G noktası nedir ?
Yazan: admin 30 Haziran 2009 Salı
Kategori: Cinsel Sağlık
->
G noktası nedir ?
Gräfenberg noktası, ya da kısaca G-noktası, os pubis kemiğinin arkasında üretra’yı çevreleyen bir jenital bölgedir. Alman jinekolog Ernst Gräfenberg’e atfen isimlendirilmiştir.
Kadın cinselliğindeki önemi son 10 yılda artan bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Kadın orgazmının sadece klitoris değil G-noktası tarafından da ve çok güçlü bir şekilde tetiklenebileceği iddia edilmektedir.
Konumu itibarıyla cinsel ilişki esnasında yeterli bir şekilde uyarılamadığı için, genelde bir çok kadının bu erojen noktadan habersiz bir şekilde yaşadığı iddia edilmektedir. Uyarı için en iyi yol, erkeğin avucu yukarı bakacak şekilde orta parmağını 2. boğuma kadar sokarak hafifçe kıvırması ve parmak ucuyla vajina duvarını ileri geri uyarmasıdır.
Cinsel yaşamı yok eden faktörler
Yazan: admin 30 Haziran 2009 Salı
Kategori: Cinsel Sağlık
İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları..
Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. Bu sorunlara katkıda bulunan faktörler arasında çok fazla alkol; bazı ilaçlar ve kontrol altında olmayan tıbbi sorunlar; yorgunluk ve iyileşme stresi, korku, evlilik çatışmaları, önceki cinsel sorunlar, ailevi, hukuki ya da mali sorunlar veya depresyon ya da diğer stresler geliyor. Kadınların cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunların başında ağrılı cinsel ilişki geliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani “disparoni” organik ve yüzeysel nedenlerden oluşuyor.
YÜZEYSEL NEDENLER
Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vaginal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).
DERİN DİSPARONİ
Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir. Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.
BULAŞICI HASTALIKLAR
Genital herpes, bel soğukluğu, AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sorun doğuruyor. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşmeyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların fiziksel şikayetleri cinsel yaşamı da keyifsiz hatta imkansız kılıyor.
İLAÇLAR YOL AÇABİLİR
Erkek cinselliğini etkileyen nedenlerin başında fiziksel olanlar geliyor. Özellikle belli bir yaştan sonra kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkiliyor. Bu ilaçlar arasında: Hipertansiyon ilaçları; idrar söktürücü ilaçlar; Trankilizanlar; antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalp atışı için kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebiliyor. Erkeklerin cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunlar arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu
Keyifsiz ilişkide psikolojik faktörler
- Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgi ve kapasitenin azalmasında önemli rol oynuyor:
- Depresif, üzgün ruh hali,
- Uyumada güçlük çekmek ya da çok uyumak,
- Normalden daha çok ya da az yemek yemek,
- Aşırı kilo ya da aşırı zayıflık,
- Uzmanlar özellikle işte yaşanan stresin altını çiziyor ile stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik olarak çıkar uyarısında bulunuyor.
Birlikteliği canlandırmanın yolları
- Yapılan araştırmalara göre cinsel gereksinimlerini ve kaygılarını tartışan çiftler sorunlarıyla daha iyi baş ediyor.
Iyi iletişim daha iyi cinsel ilişkiye yol açıyor.
- Kaygı ve korkunuzu ya birbirinizle ya da doktorunuzla konuşun.
- Rahatsız edilmeyeceğiniz, tanıdığınız, huzurlu bir yer seçin.
- Yiyeceklerinize dikkat edin, cinsel iştahı artıracak meyve, sebze yiyin. Protein ağırlıklı beslenin. Afrodizyakları yeterince tüketin.
- Yemekten sonra cinsel ilişkiye girmeyin. Uzmanlar 1- 3 saat beklemek gerektiğini belirtiyor. Böylece gıdaların sindirilmesine izin verin. Diğer fiziksel aktiviteler gibi gıdaların sindirilmesi daha fazla kan gerektirir. Gıdaları sindirmek için çok kan kullandığınızda kalbiniz kan gerektiren diğer etkinlikler için daha fazla çalışmak zorunda kalır. l
- Egzersiz kendinizi daha iyi ve daha güvenli hissetmeniz için mükemmel bir yol. En az haftada 3 gün egzersiz yapmaya çalışın. l Dinlenmiş ve stressiz olduğunuz bir zamanı seçin. l
- Cinsel ilişki için en iyi zaman dinlendirici bir gece uykusundan sonra sabah erken ya da kısa bir gündüz uykusu sonrasıdır.
Erken boşalmanın 10 nedeni var
Yazan: admin 30 Haziran 2009 Salı
Kategori: Cinsel Sağlık
->
Hem kendini hem de partnerini cezalandırıyor olabilirler…
Erken boşalan erkek bilinçdışı olarak hem kendini hem de partnerini cezalandırıyor olabilir
Türk erkeklerinin %70′nin erken boşaldığını ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Erken boşalmayı hemen her erkek aynı şekilde yaşar gibi görünse de aslında erken boşalmanın her biri farklı nedenden kaynaklanan 10 tipi vardır. 4′ü fiziksel nedenli, 5′i psikolojik ya da ilişkisel nedenli ve 1 tanesi de diğer bir cinsel fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği karışık tip olmak üzere inceleyeceğimiz erken boşalma çeşitleri özellikle klasik ve geleneksel yöntemlerin sonuç vermemesini anlamada bizi aydınlatacak bir sınıflama olacaktır.
Psikolojik ve ilişkisel nedenler oldukça karmaşık ve birbirine bağlıdır, o nedenle bunları iyi anlamak gerekir. Erken boşalmanın sadece nedenleri değil, etkileri de karmaşıktır. Erken boşalma erkeğin öz saygısı, cinsel yaşantısı ve ilişkisi üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir. Kişi öfke, aşağılanma, hayal kırıklığı, kızma, yetersizlik, utanç ya da suçluluk doğuran eski deneyimlerini ve egosunu rahatsız eden birçok özrünü bilinç dışına itmekle kalmaz, bunları hiç yaşanmamış gibi de algılayabilir. Günahkârlık, suçluluk, bedel ödeme, kendini cezalandırma, kapalılık, saldırganlık, derin endişe, zevk ve yetenek etrafındaki çatışmaları gizlemek için erken boşalmanın ne anlam ifade ettiği mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Çünkü erken boşalan erkek, bilinçdışı olarak, hem kendini hem de partnerini
cezalandırıyor olabilir. Ayrıcı tıpkı bir döngü gibi, bu etkiler erken boşalma
sorununun daha da kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle erkeğin hangi tip ya da tiplerde erken boşalmaya sahip olduğunu belirleme boşalma refleksini kontrol etmede özel ve etkili yaklaşımların geliştirilmesi için önem arz eder.” dedi.
Erken boşalmanın 10 tipi var
Erken boşalmaya tanı koyma sürecinin önemine dikkat çeken CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Kişiyi ilk önce ömür boyu olan ve daha sonra sonradan kazanılmış olan erken boşalma tiplerine göre değerlendirmek gerekir. Erken boşalmanın 4 tipi (nörolojik sisteme bağlı erken boşalma, özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma ve psikoseksüel beceri
eksikliğinden kaynaklanan erken boşalma) ömür boyu süren erken boşalma tipini ifade eder, geri kalan 6 tip ise (fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma, fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma, ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, ilişki stresine bağlı erken boşalma ve karışık tip erken boşalma) sonradan kazanışmış erken boşalmayı işaret eder. En yaygın erken boşalma tipleri; özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, karışık tip erken boşalma (genellikle sertleşme sorunları gibi başka bir cinsel işlev bozukluğu ile birlikte görülen erken boşalma) ve psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalmadır. Daha sonra en yaygın olanlar ilişki stresine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma, nörolojik sisteme bağlı erken boşalma ve fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma (genellikle prostat iltihaplanması)’dır. Fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma ve ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma ise daha nadirdir.” dedi.
Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri
Erken boşalmanın cinsel terapi ile %100 tedavi edilebileceğini CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Ancak cinsel terapiste giderek cinsel terapi alacak imkanı olmayanlar aşağıda önerdiğimiz egzersizleri kendi başlarına veya partnerleriyle uyguladıklarında boşalma denetimi kazanma sürecine girebilirler.
Düzenli bir partneri olan erkekler; önce sevişmeli, tam bir sertleşme olduktan sonra sırtüstü yatmalı ve bütün dikkatlerini penisten aldıkları duyumlara odaklamalıdırlar. Bu sırada partneri ilk aşamada kuru elle, ikinci aşamada ise bebe yağı ile penisini uyararak mastürbasyon yapmaya başlamalıdır. Penisine odaklanan erkek, boşalmak üzere olduğunu hissettiğinde partnerine ‘dur’ demelidir. Dur-başla tekniği adı verilen bu uygulamada erkek, acil boşalma isteği geçene kadar makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi 3 kez sıkar ve çok yavaşça gevşetir, sonra ‘başla’ diyerek partnerinden yeniden penisini uyarmaya başlamasını ister. Bu şekilde en az 30 dakika partnerinin dur-başla şeklinde yaptığı mastürbasyon ile kendini kontrol etmeyi öğrenen erkek, isterse kendini ödüllendirmek için boşalabilir. Bu sayede boşalmadan hemen önceki duyumları tekrar tekrar uzatılmış olarak yaşayan erkek,yüksek uyarılma düzeylerinde kendini kontrol etmeyi öğrenir. Mastürbasyon ile boşalma denetimi sağlandıktan sonra, aşamalı olarak kadının üstte olduğu bir pozisyonda cinsel birleşmeye izin verilir. Cinsel birleşme aşamasında da ‘dur’ deyince penis içerde hareketsiz tutularak beklenir, acil boşalma isteği geçene kadar erkek makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi 3 kez sıkar ve çok yavaşça gevşetir, sonra partnerine ‘başla’ diyerek devam etmesini ister. Düzenli bir cinsel partneri olmayan veya herhangi bir nedenle cinsel terapiye partneriyle katılamayan erkek ise; yukarıda anlatılan dur-başla egzersizini kendi başına yapar. Mastürbasyonda boşalma denetimini kazanan erkek yine yukarıda anlatıldığı gibi partneriyle ilişkiye girebilir. Ayrıca dur-başla tekniği ile senkronize bir şekilde kasıklardaki kasları kasma ve gevşetme, ritmik nefes alıp verme metotları da kullanılabilir. Bu egzersizler ile erkek sadece uzun süreli boşalma kontrolü sağlanmakla kalmaz, aynı zamanda penisin sertleşmesini ve orgazmının kalitesini de yükseltir.” dedi.
Kirli tuvaletler tehlike saçıyor
Yazan: admin 30 Haziran 2009 Salı
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Çocuklarda görülen kabızlık sorunun en önemli nedeni olduğu açıklandı.
Öğrenci çağındaki çocuklarda sıklıkla görülen kabızlığın en önemli etkenlerinden birisinin kirli tuvaletler olduğu bildirildi.
Uzmanlar kabızlığa tıbbi nedenlerin etkisinin çok az olduğunu, yapılan araştırmalarda çocukların yüzde 96’sının fonksiyonel nedenlerden dolayı kabız oldukları ortaya çıktı. Öğrenci çağındaki çocuklarda yapılan araştırmalarda, çocukların kirli tuvaletlere girmeme yönünde eğilimi olduğu ve bu nedenden dolayı kabızlığın ortaya çıkabileceği vurgulandı.
82. Yıl Devlet Hastanesi Başhekimi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Murtaza Yetiş, “Çocukların çok küçük bir bölümünde kabızlık organik nedenlere bağlıdır. Yapılan araştırmalarda çocukların büyük bir çoğunluğunda kabızlığın fonksiyonel olduğu belirlenmiştir. Fonksiyonel kabızlık dışkılamadan hoşnutsuz olan ve istemli olarak kakasını tutan çocuklarda görülür. Tuvalet eğitiminin yetersizliği, diyetteki değişiklikler, stres, tuvaletten hoşlanmama gibi nedenler buna neden olabilir” dedi.
Kabızlığı bulunan çocuklarda düzenli dışkılaşmayı sağlayacak koşulların oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Yetiş, “Çocuk eğitilmeli, düzenli dışkılaması ödüllendirilmeli, tuvalete gitmemesine sebep olan etken (kirli tuvalet gibi) ortadan kaldırılmalıdır. Acele etmeden her yemekten sonra tuvalete gitmesi sağlanmalıdır. Ödüllendirme yoluyla her yemekten sonra ve gece yatmadan olmak üzere toplam 3-4 kez tuvalete gitmelidir. Okul çağı çocuklarında günde en az 2 kez tuvalete gitme sağlanmalıdır.
Motivasyon için çocuk psikiyatrisinden ya da psikologdan yardım istenebilir. Bu aşamayla birlikte medikal yaklaşım sağlamak üzere çocuk hekiminin yardımı alınmalıdır” şeklinde konuştu.
Cihan
http://haberturk.com/haber.asp?id=139227&cat=220&dt=2009/04/07
Kenelere karşı yeni yöntem
Yazan: admin 30 Haziran 2009 Salı
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Bu yıl hastaların üzerinde denenecek…
Hıfzıssıhha Merkezi Bakanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, kene ısırığının neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı serum ve aşı üretimi konusunda ciddi çalışmalar yaptıklarını söyledi. Doç. Dr. Ertek, “Daha önce KKKA hastalığını geçirmiş ve kanlarında bağışıklığı olanlardan bir takım serumlar alındı. Kanlarında antikor olan donörlerden 4 şehirde serum toplandı. Bunları birkaç hastanede hastalar üzerinde deneyeceğiz” dedi.
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun başkanlığındaki bakanlık bürokratları ve bilim adamları, Hekimevi’nde düzenledikleri ortak basın toplantısında kene ısırığı ile ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı konusunda açıklamalarda bulundu.
-KENEYE KARŞI AŞI DA YOLDA-
Hıfzıssıhha Merkezi Bakanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, daha önce KKKA hastalığına yakalananların kanlarından 4 şehirde yaşayan donörlerden toplanan kan örnekleri ile KKKA’ya karşı serum geliştirmek için kolları sıvadıklarını belirterek, 3-4 ay içinde olumlu sonuç almaları halinde üretime devam edeceklerini bildirdi. Ertek, bununla birlikte tetenoz, difteri ve akrep sokmalarına karşı kullanılan at kaynaklı serumun KKKA hastalığına karşı da kullanılması için test çalışmalarının sürdüğünü ifade ederek, “TÜBİTAK ile ortak bir projemiz kapsamında KKKA aşı üretmeyi planlıyoruz. Bu aşının insandan önce 2 memeli hayvanda denenmesi gerekiyor. 2-3 yıl içinde KKKA aşısı üretmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
-“KENEYİ KENDİNİZ DE ÇIKARABİLİRİSİNİZ”-
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu ise, geçtiğimiz yıl kene ısırığı sonucu 1315 vakanın görüldüğünü ve 63 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Torunoğlu, bu yıl için henüz resmi olarak bildirilmiş KKKA vakasının bulunmadığını ifade ederek, “Geçen yıl 285 bin kişi kene yapışması veya ısırması şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurdu. 5 bin kişiden kan aldık ve bin 315’inde vaka tespit edildi” dedi.
Torunoğlu, insanların keneyi kendi imkanlarıyla çıkarabileceğini ancak bunu yaparken çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Keneyi çıkardıktan sonra kendinizi çok izleyin. Ateş, kanama gibi herhangi semptomda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurun” diye konuştu.
Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zati Vatansever da, kene ile ilgili sağlık muhabirlerine görsel bir sunum gerçekleştirdi. Vatansever, kenelerin sırtlarında barındığı koyun, keçi ve ineklerin etlerinin yenilmesinde sağlık açısından bir sorun bulunmadığını kaydetti.
Şehirlerde KKKA riskinin olmadığını, metropollerde yaşayanların gereksiz gere paniğe kapılmaması gerektiğinin altını çizen Vatansever, “Kene vücuda tutunsa bile 6-12 saat içinde çıkarılması halinde sorun olmayacaktır. Şehirlerdeki insanların hiç korkuya yapılmaması gerekir. Riskli bölgelerde yaşayanlar için söylüyorum, keneyi kendiniz de çıkarabilirsiniz, yapamıyorsanız doktora gidin. Zaten Türkiye’de en iyi kene çıkaranlar köylülerdir; ancak zaman zaman yanlış yöntemler kullanabiliyorlar” diye konuştu.
Numune Hastanesi Enfeksiyon Kliniği Şefi Prof. Dr. Hürrem Bodur ise KKKA, ateşi ile ilgili en iyi kayıtların tutulduğu ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı ve vakalardaki ölüm oranının yüzde 5’lerde seyrettiğini söyledi.
-“1200 KÖYDE 600 BİN KİŞİ EĞİTİLDİ”-
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun, kene konusunda basına önemli görevler düştüğüne dikkat çekerek, “İnsanları panik havasına sokacak, psikolojisini bozacak haberler yapmayın” ricasında bulundu.
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Uzm. Dr. Turan Buzgan ise, Türkiye’de kene konusunda bin 200 bölgenin risk altında bulunduğunu anlatarak, bu bölgedeki 150 bin hanede yaşayan 600 bin kişinin eğitildiğini belirtti. Buzgan, “Sağlık ekiplerimiz yanlarına köy muhtarı ve köy öğretmenlerini de alıp bu köyleri ziyaret ederek bilgilendirme yapıyor.
KKKA konusunda broşürler dağıtıyoruz, keneye karşı kullanılan ürünleri ücretsiz dağıtıyoruz” diye konuştu.
ANKA
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=139850&cat=220&dt=2009/04/10
Kenelerin sayısı bu yıl arttı mı?
Yazan: admin 30 Haziran 2009 Salı
Kategori: Çocuk, Diş, Göz, Kadın Sağlığı ve Sağlık Haberleri
Daha erken ortaya çıktılar.
Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bilal Dik, küresel ısınma nedeniyle bu yıl kenelerin daha erken ortaya çıktığını belirtti.
Prof. Dr. Dik, keneyle mücadelede önemli eksikler olduğunu, kene görülen yerlerde özellikle belediyelerin bilinçsizce ilaçlama yaptıklarını öne sürdü.
Bu ilaçlamaların, kenenin doğal düşmanları olan böcekleri de öldürebildiğini dile getiren Prof. Dr. Dik, bu nedenle, keneye karşı verilen mücadelede bilim adamlarının önerilerinin göz önünde bulundurularak, ilaçlama çalışmalarının yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Ancak bugüne kadar yapılan çalışmalarda, kene konusunda uzman bilim adamların görüşlerine yeteri kadar başvurulmadığını veya bilim adamlarının görüşlerinin yetirince dikkate alınmadığını savunan Prof. Dr. Dik, şunları kaydetti:
”Küresel ısınma nedeniyle bu yıl kenelerin daha erken ortaya çıktığı bir gerçek. Çünkü kene sıcağı sever. Örneğin geçtiğimiz yıllarda keneler mayıs ayında yoğun şekilde görülüyorsa, bu yıl havalar erken ısındığı için nisan ayında görülmeye başlandı. Bugün üzerinde en fazla durulan konu, kenelerin sayısının geçtiğimiz yıllara göre artıp artmadığı… Türkiye’de sistemli bir kene taraması yapılamadığı için, ‘Önce ne kadar kene vardı, şimdi sayıları arttı mı?’, bunu bilemiyoruz. Tek bildiğimiz şey, Sağlık, Tarım ve Köyişleri, Çevre ve Orman ile İçişleri Bakanlıklarının iyi bir ortak organizasyonla, bilim adamlarıyla birlikte kapsamlı bir keneyle mücadele programı uygulamaları gerektiğidir. Bu organizasyon maalesef bugüne kadar başlatılmadı.”
-KENT İNSANI KORKUYOR AMA ASIL TEHLİKE KIRSAL KESİMDE-
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü taşıyan kenelere karşı asıl duyarlı olması gereken kişilerin, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kırsal kesimdekiler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dik, ”Bu konuda özellikle duyarlı olması gereken hayvancıların çoğu, hayati riskle karşı karşıya olmalarına rağmen kenelere aldırış etmiyor. Bunun korkusunu yılda birkaç kez kırlara pikniğe giden kent insanı yaşıyor. Keneye karşı büyük riskle karşı karşıya olan kırsal kesim, bu ölümcül virüse ve kenelere karşı bilinçlendirilmelidir” diye konuştu.
AA
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=141953&cat=220&dt=2009/04/21
Döllenmesiz Cinsel İlişki – Cinsel Sağlık
Yazan: admin 29 Haziran 2009 Pazartesi
Kategori: Cinsel Sağlık
Günümüzde evlilik yalnızca üremek amacını gerçekleştirmek için kurulan bir düzen değildir. Bu daha çok karşılıklı sevgiyi göstermenin bir yoludur.
Bugün bile bazı din ve ahlak hocaları, bu şekil cinsel ilişkinin, evliliğin kutsallığını zedelediğini ileri sürmektedir. Fakat nasıl bir uzay roketi, uzayın kutsallığını zedelemezse, üreme amacını gütmeyen cinse! ilişki de evliliğin kutsallığını lekelemez, bu yeni bir doğal bölgenin elde edilmesidir.
Böyle saçma tabular yüzünden ne kadar çok kadın ve erkeğin ruhsal bunalım geçirdiklerini yalnızca doktorlar bilir.
İnsanların hayvanlar gibi sınırlı cinsel zamanları yoktur. Onları, cinsel yaşama uyaran ruhsal nedenlerdir. Üremeyi düşünmeden cinsel birleşimde bulunmak çok doğaldır. Bunu yasaklamak doğaya aykırıdır, hatta zararlıdır. Böyle bir yasağa uymak ise hemen hemen olanaksızdır.
Birleşimi sadece üremek için bir araç olarak gören çok az aile vardır. Evlenmenin kendisi de sadece üremeye hizmet etmez. Bu, birlikte yasamak isteğinden doğar.
Üremek, evliliğin bir yan belirtisidir. Günümüz insanı, cinsel ilişkide sevginin en yüksek belirtisini görür. Bu arada çocuk sahibi olmayı istemek çok doğaldır ve sevgi ne kadar fazla olursa, o kadar çabuk çocuk sahibi olmak istenebilir.
Kızlık Zarı Bozulmadan Gebelik Oluşabilir mi? – Kızlık Zarı
Yazan: admin 29 Haziran 2009 Pazartesi
Kategori: Cinsel Sağlık
Evet. Gebelik oluşma sı için kızlık zarının bozulması şart değildir. Yukarıda anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.
Diğer bir yol da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır.
Spermler oldukça hareketli hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da iç genital sisteme geçerek gebeliği başlatabilirler.
Porno Siteler İktidarsızlık Yapıyor – İktidarsızlık
Yazan: admin 29 Haziran 2009 Pazartesi
Kategori: Cinsel Sağlık
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erkeklerin en büyük kabuslarından biri olan iktidarsızlıkla ilgili soruları yanıtladı:
İktidarsızlık tüm erkeklerin başına gelen bir sorun mu, ne kadar yaygın?
Dünya genelinde 152 milyon erkek, tekrarlayan sertleşme sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222 milyo nu bulması bekleniyor. Neden olarak da; beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. En çok rastlanılan sorunlar; erkeklerde sertleşme ve boşalma problemleri, kadınlarda ise orgazm problemleri, vajinismus ve ağrılı ilişkidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasında sertleşme sorunu olduğu tahmin ediliyor. Ne yazık ki, bu hastaların sadece yüzde 2 lik kısmında sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır. Yüzde 98 inde ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğmaktadır.
Gençlerde son yıllarda sorunlarda artış var mı? Neden?
Genelde 15-30 yaş grubu aralığında, başta erken boşalma sorunu olmak üzere ereksiyon problemleri de yoğun olarak görülüyor. Bunun temelinde strese bağlı nedenlerin yanı sıra cinsel bilgi eksikliği ve hekime müracaat etmekten çekinme gibi faktörler rol alıyor. Gençler arasında iktidarsızlık probleminde bir artış gözlemliyoruz. Ancak bu artış müracaat sayısından dolayı da olabilir. Daha önce hekime müracaat az olduğu için gençlerdeki olay daha sınırlı diye düşünüyorduk.
Erken boşalma yaşayan çok sayıda genci incelediğimizde; genellikle psikolojik kaynaklı sertleşme sorunu olduğunu gözlemledik. Cinsel bilgi eksikliğine bağlı sebeplerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda penis boyutuyla ilgili çok takıntı var. Gençlerin ana nedenlerinden biri de bu oldu. Buna taktıkları için ilişkiye kafalarında sorularla giriyorlar. Ayrıca ilişkide bulundukları kişilerin doğru olmayan ifadeleri de gençlerde iktidarsızlık sorunu yaratabiliyor. Özellikle ilişkilerini profesyonellerle yaşayan kişilerde bu daha sık gözleniyor.
Yani ilk cinsel deneyimin profesyonel kişilerle olması iktidarsızlık sorununu mu ortaya çıkarıyor?
Cinsel deneyimlerini profesyonel kişilerden edinenler, onların yanlış ifadelerine inanıyorlar. Yanlış yönlendirmeler, kafalarda korkunun oluşmasına neden oluyor. Kendilerini yetersiz hissettiklerinde bu korkuyla cinsel ilişkiye başlıyorlar. Ve bu sorun üst üste tekrarlandığında psikolojik olarak yerleşebiliyor.
Sizce internet gençlere cinsel bilgi edinmede yardımcı oluyor mu?
Aslında olur ama gençler bunları araştırmak ve doğru kaynağa ulaşmak yerine çoğunlukla pornoya yöneliyorlar. İnternetten pornoya kolay ulaşım, gençlerin tamamen seks hakkında hatalı bilgiler edinmelerine neden oluyor. Seks konusundaki cahillikleri de iktidarsızlığa yol açabiliyor. Kendilerini o filmlerle karşılaştırıp, performans korkusuna kapılıyorlar.
Viagra doktordan önce başvurulan bir yöntem mi?
İktidarsızlık sorunu yaşayan insanlar, ilk durak olarak eczacıya başvuruyorlar. Bu nedenle Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) olarak eczacı ve eczacı kalfalarına dönük 20 şehirde bilgilendirme konferansları vereceğiz. Bu hastaları hekime yönlendirebilmek ve yanlış ilaç kullanımının önünü kesebilmek için 300 e yakın eczacı ve eczacı kalfasına cinsel bilgi konferansı vereceğiz. Sorunu olan insanlar, bu kişilere danıştığında doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Bu tür ilaçların gerçekten yüzde 100 faydası oluyor ancak ne tür bir soruna karşı, ne tür bir ilacın, nasıl kullanılacağını bilmek gerekli. Bu ilaçları doktora danışmadan kullanan biri, en fazla bir süreliğine şikayetinden kurtulur ancak tedavi olamaz.
Sorunun organik olup olmadığını anlamak için ne gibi tetkikler yapılıyor, kaç günde sonuç alınıyor, tedavinin ve teşhisin maliyeti yüksek mi?
Bugün bütün dünyada uygulanan protokole göre; cinsel fonksiyon ile ilgili müracaatlarda hastanın ve partnerinin birlikte ele alınması gerekir. Cinsellikle ilgili bilgilerin derecesi, çocukluktan beri geçirdikleri cinsel travmalar, ailenin cinselliğe bakış açısı gibi faktörler ve kişinin cinsel gelişimi dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Bu faktörlerin psikolojik veya organik olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Organik faktörler; hormonal, metabolik (şeker, kolesterol vb), damarsal ve nörolojik nedenlere bağlı olabilir. Bu faktörler yapılan kan analizleri, dopler tetkiki ve gerekirse gece ereksiyon testi ile kontrol edilir. Elde edilen verilere göre tedaviye geçilir. Eğer organik faktörlerin yanında psikolojik sorunlar da mevcutsa davranış tedavisi uygulanır. Bu arada organik sebebe yönelik tedavi ile hekim ilaçlardan da uygun gördüğü birini diğer tedavilere ek olarak kullanabilir. Alınacak cevaba göre de hekim tedavinin yönünü ayarlar. Bu yapılan medikal tedaviye rağmen sonuç alınamazsa, cerrahi yöntemler ile tedavi tamamlanır. Genelde uyku testi dahil bütün bu psikolojik ve organik tetkikler, iki gün içinde tamamlanabilir.
Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan hastalarda tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen faktörler nelerdir?
Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörler arasında organik ve psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında yatan nedenin organik bir sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu sisteme ait bozukluk ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu sebep devam ederse tedaviye direnç oluşturur.
Müracaat eden kişinin sorununun nereden kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik olsun psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını çiziyorum; sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir, hekime takip imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin içinde yaşamaya alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında sorunum hemen hallolsun demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.
İktidarsızlığın ne kadarı tedavi ediliyor?
Hekim hastanın kendisinden beklentisini önemli ölçüde özümsemiş olmalıdır. Bir tedavi gerektiği kadar derinlemesine incelemeden tavsiye edilirse, hasta tedaviyi terk eder. Tedavisine devam etmeyen hastaların yarıya yakını, hekimin yaklaşımını doğru bulmuyor, tedavinin sonuca ulaştırmadığı yönünde ifadelerde bulunuyor. Bu da hekimlerle ilgili önemli bir boyut. Tedavinin sürekliliğini etkileyen başka bir nokta da; çiftlerin birlikte samimi olarak problemin çözülmesine yardım edememeleri… Hekim hangi tedavi sonucunda nasıl bir ilerleme olacağını tek tek anlatmazsa, çiftler de birbirlerinden ne beklediklerini bilemiyor ve tedaviyi terk ediyor.
Erken Boşalma Tedavileri
Yazan: admin 29 Haziran 2009 Pazartesi
Kategori: Cinsel Sağlık
Sebebin açığa çıkarılması, endişelerin giderilmesi , sık cinsel ilişkide bulunar ak cinsel gerilimin azaltılması bazen işe yarayabilir.
Erken boşalma eşlerin biri veya her ikisi içinde cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir.
Sıkıştırma Tekniği : Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bu metodda kadın erkeğin penisini boşalma yaklaşana kadar uyarır. Boşalma oluşacağı anda kadın erkeğin penisini erksiyonun bir kısmı kayboluncaya dek sıkar. Bu teknikde amaçlanan orgazm öncesi hissedilenleri ve geciktirmeyi erkeğe öğretmektir. Elle uyararak hareketsiz bir ilişki ile başlayan bu teknik daha sonra kaydırıcı bir krem kullanarak,kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak , kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak sürdürülür. Master ve Jhonsons bu tekniği öğrenerek uygulayanların %98 inde erken boşalma sorununun ortadan kalktığını bildirmiştir.
Dur-Başla Tekniği : Bu teknikte kadın erkeğin penisini 3 kez ardı ardına boşalma olasıya kadar uyarır, ancak boşalma olmadan önce uyarıyı keser. Dördüncü denemede ise boşalmaya izin verilir. Haftada 3 kez erkek boşalmasını kontrol edesiye değin tekrar edilir. Boşalmanın kontrol edildiğinden emin olunduğunda bu işlem kayganlaştırıcı bir kremle denenir. Daha sonraki aşamalarda kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak , kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak ve son olarak yanyana pozisyonda dur-başla tekniği uygulanır. Bu teknikle erkek uyarılma sona erdirilmediği takdirde boşalacağı zamanı öğrenir. Bu tekniği uygulayanların % 90-95 inde boşalmanın 10-15 dakikalara uzayabildiği bildirilmiştir.
Psikoterapi ve Depresyon Tedavisi : Bazı vakalarda erken boşalma derinlerdeki bir ruhsal çatışmadan veya depresyondan kaynaklanıyor olabilir. Bunların açığa çıkarılması, psikoterapi uygulanması veya depresyonun tedavisi erken boşalmayı da engelleyebilmektedir.

