Hafif egzersizler Alzheimer’den koruyor
Yazan: admin 29 Ağustos 2009 Cumartesi
Kategori: Genel sağlık
->
Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan iki araştırma; yürüyüş, hafif koşu gibi ağır olmayan egzersizlerin de bunamaya karşı etkili olduğunu ortaya koydu.
İlk araştırma, Virginia Üniversitesi Tıp Okulu’nda, 71 yaş ve üzeri 2 bin erkek üzerinde yapıldı. Denekler 1991-1993 yıllarında gözlendi, 1994-1996 yıllarında nörolojik takipleri yapıldı, 1997- 1999′da da kaçında Alzheimer görüldüğü araştırıldı.
Günde yarım kilometreden az yürüyen kişilerde Alzheimer oranının, günde 1,5 kilometreden fazla yürüyenlere göre 1,8 kat daha fazla olduğu saptandı.
Harvard Tıp Okulu’nda yapılan bir araştırmadaysa, 70 yaş ve üzeri 18 bin 766 kadın izlendi. 1986′da başlayan araştırmada kadınlar, haftada ortalama ne kadar enerji harcadıklarına bakılarak incelendi.
Haftada 40 dakikadan az yürüyenler, kavramsal yetenek testinde haftada en az 1,5 saat yürüyenlere göre daha düşük puan aldı.
Alzheimer hastalığının belirtileri
Yazan: admin 29 Ağustos 2009 Cumartesi
Kategori: Genel sağlık
Alzheimer hastaları iletişim, öğrenme, düşünme ve çözüm bulmada ciddi güçlükler çekiyor. Bu problemler zamanla onların iş, sosyal aktivite ve aile yaşamlarını olumsuz yönde etkiliyor. İşte Alzheimer hastalığını ele veren başlıca belirtiler…
Belleğimizin yaşlandıkça güçsüzleşmesi normal. Ancak, Alzheimer hastalığındaki belirtiler, bellekteki sıradan değişikliklerden çok farklı.
Bellek kaybı
Bellekteki bozulmanın en erken işareti, son zamanlarda öğrenilen yeni bilgilerin unutulmasıdır. Randevuların, isimlerin ya da telefon numaralarının zaman zaman unutulması bir ölçüye kadar normaldir. Alzheimer hastaları ise böyle şeyleri daha sık unuturlar ve daha sonra da hatırlamazlar.
Günlük işleri yapmada zorluk
Alzheimer hastalığı ile ilişkili bellek kaybı yaşayanlar, normal şartlarda sıradan günlük aktiviteleri yapmada bile zorluk çekerler. Alzheimer hastası her zaman yaptığı basit bir yemeğin bile nasıl hazırlanacağını hatırlamaz ve zamanla ev işlerini yapamaz hale gelir.
Konuşma güçlüğü
Bazen herkes doğru sözcüğü bulmada zorlanabilir. Alzheimer hastası ise en basit sözcükleri bile unutabilir veya o sözcüklerin yerine çok anlamsız olanlarını yerleştirebilir. Konuşmasını yersiz ve anlamsız zamanda değiştirebilir ya da anlaşılması çok güç şeyler söyleyip yazabilir.
Zaman ve yer kavramının karıştırılması
Bazen ‘bugün haftanın hangi günü’ olduğunu veya ‘şimdi nereye gideceğinizi’ unutmanız normaldir. Ancak, Alzheimer hastaları kendi yaşadıkları sokağı, nerede olduklarını ve buraya nasıl geldiklerini de unutabilirler, evlerine nasıl döneceklerini hatırlamazlar.
Zayıf yargılama – karar vermede karmaşa
Alzheimer hastalarında kararlar ve yargılar dramatik bir hale gelebilir. Hastalar, havaya bakmadan ılık bir günde birkaç tane hırka ya da kazak giyebilirler. Çok soğuk bir havada sadece tek bir tişörtle sokağa çıkabilirler. Para harcarken doğru kararlar veremezler.
Düşünmede yaşanan sorunlar
İşler çok yoğun olduğunda notlarınızı hatırlamak oldukça zorlaşabilir. Ancak, Alzheimer hastaları bu notların neler olduğunu değil, ne işe yaradıklarını da unutabilirler.
Eşyaların yerlerini şaşırma
Eşyaları zaman zaman yanlış yerlere koyup unutabiliriz. Ancak Alzheimer hastaları, eşyalarını oldukça farklı ve anlamsız yerlere koyabilirler: Buzdolabına para çantasını koyup unutabilirler.
Ruh hali ve davranış değişiklikleri
İnsanlar zaman zaman mutsuz olabilirler. Ancak bir Alzheimer hastası, hiçbir neden yok iken aniden ruh dalgalanmaları gösterebilir. Sakinken birden sinirlenip sonra da birdenbire gözyaşları dökebilir.
Eğer kendinizde veya bir yakınınızda Alzheimer hastalığına ilişkin kuşkularınız varsa, aşağıdaki yetenekleri izlemenizde yarar var…
- Giyinme ve soyunma değişimleri
- Evde veya çevrede yön tayin etme yeteneği
- Yemek yeme tarzı
- Tuvalet kullanımı
- Banyo veya duş alma
- Yemek pişirme
- Bankalar ile ilgili işlemleri yerine getirme
- Alışveriş yapma biçimi
- Otomobil kullanma
- Parayı kullanma tarzı
- Bedensel bakıma gösterilen önemde azalma
- Davranış değişiklikleri
- Uyku düzeninde değişimler
- Konuşma ve anlama yeteneğinin farklılaşması
Alzheimer hastası yakınları sabırlı olmalı
Yazan: admin 29 Ağustos 2009 Cumartesi
Kategori: Genel sağlık
->
Alzheimer hastalığı ile birlikte hastada; hafıza, konuşma, yön bulma, insanları tanıma gibi konularda sorunlar yaşanır, günlük işler yerine getirme sorunları ve davranış bozuklukları görülebilir. Bu nedenle uzmanlar, Alzheimer hastası yakınlarının anlayışlı ve sabırlı olması gerektiğini belirtiyor.
Alzheimer hastalığı, zihinsel işlevlerde bozulmaya yol açan, ilerleyici bir beyin hastalığıdır.
Alzheimer hastalığının hem hasta yakınları hem de hastanın kendisi için çok zor bir hastalık olduğunu ifade eden uzmanlar, bu yüzden hastanın yakınlarına çok büyük görevler düştüğünü belirtiyor.
Hasta yakınları belirtileri bilmeli
Ayrıca, hasta yakınlarının bu hastalığa yakalananların belirtilerini bilmesi, hastanın bilinçsiz olduğunu kabul ederek davranışlarını doğal karşılaması gerekiyor.
Hasta yakınlarının anlayışlı ve sabırlı olması gerektiğini söyleyen uzmanlar, bu hastalığa yakalananların bilinçli ya da bilinçsiz olarak intihar girişiminde bulunabileceği yönünde de uyarıda bulunuyor.
Alerjik hastalıklar şehir çocuklarını etkiliyor
Yazan: admin 28 Ağustos 2009 Cuma
Kategori: Genel sağlık
Uzmanlar, alerjik hastalıkların en çok şehirli çocukları etkilediğini ifade ederek, bunun en önemli nedenlerinin şehir tipi ev içi yaşam, sık antibiyotik kullanımı, değişen beslenme alışkanlıkları, virütik solunum yolu enfeksiyonları ve kreş ortamı olduğunu belirtiyor.
Açıklama yapan Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Nerin Bahçeciler, özellikle 20-30 yılda alerjik hastalıklarda büyük artış gözlendiğini belirterek, özellikle şehirlerde yaşayan çocukların alerjik hastalık mağduru olduklarını bildirdi.
Şehirli çocuklarda sık görülen, uzun süren, bir türlü geçmek bilmeyen öksürük nöbetlerinin, çoğu zaman alerjik hastalık habercisi olduğunu vurgulayan Bahçeciler, alerjik hastalıkların çocukluk çağının en sık rastlanan kronik hastalıkları olduğunu söyledi.
“Ne yazık ki, alerjik hastalıklar genellikle erken fark edilmiyor ve çocuk işe yaramayan tedavilerle oyalanıyor” diyen Bahçeciler, çocuklarda en sık görülen alerjik hastalıkların egzama, öksürük veya hırıltı, astım, rinit-sinüzit ve besin alerjisi olarak sıralanabileceğini kaydetti.
Nerin Bahçeciler, “Alerjik hastalıklar en çok şehirli çocukları etkiliyor. Bunun en önemli nedenleri şehir tipi ev içi yaşam, sık antibiyotik kullanımı, değişen beslenme alışkanlıkları, virütik solunum yolu enfeksiyonları ve kreş ortamıdır” dedi.
Bebeklerde alerjinin, 1-2 yaşına kadar egzama, inek sütü ve yumurta alerjisi olarak ortaya çıktığını, 3 yaşlarında bu durumun düzelebildiğini, bu yaştan itibaren de başka bir alerjik durumun ortaya çıkabileceğini dile getiren Bahçeciler, alerjik öksürüğün, “hırıltı atakları ve burunla ilgili tıkanıklık, akıntı, hapşırık, horlama gibi yakınmalarla geliştiğini” kaydetti.
Bahçeciler, öksürük, hırıltı, nefes darlığı rahatsızlıkların bazı çocuklarda 5-6 yaşlarına, bazılarında ise ergenliğe hatta erişkinliğe kadar devam ettiğini belirtti.
Bahar alerjisine karşı altın öğütler
Yazan: admin 28 Ağustos 2009 Cuma
Kategori: Genel sağlık
Bahar gelince ilk aklımıza gelen ağaçların çiçek açması geliyor. Bahar alerjisi olan milyonlarca insan için ise bahar demek, nezle, burun akıntısı, tıkanıklık ve diğer belirtiler demektir. Bahar aylarının başlarında, alerjiye neden olan en büyük suçlu ağaçların yaydığı polenlerdir.
MayoClinic’te yer alan habere göre, plastik çiçek ve yapay çim almadan önce, bu basit ve etkili yöntemleri deneyebilirsiniz.
İşte size alerjinizi tetikleyebilecek şartları azaltmanın yolları:
- Polenlere karşı dikkatli olun. Rüzgarlı havalarda sokağa çıkmayın, dışarı çıkmak için en iyi zaman güzel bir yağmur sonrasıdır. Çünkü yağmur, polenlerin temizlenmesine yardım eder.
- Çimleri kendiniz biçmeyin, bahçenizdeki otları yolmayın ve alerjinizi artıracak diğer bahçe işlerini başkasına devredin.
- Giydiğiniz giysileri dışarı çıkartın ve silkeleyin, aynı zamanda cildinizdeki ve saçınızdaki polenleri uzaklaştırmak için banyo yapmak isteyebilirsiniz.
- Evcil hayvanınız varsa yatağınızdan ya da kanepenizden uzak tutun.
- Çamaşırlarınızı dışarıya asmayın, polenler örtülere ya da havlulara yapışabilir. Maddi imkânınız varsa çamaşır kurutma makinesi edinebilirsiniz.
- Bahçe işi yapacaksanız, toz maskesi takın.
- Polen sayısı arttığında kendinize daha çok dikkat edin.
Mevsimsel alerji ve belirtileri polen sayısı arttığında şiddetlenebilir. Bu adımlar sizin polenlerden etkilenmemeniz için yardımcı olacak:
- Öğrenebileceğiniz herhangi bir bilgi kaynağınız varsa mevcut polen seviyesini kontrol edin.
- Eğer yüksek polen oranı olacaksa, belirtileriniz başlamadan alerji ilaçlarınızı içiniz.
- Kapı ve pencereleri geceleri ya da polenlerin sayısının yüksek olduğu herhangi bir zamanda kapatın.
- Polenleri en üst seviyede olduğu sabahın erken saatlerinde dışarıda egzersiz yapmaktan sakının.
Evinizdeki havayı temiz tutun
Evinizdeki havadan tüm alerjenleri ortadan kaldırabilecek bir ürün henüz yok, fakat bunlar size yardım edebilir:
- Evinizde ve arabanızda klimayı çalıştırın.
- Serinletici sisteminizde mikron alerji etkili filtre kullanın.
- İçerdeki havayı kurutucu aracılığıyla kuru tutun.
- Yatak odanızda yüksek etkili partikül hava filtresini kullanın.
- Küçük partikül aparatı ya da HEPA filtresi olan elektrikli süpürgeyle evinizi süpürün.
Anne karnında alerjik madde tehlikesi
Yazan: admin 28 Ağustos 2009 Cuma
Kategori: Genel sağlık
Uzmanlar, bebeğin anne karnındayken alerji yapan maddelerle karşılaşmasının, doğduktan sonra karşılaşmasından daha fazla riskli olabileceği konusunda anne adaylarını uyarıyor.
İngiliz bilim adamları; sigara içen, polen oranı yüksek ve tozlu ortamlarda yaşayan, hayvan besleyen ve alerjiye yol açacak şekilde beslenen hamilelerin, çocuklarını alerjik hastalıklar, özellikle astım riskine soktuğunu bildirdi.
Kuzey Staffordshire’daki Stoke-on-Trent Hastanesi bilim adamlarının yaptığı araştırmalar, bebeğin alerji yapan maddelerle anne karnında karşılaşmasının, doğduktan sonra karşılaşmasından daha fazla risk yaratabileceğine dikkat çekti.
Bilim adamları, bu rahatsızlıkların tedavisine bebeğin doğumundan hemen sonra da başlanabileceğini belirtti.
Doktorlar, göbek bağında yüksek oranda antikor bulunan bebeklerin daha büyük risk taşıdığını bildirdi. Bu sonuca 1989- 1990 yıllarında bin 300 bebeğin göbek bağını inceleyerek ulaşan bilim adamları, geçen 20 yıl içinde 4 kat artış görülen alerji vakalarının önlenebilmesi için araştırmalarını genişleterek sürdüreceklerini açıkladı.
Yaş farkından kaynaklanan sorunlar
Yazan: admin 27 Ağustos 2009 Perşembe
Kategori: Cinsel Sağlık
Her ilişkide zaman zaman problemler yaşanabiliyor ama yaş farkının büyük olduğu beraberliklerde durum biraz daha farklı. Uzmanlar, yaş farkı kaynaklı sorunların eşler arasında karşılıklı anlayış ile çözülebileceğini ifade ediyor.
Uzmanlar, eşler arasında büyük bir aşkın ve ortak noktaların olduğu müddetçe yaş farkının çok da büyütülmesi gereken bir sorun olmadığını belirtiyor ve bir ilişkinin yürümesi için derinliğinin önemine dikkat çekiyor.
Özellikle cinsel çekimin yoğun olduğu birlikteliklerde yaş farkının pek önemi kalmıyor ve diğer ilişkiler gibi mutlu bir şekilde devam edebiliyor.
Erkeğin korkusu cinsel yetersizlik
Uzmanlar genelde kadınların kendilerinden yaşça küçük erkeklerle birlikte olmaktan çekindiklerini belirtiyor. Kadınlar, genç erkek tarafından terkedilme korkusunu daha yoğun yaşadıkları için, böyle bir ilişkiden uzak duruyor.
Erkekler ise bu endişeyi pek taşımıyor. Onların en büyük korkusu; cinsel yetersizlik. Yaşça küçük kadın tarafından artık çekici bulunmama endişesi birçok erkeği korkuya ve bunalıma sürükleyebiliyor. Aslında uzmanlar, eşler arasında en fazla 10 yaş fark olmasının doğru olduğunu belirtiyor. Daha büyük bir yaş farkı, ilişkinin bir noktasında tehlike çanlarının çalmasına yol açabiliyor.
İlişkilerde yaş farkının olumsuz yanları
Aralarında 15 – 20 yaş fark olan çiftler, genelde ayrı kültürlerde yetişiyor. Yetiştirilme tarzları başka olduğundan, dolayısıyla hayat görüşleri de farklı oluyor. Birbirlerini çok etkilemese de, çocuk olduktan sonra ilişki çıkmaza girebiliyor.
Bir diğer önemli konu; yaş farkından dolayı ikisinin de düşünce tarzlarının genelde ayrı olması. Bu aslında çok normal. 70 yaşındaki bir erkek belki yavaş yavaş ölümü düşünmeye başlarken, 55 yaşındaki bir kadın, kendini henüz hayatının baharında hissedebiliyor. Bu da çiftler arasında iplerin kopmasına yol açabiliyor.
Cinsel sorunları yok
Araştırmayı yapan uzmanlara göre; bu çiftler cinsel açıdan çok büyük sorunlar yaşamıyor. Çünkü birçok kadın, sürekli seks isteyen bir erkeğin etraflarında bulunmamasından hoşnut iken, erkekler de genç kadınlarla yeni tecrübeler yaşamaktan oldukça zevk alabiliyor.
Peynir, diş çürümesine engel
Yazan: admin 26 Ağustos 2009 Çarşamba
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Toplumda aydın kesimlerin bile diş sağlığını ihmal ettiklerini belirten uzmanlar, ülkemizde 20 – 24 yaş grubundaki insanlarda tedavi edilmemiş veya edilmesi gereken çürük diş sayısının ortalama 6 olduğunu kaydediyor.
Diş ve ağız sağlığına gerekli önemin verilmediğini belirten Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Gülyurt, insanların bu sebeple çeşitli hastalıklara yakalandığını söyledi.
Türkiye’de diş ve ağız hastalıklarının çok oluşunun koruyucu diş hekimliğine gerekli önemin verilmemesinden kaynaklandığını işaret etti.
Durumun ciddi sağlık problemlerine sebep olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Gülyurt, “Problemin çözümü insanların eğitimine bağlıdır. Enfeksiyonel hastalıklar ağız yoluyla bulaşır. Üniversitemize bağlı diş hekimliğimiz sadece Erzurum’a değil tüm Doğu ve Karadeniz Bölgesi’ne hizmet vermektedir” dedi.
Çocuklar eğitilmeli
Çocuklara diş sağlığı konusunda gerekli eğitimin verilmesi gerektiğini vurgulayan Gülyurt, küçük yaşlarda çocuklara diş fırçalamanın öğretilmesi gerektiğini ifade etti.
Çocukların şekerli yiyeceklere karşı sempatileri olduğu için tatlı yiyeceklerin çocuklar tarafından fazla miktarlarda tüketildiğine işaret eden Prof. Dr. Gülyurt, annelerin bu konuda dikkatli olmalarını istedi.
Çocuklara süt ürünleri verilmesi alışkanlığının kazandırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gülyurt, süt ürünlerinden peynir gibi yiyeceklerin diş çürümelerini önlediğini söyledi.
Türkiye’de diş hekimliğinin sadece tedavi edici hizmetleri yürütmesinin, ciddi ekonomik kayıplara sebep olacağını vurgulayan Prof. Dr. Gülyurt, diş ve ağız hastalıklarının kadınlara oranla erkeklerde daha az olduğunu belirtti.
Kirli hava ‘kronik farenjit’ nedeni
Yazan: admin 26 Ağustos 2009 Çarşamba
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Kronik farenjiti tetikleyen nedenlerin başında, sigara ve alkol almak, sürekli sigara dumanına maruz kalmak ve tozlu ortamlarda bulunmak geliyor.
Farenjit halk arasında boğaz ağrısı olarak bilinen, boğaz kısmının iltihaplanması rahatsızlığına verilen isimdir. Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Pınar Korlu, boğazda kuruluk, yutkunma zorluğu, ateş ve öksürük gibi klasik grip belirtileri ile ortaya çıkan ‘farenjit’ hastalığının yeni oluşmuş ve şiddetli şikayetler yapan haline akut farenjit denildiğini, ancak uzun süreden beri olan ve hastada sürekli ancak düşük seviyede şikayete neden olan haline de kronik farenjit adının verildiğini söylüyor.
Faranjit, pek çok nedenden kaynaklanabiliyor. Sigara, alkol ve kirli hava bu nedenlerin başında geliyor.
Akut farenjit genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Kronik farenjitte ise yine enfeksiyon etkenleri rol oynamasına rağmen genellikle tahriş edici bir faktör bulunuyor. Bunlar arasında sigara içilmesi, alkol kullanılması, kuru ve kirli hava gibi faktörler var.
Burun tıkanıklığı yapan faktörler (kemik eğriliği, geniz eti,v.b) alerji, geniz akıntısı, mideden asit kaçağı aşırı sıcak veya soğuk besinler de farenjite neden olabiliyor.
Boğaz ağrısı, yutkunma zorluğu, boğazda kuruluk, yanma ve kaşınma hissi, ateş ve öksürük başlıca belirtileri arasında sayılıyor. Boğazda kuruluk hissi, gıcık, yanma, kuruluk, yabancı cisim hissi, takılma, hafif yutkunma zorluğu gibi şikayetler kronik faranjit belirtileri arasında yer alıyor.
Akut farenjitte enfeksiyon söz konusu olduğundan enfeksiyon tedavisi öneriliyor. Bunun yanı sıra, ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar, öksürük kesiciler ve ağız gargaraları kullanılabiliyor.
Kronik farenjitin tedavisi ise oldukça zor olarak tanımlanıyor. Bu hastalık çoğu zaman tam olarak ortadan kaldırılamıyor. Hastalığa neden olan bozukluklar var ise (alerji, kemik eğriliği, et büyümesi, reflü vb). Bunların ortadan kaldırılması daha etkili oluyor. Her iki faranjit vakasında da hastaların sigara ve alkol kullanmamaya, tozlu yerlerde ve kirli havada bulunmamaya, aşırı sıcak ve soğuk gıdalar almaktan kaçınmaya özen göstermesi gerekiyor.
Sigarayı bırakmanın yolu bilinçlenmek
Yazan: admin 26 Ağustos 2009 Çarşamba
Kategori: Genel sağlık
Sigara kullanımı, hem kulananan kişinin hem de etrafındaki bireylerin sağlığına ciddi zararlar veriyor. Toplu alanlarda sigara kullanımının yasal olarak zorlaştırılması, sigarayı bırakma sürecinde sanıldığı kadar etkili olamıyor.
Acıbadem Sağlık Grubu, International Hospital Etiler Tıp Merkezi’nden Klinik Psikolog Reyan Kanyas, “Hangi çözüm yöntemiyle olursa olsun, hem içenlerin hem de içmeyenlerin sigara kullanımını azaltmak amacıyla bilinçlenmeye ve daha fazla aktifleşmeye ihtiyacı tartışılmazdır. Bu, içeriden verildiği ve yakınlardan da destek alındığı zaman kazanılabilecek bir savaştır. Kendi istediği takdirde, herkes sigarayı bırakabilir” diyor.
Sigara, ciddi nikotin bağımlılığı yapıyor. Zaman içerisinde fiziksel nikotin ihtiyacına, el ve ağız alışkanlığı ile davranışsal şartlanmalar da ekleniyor.
Klinik Psikolog Reyan Kanyas, bizi sigara kullanmaya tevşik eden başlıca nedenleri şöyle sıralıyor:
- Kahve veya alkol tüketimi
- Yemek sonrası keyif ihtiyacı
- İş yerinde mola ihtiyacı
- Sinirlenince ya da heyecanlanınca sakinleşme ihtiyacı
- Direksiyon başında sıkıntıdan doğan ihtiyaç
- Kül tablası, sigara, çakmak görünce şartlanmaya bağlı olarak duyulan sigara içme ihtiyacı
Sigara içen kişi, yakın çevresinde, içmeyenler ile sorunlar yaşıyor. Sigara içmenin yasak olduğu iş ve sosyal ortamlarda ise kişi, alışkanlığı nedeniyle zor durumda kalabiliyor. Sigara içen kişilerin, zararlarını bilseler de, bu bağımlılıktan kurtulamayacaklarını varsayarak, bu sorunları beyinlerinin gerisine ittiklerini söyleyen Reyan Kanyas, “Sigara içen kişi, bir süre için sigara içemeyeceği toplantı, uçak-otobüs yolculuğu, sinema gibi durumlarda huzursuz ve sinirlidir. Bu ruh hali etrafına yansır. Ayrıca etrafındaki sigara içmeyen kişiler tarafından, etrafa yaydığı kötü koku ve dumandan dolayı olumsuz algılanır” diyor. Sigarayı herkesin bırakabileceğini belirten Kanyas, birçok kişinin kendi başına bırakabildiği gibi, bazı kişilerin de ilaç tedavileri, grup psikoterapileri, nikotin sakız ve bantları gibi destekler aracılığıyla bırakabildiklerini belirterek, bu süreçte işe yarayabilecek önerileri şöyle sıralıyor:
- Sigarayı bıraktığınız ilk günlerde tıbbi destek alın. Sigaraya yeniden başlama eğilimleri, sigara içmenin bırakıldığı ilk haftalar içinde oluyor.
- Sigarayı azaltarak bırakanların yeniden başlama olasılığı, bir anda keserek bırakanlara göre daha çoktur. Bu nedenle, azaltarak bırakma yolunu denemeyin.
- Sigara bırakıldığında ilk günler 3-5 dakika süren sigara isteği dalgaları sıklıkla gelecektir. Bu zamanlarda sigaranın zararlarına yoğunlaşarak veya bir arkadaşınız ile sohbet ederek bu dalgayı atlatabilirsiniz.
- Sigarayı bırakan kişi için el alışkanlığının yerini alacak başka el ve ağız alışkanlıkları oluşturun. Bol sıvı gıda ve meyve tüketilerek hem ağız alışkanlıkları değiştirilir hem de sağlıklı beslenerek kilo alınmasının önüne geçilir.
- Egzersize başlamak, sigara bırakmada görülen fazla yemenin getireceği kilolardan kurtulmak ve motive olmak açısından faydalıdır. Ancak sigara içimi sırasında yapılan egzersizler de sağlığınızı tehdit edebilir.

