlerin artıklarının boşaltılmasına en uygun anotomik yapıya sahiptir .Vücudun bu bölümü, normal bir cinsel ilişki için gerekli olan özelliklere sahip değildir.Cinsel ilişkide penis dışardan içeri doğru hareketle kadın bedenine giriş yapar.Bu girişin maksimum zevk katsayısı ve kolaylığı için giriş bölgesinin kayganlaşması gerekir.Anüsde (makatta ) kayganlaşmayı sağlayıcı salgı bezleri olmadığı gibi, dışardan içeri girişi sağlayacak şekilde değil, aksine içerdeki dışkıyı dışarı atacak anatomik yapı vardır.Bu yüzden anal birleşmeler zor, travmatik ve kadın için acı vericidir.Anal birleşmelerde, bağırsaklarda normal olarak bulunan ve bulundukları yerde zararsız olan mikroplar, bedenin başka yerlerine taşınarak, hastalık nedeni olabilirler. Bunun en yaygın biçimi, anal birleşmeyi izleyerek kurulan vajinal birleşmede, bağırsaktaki mikropların vajinaya kolayca taşınabilmesidir. Ayrıca tekrarlanan anal birleşme, anüsün sfinkterinin bozulmasına, anüs kaslarının kasılıp gevşeme yeteneğinin bozulmasına ve gaz dışkı kaçırmalara yol açabilir.

Özellikle internette para kazanma amacıyla kurulmuş sex sitelerinde normal bir ilişki gibi lanse edilen anal sex, kadınlarında zevk aldığı bir ilişki gibi gösterilmesine karşın, ciddi araştırmalarda anal sexin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.( ABD de yapılan bir araştırmada anal sex den zevk alan kadın oranı Yüzbinde 2 olarak bulunmuştur.)
Partneri tarafından anal sexe zorlanan,istemediği bir cinsel eylemi yapma ile evlilikte huzursuzluk yaşama tercihleri arasında bocalayan kadınlarda ciddi psikolojik problemler ve depresyonlar görülebilir.

Orgazma ulaşamamanın nedenleri

03 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Bu gibi durumların hepsinde başlıca sorun kötü bir teknik ve yetersiz uyarılma olabilir.

Fiziksel Nedenler
Biraz alkol gevşeme sağlayabilir, ama çok fazla alkol cinsel perfor­mans üzerinde öldürücü bir etki ya­par. Erkekler sertleşmeyi devam et­tirmekte zorlanabilir, kadınlar ise or­gazma ulaşabilecek kadar uyarıl­makta güçlük çeker.

İlaçlar da böyle bir etki yapabilir ve libidoyu (cinsel dürtüyü) azaltan ilaçların hepsi orgazmı da önleyebi­lir. Kokain, barbitüratlar, tioridazin, bazı yüksek tansiyon ilaçları, östrojen, depresyon ilaçları, zaman za­man da gebeliği önleyici kontrasep-tif haplar bu türdendir.

Ameliyat da cinsel doyumu etki­leyebilir, ama vakaların çoğunda ne­den fiziksel olmaktan çok psikolojik­tir yani cinsel organları ilgilendiren ya da göğüslerin alınması (mastektomi) veya kolostomi (kalın barsağın dışarı açılması) gibi ameliyatlara gösterilen tepkiye bağlıdır. Rahmin alınmasının (histerektomi) bazı ka­dınlarda daha az tatmin edici bir or­gazma yol açabildiğim gösteren ka­nıtlar vardır. Oysa prostat ameliyatı erkeklerin yalnızca küçük bir bölü­münde cinsel işlevde azalmaya yol açıyor.

Uzun süren ağır hastalıkların hepsi cinsel dürtüde azalmaya ve orgazma ulaşmakta güçlük çekilme­sine neden olabilir. Nedeni ne olur­sa olsun, cinsel birleşme sırasında ağrı (bk. s. 25-34) kadının orgazma ulaşamayacak kadar gerilmesine ve endişelenmesine neden olabilir. Çok seyrek olarak orgazma ulaşamama­nın nedeni nörolojik bir sorundur.

Psikolojik sorunlar
Orgazm kişinin cinsel olarak “geri dönülmez bir noktaya” erişene ka­dar uyarıldığı zaman ortaya çıkan bir reflekstir. Özellikle kadınlarda başlı­ca sorun kişinin yeterince uzun bir süre yeterli ölçüde uyarılmaması olabilir, ama başka bazı etmenler bu “noktaya” erişmeyi güçleştirici bir rol oynayabilir.

Kadınlar uyarılmaya yanıt vere­cek biçimde kendilerini bırakmak için, güvenli bir ortamda bulunmaya ve gevşemeye daha fazla gereksi­nim duyar. Gebelik, ilişkinin kendisi ve benzeri konulardaki çözümlen­memiş kaygılar heyecanı önleyebi­lir.

Orgazma birkaç kez ulaşılamadıysa, başarı endişesi ve başarısızlık korkusu sorunu daha da ağırlaştıra­bilir ve “seyirci tutumu” adı verilen bir davranış kalıbı yerleşebilir. Vücu­du erotik duyguların hazzma bırak­mak yerine, orgazma ulaşma hede­finin ön plana geçmesi kişinin kendi­sine sürekli “Böyle hissetmem mi gerekiyor? Orgazma yaklaşmıyor muyum? Neden? Sorun ne?” gibi sorular sorması anlamına gelir: Bu türden endişelerin uyarılmayı önle­mesi ve orgazmı engellemesi kaçı­nılmazdır.

Orgazma ulaşamayan kadınlarla ilgili araştırmalarda başka birçok fak­törün de rolü gözlemleniyor; kont­rolü yitirme korkusu, yarışmacı ya da saldırgan duygular, orgazma ulaşılırsa idrar kaçırılacağı gibi gerçek­dışı korkular, vb. Sorunun ruhsal bo­yutlarıyla birlikte ele alındığı cinsel ruh sağlığı terapisinde (psikoseksüel terapi) bunlar da irdelenmelidir.

ORGAZM SORUNLARINDA TEDAVİ
En iyisi bu konuyu terapistle görüş­mek ve temel sorunun ne olduğu­nun belirlenmesini sağlamaktır. So­run cinsel teknikteyse, terapist çiftin birbirini uyarmada yeni yöntemleri denemesine yardımcı olabilir ve ka­dına cinsel birleşme sırasında klitori-sin uyarılmasını artırmak için belli egzersizler öğretebilir. Diğer bazı durumlarda daha çok psikolojik boyuta vurgu yapılabilir.

“Seyirci tutumu” sorunu varsa, terapist fantezilerle dikkatin dağıtıl­masını, ayrıca gerekiyorsa erotik li­teratür ya da film ve vibratör gibi yardımcı araçlardan yararlanılmasını önerebilir. Kadının ve erkeğin or­gazma ulaşmasına yardım eden öz­gül egzersizler arasında 53. sayfa­daki kutuda belirtilenler de buluna­bilir.

Fantezilerden yararlanma doğal hale gelirse, başarısızlık endişesi ve korkusu ve buna bağlı seyirci tutu­munun oluşturduğu kısır-döngü kırı­labilir.

Sonuçlar
Orgazma ulaşamama tedavilerinde genellikle büyük başarı elde ediliyor ve seks terapistleri 20 seansta %90 başarı sağlandığını belirtiyor.

Depresyon

15 Haziran 2009 admin  
Kategori: Saglikli Yasam

Depresyon nedir?

Depresyon ruhsal durumunuzda büyük bir değişikliktir. Kendinizi acınacak halde ve üzgün, ve hatta ümitsiz hissedersiniz. Daha önce hoşunuza giden şeylerden zevk alamazsınız. Ayrıca yemek yerken, bir şeye konsantre olurken ve işlerinizi yaparken sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Eğer bu hisler 2 hafta ve daha fazla sürüyorsa, depresyonda olabilirsiniz ve tedaviye ihtiyacınız var demektir. Eğer tedavi olmazsanız, depresyon daha uzun süre devam edebilir veya daha ciddi boyutlara ulaşabilir.

Nedenleri

Depresyonun sebebini hiç kimse bilmemektedir. Beyindeki bazı kimyasalların dengesini kaybetmesi depresyonun nedeni olabilir. Bazı ailelerde daha sık görülür.

Ayrıca şu durumlar depresif hislere neden olabilir:
• Sevdiğiniz birini kaybetmeniz

• Sağlık problemi

• Depresyona neden olan ilaç veya uyşturucu kullanmak

• Ameliyat olmak veya doğum

• Alkol almak veya uyuşturucu kullanmak

• Kontrol edemediğiniz çok fazla stres

• Hayatınızda büyük bir değişiklik yaşamanız

Semptomları nelerdir?

Eğer aşağıda yer alan semptomlardan bir veya ikisi 2 haftadan fazla süredir günün büyük kısmında, ve her gün görülüyorsa, depresyonda olabilirsiniz:

• Kendini acınacak halde ve üzgün hissedersiniz. Ağlayabilirsiniz, gergin ve sinirli olabilirsiniz, ve kolayca sinirlenebilirsiniz.

• Normalde hoşlandığınız şeylere karşı ilgisiz kalırsınız.
Majör depresyonun görüldüğü insanlarda, aşağıdaki semptomların en az dördüne rastlanır:

• Kilo kaybı ve iştahsızlık. Veya sık sık yemek isteği ve kilo almak.

• Uyku problemleri ve çok fazla uyumak.

• Halsizlik ve enerji azlığı.

• Sinirli ve huzursuz olmak.

• Cinsel soğukluk.

• Kendileri hakkında kötü hisler veya suçluluk hissi.

• Olumsuz düşüncelere sahip olmak.

• Hatırlama güçlüğü.

• Ölüm veya kendine zarar verme düşünceleri. Bir suikast planlayabilirler.

Arkadaşlarınızla veya ailenizle zaman geçirmek güç olabilir. Depresyonda olduğunuzda, kendinizle ve çevrenizdekilerle ilgili olumlu hislere sahip olmak zordur.

Nasıl teşhis edilir?

Sağlık uzmanınız:

• Kendinizi nasıl hissettiğinizi dinleyecektir. Ayrıca yakınlarınızdan biriyle görüşmek isteyebilir.

• Sizi muayene edecektir.

• Tıbbi geçmişinizle ilgili sorular yöneltecektir ve alkol veya uyuşturucu kullanıp kullanmadığınızı soracaktır.

Doktorunuz ayrıca bazı kan testleri yaptırmanızı isteyebilir.

İyileşme süresi ne kadardır?

Eğer tedavi görmezseniz, uzun süre depresyonda kalabilirsiniz. Depresyon geri dönebilir ve daha kötü olabilir. Eğer gerekli yardımı alırsanız, birkaç hafta içinde iyileşebilirsiniz. Yeniden depresyona girerseniz, doktorunuzla görüşmelisiniz.

İlaçların bazı yan etkileri olabilir. İlaçlarla ilgili problemlerinizi doktorunuza bildirmelisiniz.

Kendime nasıl dikkat etmeliyim?

İlaçlarınızı alın ve doktorunuzla görüşmeye devam edin.

Ayrıca:
• Hangi aktivitelerin sizi rahatlattığını keşfedin. Bu aktiviteleri yapın.

• Bir destek grubu bulun. Çok fazla yalnız zaman geçirmeyin.

• Aile bireylerinizle ve arkadaşlarınızla sohbet edin.

• İşinizle ilgili sorununuz olduğunda yardım isteyin.

• Eğer insanlar sizden çok fazla şey beklerlerse, onlarla aranıza mesafe koyun.

Ve şunlarda yardımcı olabilir:
• Sağlıklı yiyecekler yiyin ve daha az kafein alın.

• Alkolden ve uyuşturucudan uzak durun.

• Haftada en az 3 defa egzersizlere devam edin.

• Gece 6-8 saat uyuyun.

• Hergün rahatlamak için zaman ayırın.

• Stresli durumlarda, derin derin nefes alın.

• Sık sık hayatınızdaki iyi şeyleri düşünün. Olayların sizin lehinize olduğuna inanın.

• Problemlerle başa çıkmak için yeni ve daha iyi yollar öğrenin.

Doğum kontrol hapları veya diğer tür ilaçları kullanmadan önce:
• Eğer depresyon için ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza haber verin.

• Daha önce depresyon tedavisi görmüşseniz, doktorunuza haber verin.

• Kullanacağınız ilacın depresyonu daha kötü yapmayacağından emin olun.

Eğer depresyona girmişseniz ve kendinize veya başka birine zarar vereceğinizden korkuyorsanız, hemen doktorunuzla görüşmelisiniz.