Cinsellikte:Kadın ne ister? Erkek ne ister?

30 Mayıs 2010 zifiri  
Kategori: Cinsel Sağlık

Cinsellikte:Kadın ne ister? Erkek ne ister?-1

Hemen hepimizin aklına ‘9.5 Hafta’ adlı filmde Kim Basinger ile Mickey Rourke’nin vücutlarının üzerlerine döktükleri bal ve sütlü sahnenin geldiğine kuşkum yok. Ama imrenerek izlediğimiz bu sahnede bazı sevimsiz gerçeklere yer verilmediğinin de farkındayız elbette. Devamını oku

Kadınlar için 16 cinsel öneri

30 Mayıs 2010 zifiri  
Kategori: Cinsel Sağlık

Kadınlar için 16 cinsel öneri-1

Dışarı çıktığınızda iç çamaşırı giymeyin ve bunu eşinizin kulağına fısıldayın, bir an önce eve gitmek için can atacağına emin olabilirsiniz.

Cinsellik takıntısı

28 Mayıs 2010 zifiri  
Kategori: Cinsel Sağlık

Cinsellik takıntısı

Türkiye’de 2 milyon, İstanbul’da 250 bin takıntı hastası var ve çocuklar da bu hastalığa yakalanabiliyor.
Günümüzde her 10 bin kişiden 250-300′ünün takıntı hastası olduğu biliniyor. Dünyada ise 300 milyon kişide ‘takıntı’ hastalığı var.
Devamını oku

Oral Seks ve Kanser

30 Nisan 2010 admin  
Kategori: Kategorilenmemiş

Pek çok çift arasında cinsel birleşme öncesi oral seks yoluyla uyarılma söz konusudur. Oysa ki oral seks, ağız tümörlerine sebep olabiliyor. Son yapılan bir araştırmaya göre insan papilom (meme başı gibi çıkıntılar yapan selim tümörler) virüsü ağız kanserine neden olabiliyor. Bilim adamları uzun süredir papilom virüsünün ağız kanserine neden olduğundan kuşkulanıyordu. İyi haber bu riskin çok küçük olması. Ağız tümörü her yıl onbin kişiden birinde görülüyor. Ve bu vakaların bir çoğu sigara ve içkiye bağlı olarak ortaya çıkıyor.

İnsan papilom virüsü (HPV) cinsel yolla bulaşan virüslerin en yaygınıdır. Bu virüsün servikal kansere (rahim boynu kanseri) sebep olduğu biliniyor. Bazı araştırmalar bu virüsün ayrıca ağız ve anal kanserlerine de neden ağıztümörleriolabileceğine dikkat çekiyor.

Fransa, Lyon’daki Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu’nda çalışan bilim adamları ağız kanserine yakalanmış l670 deneği, l732 sağlıklı denekle karşılaştırdı. Hastalar Avrupa, Kanada, Avustralya, Küba ve Sudan’da yaşıyordu. Servikal kanserlerde görülen HPV-l6 olarak bilinen virüs, ağız kanserlerinde de tespit edildi.

HPV-16 virüsü taşıyan ağız kanserli hastaların arasında oral seks yaptığını açıklayanların sayısı, tümörlerinde HPV-16 virüsü bulunmayan hastalara oranla üç misliydi. Virüsün kanserlere nasıl sebep olduğu konusunda kadın ve erkekler arasında bir fark olmadığı görüldü. Bu sonuçlar HPV ile ağız kanseri arasındaki ilişkiyi kesinleştirdi.

Cinsel organ HPV enfeksiyonu çok yaygındır. ABD’deki 25 yaşındaki kadınların yaklaşık üçte birinde bu virüs mevcuttur. Bu enfeksiyonların yalnızca yüzde onu kansere yol açan türdendir. Bu virüsü taşıyan kadınların yüzde doksanbeşi bu enfeksiyondan bir yıl içinde kurtulur. Ancak bu bile niçin bu kadar az sayıda insanda kanserin geliştiğini açıklayamıyor.

Bu son bulgular ağız kanseri tedavisini de kolaylaştıracak. Dolayısıyla virüs kaynaklı ağız kanserli hastalara antiviral ilaçlar vermek iyileşme olasılığını artırabilir. Bu arada önlem olarak aşı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Aşıların ağız enfeksiyonunun yanı sıra genital enfeksiyonlara da iyi geleceği umut ediliyor.

Makyajın cinselliğe etkisi ne kadar?

07 Ocak 2010 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Makyajın cinsellik açısından olumlu bir etkisi biliniyor. Peki, makyaj diğer insanların kişiye olan davranışını nasıl etkiler? Erkeklere yakınlaşmak için ilk adımı atma konusunda cesaret verir mi? Bu soruların cevaplarını merak eden uzmanlar ilginç bir araştırma yapıp soruların cevaplarını aradılar. İşte cevaplar…

Yüz ve vücut boyamanın geçmişi 10,000 yıl öncesine uzanır. Romalılardan 2.000 yıl kadar öncesinde bile doğal ürünler kullanarak makyaj yapıyorlardı: deodorantlar, saç boyaları, kırışıklık kapatıcılar, parfümleri ve çok daha fazlası.

Yıllar boyunca kozmetik kullanımı törensel ve yüceltici nedenler de dâhil olmak üzere pek çok açıdan insanları etkilemiş ve çekicilik üzerinde önemli rol oynamıştır. Ancak modern zamanlarda makyaj daha çok cinsel çekicilikle bir tutulmaktadır.

Sosyal Psikolog Nicolas Geugen’ in yaptığı yeni bir çalışma North American Journal of Psychology’ de yayınlandı. Bu çalışma kapsamında yapılan deneyde iki genç kadın Fransa’da bir barda oturdular. Birinci koşulda kadınlar makyajlı, ikinci koşulda ise makyajsızdı. Daha sonra kadınlar kendileri ile konuşmak için gelecek erkekleri beklediler.

Deney kapsamında bir adam kadınlara yaklaşıp konuşma başlatacağı zaman kadınlardan birisi kollarını kavuşturarak deney yapanlara kontağın kurulduğunun işaretini verdi. Diğer kadın ise arkadaşlarının gelmesini beklediklerini söyleyerek adamı kibarca geri çevirdi.

Bu uygulama 2 farklı barda 1 saat içerisinde 60’ dan fazla kez tekrarlandı ve gözlem yapıldı. İşte sonuç:

- Makyaj olmayan koşulda: İlk adam iki kadını gördükten sonra yaklaşık 23. dakika sonunda iletişim kurdu.
- Makyaj olan koşulda: İlk adam kadınları gördükten yalnızca 17. dakikanın sonunda iletişim kurmaya çalıştı.

Bu deneyden elde edilen sonuç makyajın, erkeklerin kadınlara yaklaşma hızını değiştirdiğini gösteriyor. Erkekler makyajlı olduklarında kadınlara daha çabuk yaklaşıyorlar. Makyajlı kadınlarla iletişim kurmaya çalışan erkek sayısı da daha fazla oluyor. Ancak bu eğlenceli araştırmanın bir diğer boyutunda araştırmacıların açıkladıkları bazı problemler de mevcut. Kadınların makyajlı ve bakımlı olmaları erkeklere daha fazla güven ve yaklaşma cesareti vermiş olabilir. İkinci olarak ise araştırma Fransa’da yapılmıştır.

Psikolog Yasemin Yeşilyaprak, “Elde edilen bu sonuç bütün kültürler için geçerli olmayabilir. Farklı kültürlerde farklı sonuçlara ulaşılabilir. Bu çalışmada esas ilgi çekici olan makyajın sosyal ilişkiler üzerinde nasıl çalıştığıdır. Makyaj çekiciliği arttırırken öte yandan da iletişim kurmaya istekli olunduğunun göstergesi olarak algılanmaktadır” diyor.

Makyaj sayesinde iş hayatında yükseliyorlar

Bununla birlikte kozmetik kullanımı statünün de göstergesi olarak yorumlanmaktadır. International Journal of Cosmetics Science dergisinde yayınlanan bir araştırma makyajlı kadınların yüksek gelirli ve saygın işlerde çalıştıklarına dair bir izlenim oluşturduklarını ortaya koymuştur. Özetle bu çalışmada, dış görünüm için estetik cerrahiye kadar varan yöntemlerin kullanıldığı günümüzde, makyajın tüm masumiyetiyle beraber hala önemli anlamlar taşıdığı anlaşılmaktadır.

Oral Seks ve Kanser

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Pek çok çift arasında cinsel birleşme öncesi oral seks yoluyla uyarılma söz konusudur. Oysa ki oral seks, ağız tümörlerine sebep olabiliyor. Son yapılan bir araştırmaya göre insan papilom (meme başı gibi çıkıntılar yapan selim tümörler) virüsü ağız kanserine neden olabiliyor. Bilim adamları uzun süredir papilom virüsünün ağız kanserine neden olduğundan kuşkulanıyordu. İyi haber bu riskin çok küçük olması. Ağız tümörü her yıl onbin kişiden birinde görülüyor. Ve bu vakaların bir çoğu sigara ve içkiye bağlı olarak ortaya çıkıyor.

İnsan papilom virüsü (HPV) cinsel yolla bulaşan virüslerin en yaygınıdır. Bu virüsün servikal kansere (rahim boynu kanseri) sebep olduğu biliniyor. Bazı araştırmalar bu virüsün ayrıca ağız ve anal kanserlerine de neden olabileceğine dikkat çekiyor.

Fransa, Lyon’daki Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu’nda çalışan bilim adamları ağız kanserine yakalanmış l670 deneği, l732 sağlıklı denekle karşılaştırdı. Hastalar Avrupa, Kanada, Avustralya, Küba ve Sudan’da yaşıyordu. Servikal kanserlerde görülen HPV-l6 olarak bilinen virüs, ağız kanserlerinde de tespit edildi.

HPV-16 virüsü taşıyan ağız kanserli hastaların arasında oral seks yaptığını açıklayanların sayısı, tümörlerinde HPV-16 virüsü bulunmayan hastalara oranla üç misliydi. Virüsün kanserlere nasıl sebep olduğu konusunda kadın ve erkekler arasında bir fark olmadığı görüldü. Bu sonuçlar HPV ile ağız kanseri arasındaki ilişkiyi kesinleştirdi.

Cinsel organ HPV enfeksiyonu çok yaygındır. ABD’deki 25 yaşındaki kadınların yaklaşık üçte birinde bu virüs mevcuttur. Bu enfeksiyonların yalnızca yüzde onu kansere yol açan türdendir. Bu virüsü taşıyan kadınların yüzde doksanbeşi bu enfeksiyondan bir yıl içinde kurtulur. Ancak bu bile niçin bu kadar az sayıda insanda kanserin geliştiğini açıklayamıyor.

Bu son bulgular ağız kanseri tedavisini de kolaylaştıracak. Dolayısıyla virüs kaynaklı ağız kanserli hastalara antiviral ilaçlar vermek iyileşme olasılığını artırabilir. Bu arada önlem olarak aşı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Aşıların ağız enfeksiyonunun yanı sıra genital enfeksiyonlara da iyi geleceği umut ediliyor.

Lavator Ani

18 Aralık 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Penisin döl yolu içinde kalmasıdır. «Levator ani» kaslarının kasılması sonucu oluşur. Bu olay köpeklerde fizyolojik bir şeydir, köpekler cinsel birleşimden sonra onbeş ya da otuz dakika kadar birbirlerine çengellenmiş halde kalırlar. Kadınlarda ise buna üst döl yatağı krampı adı verilmektedir. (Levator anının sertleşmesi yüzünden meydana gelir).

Bu olay genellikle kuvvetli, sert birleşimlerden sonra görülür ve çoğunlukla çiftler dış bir etki olmadan birbirlerinden ayrılamazlar. Bazen ancak narkozla, bazen de kadının makatına bir ya da iki parmağın sokulması krampın çözülmesine yeterli olabilir.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Cinsel isteğin daha şiddetli bir şekilde azalması ve bazılarında ortadan kalkması durumudur.

Cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerr cinsel aktivitelerde bulunmak istemezler. Kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme şeklinde ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ve çiftler arası ilişkilerde sorunlara sebep olur.

Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan problemler yaşanabilir.

Bu sorun “travma sonrası (posttravmatik) stres bozukluğu” gibi başka psikolojik sorunlarla bir arada da görülebilir. Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi cinsel saldırıya maruz kalınan durumlarda, cinsel birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da cinsel dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.

Cinsel Arzunun Dozajı

15 Aralık 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

Cinsel arzunun ya da diğer deyişle cinsellik güdüsünün “dozajı” veya şiddeti her insanda farklıdır. Hatta bir birey belli bir zamanlarda geçici olarak cinsel arzusunda azalma veya artma hissedebilir.

Artmış Cinsel Arzu

Bazı kişiler çok fazla cinsel arzu duyduklarını hissederler ve bunun normal olmadığını düşünürler. “Aşırı cinsel arzu” olarak tanımlanan, çoğu durumda yapısal bir özelliktir ve bireyde baştan beri vardır. Bazı insanlar yapısal olarak cinselliğe daha “düşkündürler”.

Bazen bir birey hayatının belli bir döneminde diğer dönemlerine göre daha fazla cinsel arzu duyduğunun farkına varabilir.

Cinsel arzunun anormal bir şekilde yüksek olduğunun belirleyicisi, bu arzunun veya bu arzudan doğan cinsel davranışın kişiyi çok fazla meşgul etmesi ve günlük yaşantısını olumsuz etkilemesidir. Bu tanımın dışında kalan “yüksek dozlu cinsel arzu” anormal kabul edilmez.

CİNSELLİK HER ZAMAN ÖNEMLİ

10 Aralık 2009 admin  
Kategori: Cinsel Sağlık

IPSOS Araştırma Şirketi tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye’de erkeklerin Erken Boşalma (EB) konusunda algılarını ölçen araştırmayı Türk Androloji Derneği üyeleri yorumladı.

Dünya genelinde milyonlarca erkeği ilgilendiren ve önemli bir cinsel sağlık durumu olarak kabul edilen Erken Boşalma (EB) konusunda Türk halkının algısını ölçmek amacı ile tasarlanan araştırma sonuçlandı. Araştırmaya, 29–64 yaş aralığındaki çeşitli gelir gruplarından %20’si EB sorunu yaşayan 18 yaş üzeri 800 erkek katıldı.

Araştırmaya katılan erkeklerin %70’i cinselliği “önemli” olarak tanımlarken, haftada en az bir kere cinsel ilişkide bulunduğunu belirtiyor.

Araştırma sonucuna göre EB sorunu olan erkeklerin yalnızca 1/3’ünün profesyonel destek aldığı gözlenirken eğitim seviyesi daha düşük olan erkeklerin, EB konusunda daha fazla profesyonel destek aldığı gözleniyor.

Araştırmayı değerlendiren Türk Androloji Derneği Üyelerinden Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, EB’nin erkeklerde yüzde 30 oranında görülen bir tıbbi bir durum olduğunu belirterek, EB’ye yönelik çeşitli tedavi seçeneklerinin bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kadıoğlu ayrıca, bu konuda doğru bilgilenmenin önemine değinerek profesyonel destek almayan EB hastalarının interneti ana bilgi kaynağı olarak değerlendirdiğini sözlerine ekledi. Doğru bilgilendirme konusunda basına da önemli bir görev düştüğünü söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, doğru bilgi ve tedavilerle EB sorununun önemli ölçüde önlendiğine dikkat çekti.

Türk Androloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Önder Yaman araştırmaya katılan erkeklerin %82’sinin cinsel ilişkilerindeki memnuniyet ve memnuniyetsizlikleri konusunda eşleri ile konuşabildiklerini söyledi. Eşlerin birbirleri ile konuşmasının önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Yaman, yorgunluk, stres ve sinirli ruh halinin erken boşalma sorununu tetikleyebileceğini belirtti.

Türk Androloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Selahattin Çayan, EB sorunu yaşayan ve bu konuda profesyonel destek alan erkeklerin tüm ilişkilerinden haz alma oranının EB sorunu olmayan erkeklere oranla yüzde 20 oranında daha düşük olduğunu söyledi. Araştırma sonucuna göre, 19-29 yaş aralığında EB görülme sıklığının diğer yaşlara göre yüzde 10-15 oranında yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çayan, EB’nin yalnızca genç erkeklere yönelik tıbbi durum olmadığının ve tüm yaşlarda görülebileceğinin altını çizdi.

Sonraki Sayfa »