İnmemiş testisler kısırlığa neden olabiliyor

Yazan: admin 19 Eylül 2009 Cumartesi  
Kategori: Cinsel Sağlık

Yeni doğan erkek bebeklerde görülen inmemiş testis (erkek yumurtası) rahatsızlığının, ileride kısırlığa sebep olduğu belirtildi. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yunus Söylet, inmemiş testisin her 100 sağlıklı bebekten birisinde kalıcı bir hastalık olarak görüldüğünü söyledi.

Yeni doğan bir erkek çocuğun testislerinin torbada olmamasının ‘inmemiş testis’ olarak adlandırıldığını ifade eden Prof. Söylet, rahatsızlığın çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta görüldüğünü ifade etti.

İnmemiş testis rahatsızlığına erken doğan bebeklerde 3 kat daha fazla rastlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yunus Söylet, testisin çeşitli sebeplerden torbasına inmemiş olabileceğini belirterek, “Bu durumdaki çocukların 6 ay ile 1 yaş arasında tedaviye alınması gerekir. Tedavide iki yaş geçilmemelidir. Eğer farkında olunmadan bir gecikme olmuşsa, tedavi yine de derhal başlatılmalıdır” diye konuştu.

İnmemiş testisin ileride çocuk sahibi olmayı önlediğini belirten Prof. Söylet, şöyle devam etti: “Bu, çok bilinen bir kısırlık sebebidir. Bu sebeple, testisler ne kadar erken torbaya indirilirse, bu risk o kadar azalır. Ayrıca inmemiş testisli hastaların testislerinde ileride kanser gelişme riski vardır. Bu risk normal erkeklere oranla 15 kat daha fazladır.”

Kadınlar daha az fantezi kuruyor

Yazan: admin 19 Eylül 2009 Cumartesi  
Kategori: Cinsel Sağlık

Kadınların, cinsel isteği artıran fantezileri sıklıkla kurduğu sanılırdı. Oysa erkeklerin bu konuda daha yoğun oldukları ortaya çıktı. Fantezilerin cinsel isteği, duyarlılığı artırdığını belirten uzmanlar, kadınların sanıldığının aksine erkeklerden daha az fantezi kurduklarını belirtiyorlar.

Cinsel fantezi gereksinimlerinin çok yönlü olduğunu belirten uzmanlar, kadınların erkeklere nazaran daha az fantezi kurduklarını belirterek, onların kafalarında canlandırdıklarının genelde duygu ve romantizm dolu bir hikayeye benzediğini kaydetti.

İlişki beynin hazırlığıyla başlıyor
Cinsel isteğin istediğimiz zaman açıp kapatabileceğimiz elektrik düğmesi gibi kontrol edilecek bir şey olmadığını vurgulayan uzmanlar, çoğu insanın, özellikle yaşları ilerledikçe veya ilişkileri olgunlaştıkça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarılamadığını ifade etti. Bu dönemlerde fantezilerin önemli bir tetikleyici olduğunu kaydeden uzmanlar, ilişkinin beyin hazırlığıyla başladığına dikkat çekti.

Gün boyu fantezi önemli uyarıcı
Uzmanlar gün içinde çiftlerin birbirlerini arayarak aklından geçirdiklerini anlatmasının önemli bir uyarıcı olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar ayrıca, partneri olanların suçluluk duymamaları için, fantezilerini partneriyle sınırlı tutmasını öneriyor.

Mikro cerrahi erkekte kısırlığa çare oluyor

Yazan: admin 19 Eylül 2009 Cumartesi  
Kategori: Cinsel Sağlık

Erkeklerde kısırlığa yol açabilen varikosel, artık tüp bebek yönteminden çok daha kolay, kalıcı ve ucuz bir yöntem olan mikro cerrahi sayesinde başarı ile tedavi edilebiliyor.

Hızla gelişen mikro cerrahi sayesinde erkeklerde kısırlık sorununa çözüm bulunabiliyor. Bu yöntemle yüzde 90 oranında başarı sağlanabiliyor. Erkeklerin testis damarlarında sık görülen ve kısırlığa neden olan varisler, özel bir mikro cerrahi ameliyat ile düzeltilebiliyor.

Günümüzde mikro cerrahi ameliyatlar ile tedavisi mümkün olan erkek kısırlığı ve bu alandaki gelişmeler, 29 Kasım’da İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Üroloji Kliniği’nde yapılacak bir toplantıda tartışılacak.

Erkek kısırlığının en sık rastlanan nedeni varikoselin tüm yönleri ile ele alınacağı ve mikrocerrahi tekniklerine yönelik video gösterimlerinin yapılacağı toplantıya katılım ücretsiz.

Yüzde 90 başarı

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Androloji Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkek kısırlığında tek çarenin tüp bebek olmadığını, yeni gelişen mikro cerrahi ve endoskopi gibi teknikler ile sorunun çok daha kolay, kalıcı ve ucuz olarak çözümlenebildiğini belirtti.

Erkeklerin korkulu rüyası iktidarsızlık

Yazan: admin 17 Eylül 2009 Perşembe  
Kategori: Cinsel Sağlık

Bilimsel adı “seksüel empotans” olan iktidarsızlık, birçok erkeğin korkulu rüyası. Birçok ağır hastalığın bir bulgusu olarak da görülen iktidarsızlık olayı, yüzde 95 oranında psikolojik sebeplere dayanıyor. İktidarsızlık… Erkeklerin korkulu rüyası, onu yitirmemek için, var oldukları günden bu yana daha çok, daha çok olması için bitmeyen arayışın umutları, bu uğurda akıl almaz çılgınlıkların, spekülasyonların yaşandığı dalgalı bir deniz ve sonunda, uçup giden hayaller gibi, tam yaklaştığınız anda yok olan serap.

Konunun genel özeti bu. Ancak bir de madalyonun öteki yüzü var. Organsal olarak ve alt yapısı bakımından, neredeyse asla bozulmayacak kadar sağlam bir mekanizma. Penise gelen damarlardan kan pompalanacak, penisin içindeki sünger doku kanı emecek ve gelen kanın dönüş yolu üzerinde kas kasılıp, kanın dönüşüne izin vermeyince, penis ereksiyon halinde kalacak.

Kısaca söylersek, ya damarlarda daralma yani damar sertliği olacak, penise yeterince kan gelmeyecek ya da damarda anomali olacak. Damar sertliği, ileri yaşlarda düşünülebilir, anomali ise nadirdir. Dönen kanın yolunu kapatan sistemin bozulması da kural olmamakla birlikte, büyük bir oranla şeker hastalarında görülüyor.

Daha öz söylersek, birçok ağır hastalığın bir bulgusu olarak da görülen iktidarsızlık (bilimsel adı “seksüel empotans”) olayı, tüm iktidarsızlık şikayetlerinin yüzde 5′ini oluşturuyor. Geriye kalan yüzde 95′inde sorun, psikolojik kaynaklı.

Asıl cinsel organ; beyin
Boşuna dememişler, asıl cinsel organ BEYİN’dir diye. O beyin ki, insan olma yüceliğinin ve kalitesinin bir sonucu, kendi öz ve kimlik yapısına göre, cinsel işlevi yürütmenin amiri ya da kaptanı. Bunu bir örnekle sunayım:

Bir erkek düşünün… Cinsel yönden dünyanın en güçlü erkeği. Bir de kadın var, o da dünyanın en güzel, en beğenilen kadınlarından biri. Daha ilk bakışla, kadından erkeğe, birçok olumlu akım geçer. Gözü, kaşı, dudakları, yüzü, dişleri, saçı, beli, rengi, kokusu, mimikleri, cilvesi vb. Onun yanında moral ve etik değerler gelir. Kadının bir akraba ya da bir tanıdığın yakını olmaması vb. gibi. Gene kabataslak bir sayı söyleyelim, diyelim ki; kadından erkeği 100 dolaylarında olumlu akım geldi. Erkeğe “Bak aslanım, sen en güçlüsün, bu kadın da en güzel, buyurun bu ortam sizin” dediğimizde, eğer kapı açık, dışarıda da iki kişi varsa, erkekte ereksiyon olmayabilir.

Yani bu konuda bir tek olumsuz faktör ya da uyarı, 99 olumlu uyarıyı siler süpürür. Bu durum, tıpkı Birleşmiş Milletlerdeki VETO hakkı gibi çalışır. 99 üye bir karar için “olur” düğmesine bassa, veto etme hakkına sahip bir üye de, “veto” düğmesine bassa, doksan dokuz üyenin “olur”u işe yaramaz.

İşte cinsellik mekanizmasının özü budur. Bilinen, bilinmeyen ve çoğu kez erkeklerin: “Acaba gene mi başarısız olacağım?” ya da “Ya başarısız olursam?” korkuları, kendi veto haklarını yarattıklarından, kilitlenip kalırlar.

Araba sağlam ama…
Bunu başka örnekle, daha somut anlatalım:

Kusursuz bir arabayla yola çıktınız. Ankara’ya gidiyorsunuz. Arabanız Bolu’da tekledi, çalışmıyor. Bir usta getirdiniz, usta baktı: “Efendim, motor kusursuz,” dedi. O zaman akla benzin deposu gelir. O da ağzına kadar dolu. Siz ustaya, “Anladık, motor sağlam, benzin deposu dolu ama araba çalışmıyor,” dediğinizde, usta hafiften gülümseyerek; “Efendim, arabanızda aküden bujilere cereyan gelmiyor, hepsi bu,” dediğinde, sizin “bu araba çalışmıyor, çürüğe çıktı,” gibi düşünceleriniz de sadece bir korkudan ibarettir.

İşte cinsellikteki arabanızın uzmanı olan hekimin, “Arabanız sapasağlam ama akımda yetersizlik var,” sözünü ve onayını almanız gerekir.

Yoksa, ne kuvvet macunları, ne padişah formülleri, ne gergedan boynuzu tozu, ne havyar, ne falan, ne filan… Tümü boş bir arayışın, boş çırpınışlara, sömürücülere ve nice canlara mal olan avantajı ve de dramıdır.

Viagra örneği…
Düşünebiliyor musunuz ki, gergedanları bunun için katledecek kadar, boynuzun içinde etkili bir madde olsaydı, bunu modern teknik, üç dört dakikada bulur çıkarırdı. İşte VIAGRA örneği karşımızda. Bu ilaç yurt dışında peynir-ekmek gibi satılıyor. Bizim ülkemizde, cinsel kıskançlığın ve korkunun karambolünde, işler yokuşa sürülüyor. Neymiş, tehlikeliymiş. Tehlikesi de, dünyada 100 dolaylarında insan ölmüşmüş. Ben de diyorum ki, ülkemizde her gece karısının koynunda 100 erkek ölüyordur da, bizler duymuyoruz. Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, tıka basa doldurulmuş bir mide ile yapılacak bir seksin riski, Viagra riskini yüze katlar. Seksi mi yasaklayacaksınız?

Ancak bir hesap var ki, onu da yazmadan geçemeyeceğim… Bu ilaç insanlara mutluluk veriyorsa, kutsal yuvayı canlı ve ayakta tutuyorsa, kim, nasıl engeller? Biz buradan bir başka ihbarda bulunalım: Her yıl alkolden ölenlerin sayısı kaçtır acaba ülkemizde? 100 mü, 500 mü, 1000 mi? Çıkın efendim, çıkın. Bunun sirozu var, alkolün çılgınlığından kaynaklanan cinayetleri var. Siz bu hesabı yapadurun, biz Viagra’nın parasal potansiyeli ile ilgili bir başka sayı verelim.

Parasal potansiyeli
Bu ilaç, ülkemizde bir gün serbest satışa geçecektir. Bu durumda 5.000.000 erkek ya yetersizliklerinden ya da güçlerine güç katmak için bu ilacı deneyeceklerdir. Sağlık Bakanlığı’nın izin verdiği 4 adet 50 mg’lık paket, 16 milyon liranın üstünde satılıyor. Bu 80 trilyon eder. Yılda beş kutu kullanmak söz konusu ise, bu sayı 400 trilyona çıkar. Kapitalizmin dev ahtapot kolları böyle bir hesabı kaçırır mı?

Her neyse, olan gergedanlara, öteki canlılara ya da sönen umutlara oluyor.

Mantar enfeksiyonlarından nasıl korunmalı?

Yazan: admin 17 Eylül 2009 Perşembe  
Kategori: Cinsel Sağlık

Mantar enfeksiyonları, kadınlarda en sık görülen rahatsızlıkların başında yer alıyor. Risk faktörleri; antibiyotik tedavisi, gebelik, doğum kontrol hapları, sentetik giysiler. Kadınlarda gelişen vajinal enfeksiyon (vajinit) etkenleri içinde en sık izole edilen mantar, Candida albicans’dır. Vakaların yaklaşık yüzde 10-15′inde Torulopsis glabrata gibi diğer Candida türleri de etken olabilir.

Kadınların yüzde 75′lik kısmı yaşam süresince en az bir kez vajinal mantar enfeksiyonu geçirirler. Kendi normal vajinal floralarında bulunan mantar hücreleri çeşitli nedenlerle aktif hale gelip vajinit tablosu oluştururlar. Çok nadiren cinsel temasla geçebildiği de görülmüştür. Havuz, deniz gibi dış ortamlardan bir bulaşma söz konusu değildir. Vajinal kandidiazis için risk faktörleri arasında; antibiyotik tedavisi, gebelik, şeker hastalığı, doğum kontrol hapları, rahim içi araç (spiral), HIV, kortikosteroidler, eksojen hormonlar, sentetik giysiler, şişmanlık, kronik servisit ve radyasyon vardır.

Bazı kadınlarda vajinal kandidiazisin neden seyrek, bazılarında neden sık olduğunu açıklamak için konakçı faktörleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Belirti ve bulgular arasında en sık geceleri şiddetlenen ve sıcak ile artan kaşıntı görülür. Dış genital organlarda ve idrar yaparken yanma vardır. Cinsel ilişki sırasında ağrı olabilir. Kötü kokulu olmayan, beyaz renkli, içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde parçacıklar gözlenen bir akıntısı olabilir. Bazen de ince bir akıntı tarzı vardır. Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik, vulva derisinde soyulma ve küçük kanamalar gözlenebilir.

Hastalık birkaç kez tekrarlayabilir
Vajinal mantar infeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay, hem de zordur. Tedavi ile birkaç gün içinde şikâyetler geriler. Hastaların yüzde 5-25′lik kısmında hastalık ileri dönemlerde tekrarlayabilir. Yılda en az dört kez aynı tablo tekrarlar ise rekürren kandidiazisten söz edilebilir.

Mantarın vajinadaki sağlam dokuda derinlere ilerlemesi ve sessiz kalarak ilaçlardan da etkilenmemesi buna neden olabilir. Tedavide hem sistemik, hem de lokal etkili ilaçlar kullanılır. Vajinal ovül (fitil) ve kremler, ağızdan alınan antifungal (antimantar) ajanlar uygun doz ve sürede kullanılır. Tekrarlayan enfeksiyonlarda eş tedavisi de önerilir.

Kişisel hijyende, vajinanın su ile yıkanmaması, nötr pH derecelerine sahip sıvı sabunlar kullanılması, sentetik giysiler giyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, dar giysilerden kaçınılması, havuz ve deniz sonrasında ıslak mayoların değiştirilmesi tedaviyi kolaylaştırır.

Terapi ile cinsel isteksizliğin tedavi mümkün

Yazan: admin 17 Eylül 2009 Perşembe  
Kategori: Cinsel Sağlık

Uzmanlar, cinselliğin fizyolojik, bilişsel ve davranışsal bileşenler içeren ve gelişimsel ve kültürel etkilerle biçimlenen karmaşık bir oluşum olduğunu vurguluyor. Geçmişte tabu olarak görülen cinsel sorunlar, günümüzde doğal karşılanarak, terapi desteği ile tedavi ediliyor.

Erkeklerde androjenlerin cinsel dürtü ve davranışları etkilediğini belirten uzmanlar, düşük olan bireylerde tedavi ile bunun normal bir düzene oturtulduğunu kaydetti.

Daha bilimsel ele alınıyor
Cinsellik geçmişteki gibi ilkel yöntemlerle ve cahilce geçiştirilen bir olgu olmaktan çıkarak, her alanda ayrı bir uzmanlık alanı oluşturdu. Cinsel sorunları bulunan kişiler çekinmeden mutlaka bir uzmana görünmeli. Cinsel sorunlar, tek bir nedene bağlı bir yapı oluşturmadığı için, çoğunlukla bir takım çalışması ile psikiyatri, kadın doğum, üroloji, endokrin gibi bilim dalları ile koordineli bir biçimde tedavi ediliyor.

Utanılacak bir sorun değil
Uzmanlar, cinsel terapilerin çift ya da evlilik terapileri ile birlikte yapılması en yüksek başarıya ulaşılmasını sağladığını belirterek, bunun korkulacak ya da utanılacak bir durum oluşturmadığına dikkat çekti.

Cinsel terapi neler içeriyor?
Cinsel terapide, yeniden cinsel eğitim verildiği, insanın kendisini tanımasının sağlandığı, evlilik ya da çift ilişkilerini iyileştirip, endirekt olarak sekste iyilik sağlamaya çalışıldığı ve yatakta performans seyircisi değil oyuncu olmalarının sağlandığı bildirildi.

Sevilen renkler, cinsel karakteri belirliyor

Yazan: admin 16 Eylül 2009 Çarşamba  
Kategori: Cinsel Sağlık

Ev eşyalarından giysilerine kadar her şeyde kırmızı rengi tercih edenler ‘tutkulu ve şehvetli’ olarak biliniyor. Peki ya sarı, yeşil, mavi, gri ve diğer renkler? Çevrenize şöyle bir bakınca, sizin hayatınızda da mutlaka baskın bir renk olduğunu fark edeceksiniz. Peki, sevdiğiniz renklerin cinsel karakteriniz hakkında ipuçları verdiğini biliyor musunuz?

Giydiğiniz kıyafetler, evinizdeki eşyalar ve kullandığınız araba cinsel kişiliğiniz hakkında ipuçları verir. Anahtar ise, bu eşyalar için seçtiğiniz renklerdir. Etrafınıza baktığınızda özellikle giyiminizde ve ev dekorasyonunuzda belli renklere yoğunlaştığınızı göreceksiniz. En fazla görünen renk sizin baskın renginizdir; “cinsel sizi” yansıtan renktir. Konuyu inceleyen psikologlar renkler ve cinsel kalıplar arasındaki bağı aşağıdaki şekilde açıklamış. Peki buna göre siz hangi renktensiniz?

Pembe
Pembeyi seven insanlar, cinsel konularda gelişmeye gönülsüz olurlar. Bu kadınlar partnerlerine çoğu kez eziyet eder, vereceklerinden fazlası için söz verirler. Bazı durumlarda dişilikleriyle gösteriş yaparlar çünkü gizliden gizliye erkeklerden nefret ederler. Pembeyi seven erkeklere gelince… Bu tip erkekler kadınların peşinden koşar ve kur yaparlar. Hatta aynı gecede üç ayrı randevu verebilen fakat hiçbirisiyle buluşmayıp barın birinde yeni biriyle tanışabilen kişilerdir. Kocası pembe seven kadınlar ihtiyatı elden bırakmamalıdır.

Siyah
Siyah renk, gücü ve tutkuyu temsil eder. Cinsellik konusunda sekste tıpkı kırmızı gibi şehvetlidirler. Genellikle doğalarında sadizim ya da mazohizm vardır. Bu sebeple seks sırasında da hiçbir sınır tanımadan sevişirler. Biraz içe kapanık gibi görünseler de aslında sevişme anında diğer renklerden daha cesurdurlar. Fakat onlar saman altından su yürütenler gibi şehvetlerini yalnızca yatak odalarında partnerlerini şaşırtmak için gösterirler.

Mavi
Mavi sevenler harika cinsel partnerlerdir. Sevgi doludurlar, eşlerinin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar. Sevişmeyi bir sanat olarak görür ve ilişkilerine zarifçe yaklaşırlar. Mavi seven erkekler piyanistlere benzerler, piyano çalarmış gibi zarifçe sevişirler. Mavi kadınları cinselliklerinin tadını sonuna dek çıkartırlar. Hem kadınlar hem de erkekler önsevişmeden ve ardından gelen birleşmeden hoşlanır. Evlilikte mavi kişi mükemmel bir eştir, dışarıda gözü yoktur.

Kahverengi
Bu rengi seviyorsanız, eşiniz için bir hazinesiniz demektir. Kahverengi sevenler sıcak ve eşinin isteklerine karşı duyarlıdır. Bunun yanı sıra da kadın ya da erkek her iki cins de son derece romantiktir. Cinsellik onlar için 24 saatlik birşeydir. Ateşin kenarında sarılıp uyumak, yağmurda yürümek kahverengi sevenler için tahrik edicidir. Ancak romantik duyguları öyle bir yapıya sahiptir ki, bir tek kötü söz herşeyi mahvedebilir.

Sarı
Favori rengi sarı olan kişilerin cinsel eğilimleri bir hayli karmaşıktır. Çoğunlukla sarı seven kişiler daha güçlü olan partnerlerinin isteklerine pasif davranışlarla uyum gösterirler. Asla cinselliğin tadını tamamen çıkartamazlar ancak hoşlarına giden kimseyi de geri çevirmezler. Bu anlamda sarı cinsel tutkudan uzak bir renktir. Onlar için ilk adımı karşı taraf atmalıdır. Bu yüzden karşı taraf bir hamle yapana kadar yalnızca beklerler.

Beyaz
Beyaza tutulmuş insanlar için sevdikleriyle birlikte yatmak sevişmekten daha fazla tercih edilir. Cinsellikten pek fazla hoşlanmazlar. Bu insanların doğasında biraz tutuculuk vardır. Onlar için, Fransız öpücüğü müstehcen bir şeydir ve gün ışığında sevişmek duyulmamış bir olaydır. Beyazı seven kadınlar gizlilik içerisinde soyunur. Erkekler cinsel ilişkiden önce ve sonra mutlaka yıkanır.

Yeşil: Masum ve taze
Doğanın rengi olan yeşil, güven veren bir renktir. Bu yüzden partneriniz yeşili seviyorsa doğru kişiyle birliktesiniz demektir. Bu rengi sevenler cinsel yaklaşımlarında masum ve tazedir. Yeşili seven kadınlar partnerlerine her zaman sadıktırlar. Tutkuları olsa bile bunu partnerlerine çok fazla göstermezler. Yeşili seven erkekler anlaşılmaz tavırlarıyla karşılarındakini etkilemeyi iyi bilirler. Kısacası partneriniz yeşili seviyorsa asla ihanetten şüphelenmemelisiniz.

Mor: Önce kendileri
Bu rengi sevenler aşkta da, iş yaşamında da kolay elde edilmezler. Bu rengi seven kişilerin etrafındakiler, onları fazlaca bilgiç bulabilir. Mor rengi seven kadınların kişilikleri son derece güçlüdür. Onlar karşılarındakine gerçekten inanırsa ilişkiye girer ve oyunu kurallarına göre oynarlar. Erkekler ise aşk ilişkilerine iş ilişkisi tadında yaklaşırlar. Her iki cinsiyette de moru sevenler karşılarındakinin hoşnutluğundan çok kendilerininkini düşünürler.

Turuncu: Zarar verebilirler
Turuncu rengi sevenlerin cinsel fantezilere eğilimi vardır. Cinsel etkinliği kendilerinin başrolü oynadığı tek sahnelik bir oyun olarak görürler. Önsevişme cinsel birleşme kadar önemlidir. Tatlı şeyler, anlamsız diyaloglar fısıldarlar. Turuncu insanlar orgazm olamasalar bile çok iyi rol yaparlar. Seks sırasında şehvetten dolayı partnerlerine biraz zarar verebilirler. Turuncu erkekleri eşlerinin saçını çekmeye, kadınları da eşlerinin sırtında çizikler bırakmaya eğilimlidirler.

Kırmızı: Kıvılcım bir kez çaksın yeter
Kırmızı herkesin bildiği gibi tutkunun rengidir. Bu rengi seven kişiler ise çok şehvetlidir. Kırmızıyı seven insanları çuvaldaki kaplana benzetmek yanlış olmaz. Kolayca tahrik olur, hayal edilebilecek her yolda cinselliğin tadını çıkartırlar. Cinsel kıvılcım bir kez çaktığında onu söndürmek saatler alır. Kırmızıyı sevenler kavgacı olur ve daha zayıf renkler onlardan kaçınır. Aşk yaşamlarında fantezilerin yeri çok büyüktür.

Gri: Heyecansız
Bu renk kararsızlar tarafından sevilir. Hiçbir konuda heyecanlanmadıkları gibi renk konusunda da heyecansızdırlar. Gri seven erkekler cinselliği sakinleşme aracı olarak görür. Kadınlarlar ise iki nedenle cinsel ilişkiye girer. Biri, eşlerini memnun etmek diğeri de hamile kalmak.

Doğum kontrol yöntemi nasıl seçilmeli?

Yazan: admin 16 Eylül 2009 Çarşamba  
Kategori: Cinsel Sağlık

Günümüzde gerek cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi, gerekse istenmeyen gebeliklerin önüne geçilmesi açısından doğum kontrol yöntemleri büyük önem taşıyor.

Bu konu sadece Anadolu’da yaşayan eğitimsiz bireylerin değil metropol hayatının yoğunluğuna kapılmış şehir insanın da sorunu haline gelmiş durumda.

Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Op. Dr. Altuğ Semiz, kullanılan tüm doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Mutlaka uzman uygulamalı

Doğum kontrol yöntemleri çok çeşitli olmakla beraber bireyin yaşam tarzına en uygun doğum kontrol yöntemini seçmiş olması en doğru yaklaşım olacaktır.

Klasik doğum kontrol yöntemleri arasında kondom (prezervatif) doğum kontrolü yanı sıra cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da koruyucu olması avantajından dolayı özellikle çok partnerli kişilerce tercih edilmelidir.

Rahim içi araçlar (spiral), kadınlara uzman doktorlar tarafından uygulanan, belli aralıklarla kontrolü zorunlu olan doğum kontrol araçlarıdır. Uzun süre kullanım ve ilişki öncesi uygulama ihtiyacının ortadan kalkması gibi avantajları yanında jinekolojik iltihabi hastalıklara eğilimi artırması, uygulama sırasında uzman olmayan kişilerce yapılan yanlışlarla sorunlar yaşanması gibi riskler mevcuttur.

Hastalıklardan da koruyor

Spirallerin son yıllarda üretilen bir modeli ile iltihabi hastalıkların ve dış gebelik ihtimalinin görülme olasılığı çok daha fazla düşürülmüştür. Bu progesteronlu yeni kuşak spirallerden kadınların adet düzensizliklerini düzeltmek konusunda da faydalanılmaktadır.

Doğum kontrol yöntemleri arasında kadın prezervatifleri (femidom) özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma görevini kendi üzerine almak isteyen kadınların tercihi olmaktadır.

Sekse hayır dememeyi öğrenin

Yazan: admin 16 Eylül 2009 Çarşamba  
Kategori: Cinsel Sağlık

İnsanın içinden her zaman seks yapmak gelmez. Bazen istek olsa bile, çeşitli sebeplerle bu bastırılır. Size tavsiye, böyle anlarda kendinize ortam yaratın. Bu şekilde aşk hayatınızı daha da renklendirebilirsiniz.

Üstelik ‘Kadınlar bu konuda çekimser davranmalı’ gibi hükümleri de kafanızdan silin… Aksi halde ilişkiniz monotonluktan zor kurtulur.

Cinsellikte her şey karşılıklı olmalı ve her iki taraf da bu anlamda girişken davranmalı. Eşinizle başbaşa kaldığınız anları iyi değerlendirin.

Dışarı çıkıp yürüyüş yapın, birlikte güzel bir film seyredin veya küvetiniz doldurup, beraber bir küvet keyfi yapın.

Yanında müzik, mum ışığı ve sevdiğiniz içeceği almayı unutmayın. Hatta bütün bunları fırsatlara bırakmayın, fırsatı kendiniz yaratın…

İktidarsızlık kadınların da derdi

Yazan: admin 15 Eylül 2009 Salı  
Kategori: Cinsel Sağlık

Uzmanlar, yapılan araştırmalarla kadınların da tıpkı erkekler gibi cinsel iktidarsızlık sorunu yaşayabileceklerinin belirlendiğini belirtiyorlar.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tufan Tarcan, kadınların da erkekler gibi ‘cinsel iktidarsızlık’ yaşayabileceğini söyledi. Doç. Dr. Tarcan, cinsel yaşamda erkeğe göre daha pasif rolde bulunan kadınların sorunlarının sosyal, dinsel ve cinsel tabulardan dolayı araştırılamadığını, yaşlanmayla cinsel yaşamın sona erdiği kanısıyla da, bu sorunların dile getirilmediğini kaydetti.

Cinsel isteksizlik, cinsel uyarılma ile orgazm bozuklukları ve ağrılı cinsel ilişkinin yaşlılıkta daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Tarcan, psikolojik nedenlere bağlı olarak gerçekleştiği düşünüldüğü için cinsel sorunların organik incelemesinin yapılmadığını söyledi.

Yaşlanmayla zayıflar

Araştırmasında, 6 aylık ile 90 yaş arasındaki kadın kadavralarında klitoral dokuları incelediğini ifade eden Doç. Dr. Tarcan, şöyle devam etti:

“Klitoral orgazmın olabilmesi için klitorisin uyarılmaya, düz kas gevşemesi ve kanla dolma şeklinde cevap vermesi gerekir. Bu olayların sonucunda klitoral engorjman sağlanır ve kadın klitoral orgazma hazırlanır. Yaşlanmayla birlikte, bu mekanizmada zayıflama oluyor. Klitoris yeterince kanla dolamıyor, çünkü bunu sağlayacak düz kas miktarı azalıyor.

Bunun yerine gevşeme yeteneği olmayan sert bağ dokusu miktarı artıyor ve ‘fibrozis’ denilen histopatolojik durum oluşuyor. Bu mekanizma, yaşlı kadınlarda klitorisin engorjman yetersizliğine yol açıyor. Yani, kadınlarda yaşlanmayla birlikte görülen klitorisin uyarılma yetersizliği, yaşlı erkeklerdeki ereksiyon kaybının benzeridir.”

Kadın için de geçerli

Doç. Dr. Tarcan, kalp hastalığı, damar sertliği, hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği olan yaşlı kadınlarda, aynı yaş grubuna göre klitoral değişikliklerin çok daha fazla görüldüğünü vurguladı.

“Bir tür ‘kadın iktidarsızlığı’ olarak da tanımlanabilen bu durum hipertansiyon, aterosklerotik damar hastalığı, diyabet gibi hastalıklarda daha sık izlenmektedir” diyen Doç. Dr. Tarcan, erkeklerdeki iktidarsızlığın en önemli nedenlerinden biri olan damarsal risk faktörlerinin, kadınların iktidarsızlığı için de geçerli olduğunu kaydetti.

Erkeklerdeki ereksiyon yetersizliği birçok çalışmaya konu olurken, kadınların uyarılma bozukluklarının nedenlerinin hiç araştırılmadığına işaret eden Doç. Dr. Tarcan, “Erkeklerde kullanılan Viagra gibi ilaçlar geliştirilirse, özellikle kadınlarda yaşlanmayla ortaya çıkan cinsel sorunların bir kısmı çözüme kavuşabilir” diye konuştu.

Sonraki sayfa »